Şimdi yükleniyor

Turan Rzayev: İsrail’in Somaliland’ı Tanıma Kararı ve Bölgesel Yankıları

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Somaliland’ı bağımsız ve egemen bir devlet olarak resmen tanıdığını ilan etti. Netanyahu, Dışişleri Bakanı Gideon Saar ve Somaliland Cumhurbaşkanı Abdurrahman Muhammed Abdullah ortak bir bildiri imzaladılar. Ayrıca İsrail; tarım, sağlık, teknoloji ve ekonomi alanlarında iş birliği yoluyla Somaliland ile ilişkilerini derhal genişletmeyi planlıyor.
Öncelikle belirtmek gerekir ki Somaliland, 1991 yılında tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan etmiş ve o tarihten itibaren egemen bir devlet olarak tanınmaya çalışmaktadır. Ancak bugüne kadar ne herhangi bir devlet ne de uluslararası bir kuruluş Somaliland’ı bağımsız bir ülke olarak tanımıştır. Dünya kamuoyu, Somaliland’ı Somali Federal Cumhuriyeti’nin bir parçası olarak kabul etmektedir. Bu açıdan İsrail’in Somaliland’ı tanıma kararı özellikle dikkat çekicidir.
Stratejik ve Güvenlik Odaklı Nedenler
Somaliland, Kızıldeniz ile Babülmendep Boğazı hattına yakın stratejik bir konumda yer almaktadır. Bu bölge İsrail için hayati önem taşımaktadır; çünkü küresel ticaret yolları, enerji sevkiyatları ve güvenlik meseleleri doğrudan bu rotaya bağlıdır. Son dönemde Husilerin saldırıları, İran’ın bölgedeki nüfuzunun artması ve Kızıldeniz’deki risklerin yükselmesiyle birlikte İsrail, güvenlik perimetresini genişletmeye çalışmaktadır. Somaliland’ın tanınması, İsrail’e bu bölgede stratejik bir dayanak noktası kazandırmaktadır.
Bir diğer önemli nokta ise İran faktörüdür. İsrail, uzun süredir Doğu Afrika ve Kızıldeniz havzasında İran’ın nüfuzunu zayıflatmaya çalışmaktadır. Somaliland ile resmi ilişkilerin kurulması; İsrail’e istihbarat, askeri-lojistik ve diplomatik açıdan ek avantajlar sağlamaktadır. Bu durum aynı zamanda İsrail’in, Arap ve Müslüman ülkelerin etki alanı dışında alternatif ortaklar oluşturma stratejisiyle de uyumludur.
Ayrıca İsrail, Somaliland’ı tanıyarak uluslararası sisteme siyasi bir mesaj vermektedir. Tel Aviv, tartışmalı bölgelerin tanınması konusunda kendi çıkarlarına uygun seçici bir yaklaşım uygulayabileceğini fiilen göstermektedir. Bu adım, İsrail’in Filistin meselesinde karşılaştığı uluslararası baskılara karşı bir denge yaratma çabası olarak da değerlendirilebilir. Yani İsrail, uluslararası hukuk kendisine karşı siyasi bir araca dönüşürse, kendisinin de kendi çıkarları çerçevesinde emsaller yaratabileceğini söylemek istemektedir.
ABD ve Azerbaycan’ın Tutumu
Doğal olarak İsrail’in bu adımının diğer ülkeler tarafından tekrarlanıp tekrarlanmayacağı meselesi gündeme gelmektedir. Bu bağlamda ilk akla gelen ülkeler ABD ve Azerbaycan’dır. Ancak her iki ülkenin de benzer bir adım atmayacağı önceden bellidir.
* ABD Cephesi: ABD ve İsrail, Somaliland meselesinde aynı çizgide hareket etmemektedir. ABD Başkanı Donald Trump açıkça, “ABD olarak Somaliland’ın bağımsızlığını tanımaya hazır değiliz” demiştir. Washington, Somaliland’ın fiili (de-facto) durumunu kabul etse de, resmi (de-jure) tanınmanın doğurabileceği sonuçların farkındadır ve mevcut aşamada böyle bir karar almak istememektedir.
* Emsal Riski: ABD için asıl sorun emsal teşkil etme meselesidir. Washington, toprak bütünlüğü ilkesinin seçici bir şekilde ihlal edilmesinin uzun vadede küresel çıkarlarına ciddi zarar verebileceğini iyi anlamaktadır. Somaliland’ın tanınması sadece Afrika Boynuzu ile sınırlı kalmaz; bu adım dünya genelindeki onlarca tartışmalı bölge için hukuki ve siyasi bir temel oluşturabilir.
Ayrıca ABD için Somali Federal Cumhuriyeti ile ilişkiler, terörle mücadele, bölgede Türkiye ile koordinasyon ve uluslararası meşruiyet; İsrail’in daha dar kapsamlı güvenlik yaklaşımından daha önemlidir. Bu noktada Türkiye faktörü özel bir önem taşımaktadır. ABD, Somali’de Türkiye’nin merkezi hükümetle kurduğu kurumsal ilişkileri göz ardı edemez.
Azerbaycan’ın İlkeli Duruşu
Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, Somali’deki son gelişmelerle ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer vermiştir:
> “Azerbaycan Cumhuriyeti, uluslararası düzeyde tanınmış sınırları dahilinde Somali Federal Cumhuriyeti’nin egemenliğini, birliğini ve toprak bütünlüğünü tam olarak desteklediğini bir kez daha beyan eder.”
>
Açıklamada, Somaliland bölgesinin tanınmasının uluslararası hukuk normlarına ve BM Şartı’na aykırı olduğu vurgulanmıştır. Azerbaycan, uluslararası hukuku ihlal ederek kendi topraklarında yabancı askeri işgal ve ayrılıkçılıkla ilgili acı tecrübeler yaşamış bir devlettir. Bu nedenle tüm devletlerin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasına kararlılıkla bağlı kalmaktadır.
Bakü’nün bu tepkisi, İsrail’in yarattığı emsale karşı bir mesaj niteliğindedir. Azerbaycan için en hassas çizgi toprak bütünlüğü ilkesidir. İsrail-Azerbaycan ilişkilerinin stratejik düzeyde yakın olmasına rağmen Bakü, bu konuda ilkeli pozisyonundan geri adım atmamaktadır. Bu da Azerbaycan için bu konunun taktiksel değil, fundamental bir dış politika çizgisi olduğunu göstermektedir.

Yorum gönder