Turan Rzayev: İran’da Protestolar Sürüyor
İran’da protesto eylemleri devam ediyor. 2025 yılının son günlerinde başlayan gösteriler, artık dördüncü gecesinde de dinmek bilmiyor. Başkent Tahran başta olmak üzere Hemedan, Yasuc, Kuhdeşt, Reşt ve diğer şehirleri kapsayan protestolar, ülke genelinde geniş bir yankı buldu. İran güvenlik güçleri, eylemlerin önüne geçmek için güçlendirilmiş güvenlik tedbirleri uyguluyor. Birçok şehirde göz yaşartıcı gaz, tazyikli su ve özel harekat birimlerinin kullanıldığı bildiriliyor. Çok sayıda gözaltı mevcut.
Resmi makamlar halka sükunet ve diyalog çağrıları yapsa da, yönetim organları bugüne kadar krizin aşılmasına yönelik somut bir ekonomik veya sosyal yol haritası sunmadı. Bu durum ise toplumsal huzursuzluğu daha da artırıyor.
Krizin Arka Planı
Aksiyonlar; İran riyalinin keskin değer kaybına, fiyatların hızla yükselmesine, işsizliğe ve genel sosyo-ekonomik durumun ağırlaşmasına tepki olarak başlasa da, aslında yaşanan süreç ne ani ne de beklenmediktir. İran’da yıllardır birikmiş olan ve artık gizlenmesi mümkün olmayan sorunlar mevcuttur. Bu problemler belirli dönemlerde tam da bu tür protesto ve kargaşalar şeklinde gün yüzüne çıkıyor. Ülke ekonomisi istikrarlı bir şekilde geriliyor, İran riyali dolar karşısında rekor seviyede değer kaybediyor, enflasyon ise halkın günlük hayatını felç ediyor. Sosyo-ekonomik memnuniyetsizliğin ana tabanını daha çok orta kesim ve düşük gelirli gruplar oluşturuyor. Vaziyet öyle bir noktaya ulaştı ki, artık sıradan bir yaşam tarzı bile lükse dönüşmüş durumda. Bu arka planda toplum ile iktidar arasındaki iletişim fiilen kopmuş vaziyettedir.
Etnik Gerilimler ve Bölgesel Sorunlar
Ekonomik krizle paralel olarak etnik ve merkez-eyalet ilişkilerindeki gerginlik de derinleşiyor. Özellikle Güney Azerbaycan Türkleri başta olmak üzere Kürtler, Araplar ve diğer etnik gruplar arasında merkezi yönetime karşı duyulan rahatsızlık sistematik bir karakter kazanmış durumda. Burada mesele sadece kültürel ve dil haklarıyla sınırlı değil; ekonomik ayrımcılık, bölgesel kalkınmadaki eşitsizlik ve siyasi temsil problemleri etnik kimlikle birleşerek daha tehlikeli bir sosyal zemin oluşturuyor.
Aslında mevcut durumu en net şekilde İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın kendisi ifade ediyor. Pezeşkiyan, protestolarla ilgili konuşmasında, toplumsal huzursuzluğu gidermek için hükümetin etkili hizmetler sunması, kaynakları doğru yönetmesi ve ekonomik-sosyal sorunlara pratik çözümler bulması gerektiğini belirtti. Ancak tüm bunlar gerçekleşmediği gibi, birçok durumda memnuniyetsizlikler etnik unsurlarla alevlenerek kontrolden çıkan bir hal alıyor. Tarihte bunun çok sayıda örneği bulunmaktadır.
Gelecek Senaryoları: “Nabız Yoklama”
Mevcut eylemleri henüz geniş çaplı bir halk ayaklanması olarak nitelendirmek için erkendir. Durum daha çok bir “nabız yoklama” aşamasını andırıyor. Hem iç aktörler hem de dış güçler, İran toplumunun ne kadar dirençli ve ne ölçüde mobilize olabileceğini test ediyor.
İran’ın uranyum zenginleştirmeyi durdurmaması, İsrail ile devam eden açık ve gizli çatışma ve Tahran’ın uzlaşmaz bölgesel politikası; Washington ve Tel Aviv için mevcut rejimi “stratejik tehdit” statüsüne taşımıştır. Bununla birlikte, İran ile doğrudan ve topyekun bir savaş senaryosu ne ABD ne de İsrail için optimal seçenek sayılmaktadır. Böyle bir savaş hem ekonomik açıdan son derece maliyetli olabilir hem de bölgeyi uzun süreli bir kaosa sürükleyebilir.
Eğer mevcut sosyo-ekonomik kriz daha da derinleşir, etnik huzursuzluklar merkezle koordinasyonsuz bir şekilde genişler ve güvenlik aygıtının kontrol kabiliyeti zayıflarsa, İran “renkli devrim” tipi bir senaryo ile karşı karşıya kalabilir. Bu süreç, klasik sokak protestolarından farklı olarak; uzun vadeli, aşamalı ve farklı sosyal grupları birleştiren bir karakter taşıyabilir. Nepal ve Madagaskar gibi ülkelerde gözlemlenen modeller, bu tür süreçlerin bir anda gerçekleşmediğini, ancak uygun siyasi ve ekonomik koşullar oluştuğunda hızla geri dönülemez bir faza geçtiğini göstermektedir.



Yorum gönder