Rusiya Çinlə Hindistanı barışdıra bilmədi

Gölge savaşları: Korona salgınına dair istihbarat çalışmaları

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’ninTürkiye ziyareti ne anlama geliyor?

Авраам Шмулевич: приведёт ли революция в Тегеране к революции в Москве, Грозном и Баку.

Türkakım Libya Erdoğan Putin

Gündem 8 Ocak 2020
171

8 Ocakta TürkAkım’ın devreye girmesinin yanında Erdoğan ve Putin arasında gerçekleştirilen görüşme sonucunda taraflar Libya’da çatışmayı sonlandırmak için arabulucu olmaya hazır olduklarını belirtmiştir. Bu bağlamda Türkiye ve Rusya, Libya’daki tüm taraflara çatışmaları 12 Ocak günü saat 00.00 itibarıyla durdurmak, sahada istikrarın sağlanması ve Trablus ile diğer şehirlerde günlük hayatın normalleştirilmesi için gereken önlemlerle desteklenen sürdürülebilir bir ateşkes ilan etmek, Libya halkının acılarına son vermek ve ülkeye barış ve refahı yeniden getirmek için derhal bir müzakere masasının etrafında bir araya gelme çağrısında bulunmuştur. Söz konusu durum Rusya ile Türkiye’nin, tüm çıkar farklılıklarına rağmen, Libya’da Suriye’de olduğu gibi ortak paydada buluştuğunu göstermektedir. Türkiye ve Rusya’nın Libya konusunda anlaşması, Doğu Akdeniz’de ABD – İsrail – Yunanistan – Güney Kıbrıs Rum Kesimi ortaklığından Türkiye’ye karşı gelen askerî tehdide ve baskılara karşı koymak açısından kritik öneme sahiptir. Bahsettiğimiz tehdidi dengelemek amacıyla Türkiye Rusya’ya yakınlaştırmak zorunda kalmaktadır. Tarafların Libya konusunda vardığı mutabakat hem Türkiye’nin hem de Rusya’nın Doğu Akdeniz’deki varlığını pekiştirecektir.
Bunun yanında taraflar, İdlib ile ilgili bütün anlaşmaların tüm unsurlarıyla hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Rusya ve Türkiye, 17 Eylül 2018 ve 22 Ekim 2019 tarihli Muhtıraların uygulanmasının önemini teyit etmiştir.
Rusya’nın Türkiye ile İdlib üzerinde uzlaşmasının arkasında şu mantık yatmaktadır; Türkiye’nin İdlib’te istikrarı sağlaması ve radikal unsurların yok etmesi karşılığında, Suriye’nin yeni oluşturulacak siyasi yapısında Türkiye’nin (Türkiye destekli grupların) yer alması ve Rusya’nın Türkiye ile birlikte PYD/YPG unsurlarına baskı uygulayıp onların rejim güdümüne dönmesini sağlamaktır. Bu bağlamda PYD/YPG’nin Şam’ın mutlak egemenliği kabul etmediği sürece Rusya, Suriye ve Türkiye’nin ortaklaşa gerçekleştireceği askeri ve diplomatik baskısıyla yüzleşecektir.
Buna karşın Washington’un PYD/YPG ile işbirliği, Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesi ve uzun vadede Türkiye’nin Güneydoğu bölgesini de içerecek bir Kürt devletinin kurulmasını amaçlamaktadır. Bununla birlikte Washington, Erdoğan’ın Rusya ile yakınlaşmasına yönelik adımlarına karşı da Türkiye üzerinde baskı uygulamak amacıyla Kürt faktörünü açıkça kullanmaktadır. Söz konusu durum ABD ve Türkiye ilişkilerinde güven sorununa neden olmaktadır ve Türkiye’yi Rusya’ya da çok yakınlaştırmaktadır. Bugünkü görüşmenin sonuçları da bu yakınlaşmanın somut örneğidir.
Sonuç olarak tarafların Astana modeline benzeyen bir mekanizmayı Libya’da ve hatta Körfez’de (Taraflar Körfez bölgesindeki mevcut gerilimin düşürülmesine dair bağlılığı ifade etmiş, tüm taraflara itidalli ve sağduyulu hareket etme ve diplomasiye öncelik verme çağrısında bulunmuştur) kriz çözümünde de hayata geçirmeye başladığını tahmin edebiliriz. Söz konusu durum Rusya, Türkiye ve İran’ın güdümünde olan yeni “yerel çatışmaları çözme mekanizması” karşımıza çıkarma potansiyeli barındırmaktadır. Söz konusu çatışmaları çözme stratejisi, ABD’nin çatışmaları çözme mekanizmalarından tamamen farklıdır ve ABD’nin prestijini zayıflatan bir unsurdur.

Yaroslav Samoylov Kafkassam Rusya uzmanı

Yorumlar