Turan Rzayev: Gazze Barış Konseyi: Trump’ın BM’ye Alternatif Arayışı
ABD Başkanı Donald Trump’ın, Gazze’nin yeniden inşası ve yönetilmesi amacıyla tesis ettiği Barış Konseyi’ne çeşitli devletleri davet etmesi dikkat çekiyor. Örneğin; Rusya Başkanı Vladimir Putin’i de davet etmiş durumda. Bunun yanı sıra Trump, Kazakistan’ı ve Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’i de Gazze Barış Konseyi’ne katılmaya çağırdı. Trump, Türk mevkidaşı Recep Tayyip Erdoğan’ı ise Gazze Barış Komitesi’nin kurucu üyesi olmaya davet etti. Macaristan ve Vietnam, Trump’ın davetine olumlu yanıt verirken; razı olanlar arasında Avustralya, Ürdün, Yunanistan, Pakistan, Kanada, Mısır, Paraguay, Arjantin ve Arnavutluk gibi devletler de bulunuyor.
Tabii ki bu davet ilk bakışta cazip görünse de Trump, üyeliğe karşılıksız bir çağrı yapmıyor. Öyle ki, davet edilen devletlerin Barış Konseyi’ne üye olmak için 1 milyar dolar bağış ödemesini istiyor. Toplanan finansal kaynakların Gazze’nin yeniden inşasına harcanacağı belirtiliyor. Bununla birlikte, konseye üye olmak isteyen devletlere bu mali kaynağı ödemeleri için üç yıllık bir mühlet verilecek.
Donald Trump’ın Gazze için ilan ettiği Barış Konseyi teşebbüsü, her ne kadar ilk bakışta insani amaçlara hizmet eden uluslararası bir platform gibi takdim edilse de, bunu mevcut küresel yönetim sistemine, daha doğrusu BM’ye alternatif yaratma çabası olarak değerlendirenler var. Genel olarak kabul edilmelidir ki, BM artık fiilen uluslararası toplumun beklentilerini karşılamıyor. Bu durum, sistemin kendi mahiyetinden kaynaklanan bir sorundur. Özellikle BM Güvenlik Konseyi’nin karar alma mekanizması neredeyse tamamen tıkanmış ve çatışmaların çözümündeki gerçek etki gücünü kaybetmiştir.
Bunun temel sebebi, kurumun 1945 yılının güç dengesine uygun olarak şekillendirilmiş daimi üyelik modeli ve bu üyelere tanınan veto hakkıdır. ABD, Rusya, Çin, Fransa ve İngiltere; aynı mekanizma dahilinde birbirlerinin kararlarını kolaylıkla bloke edebiliyor ve sonuçta her türlü ciddi uluslararası kriz bir siyasi pazarlık nesnesine dönüşüyor. ABD ve müttefikleri Rusya ve Çin’in girişimlerini veto ederken; aynı şekilde Rusya ve Çin de ABD’nin ileri sürdüğü kararları engelliyor. Bu karşılıklı veto mekanizması ise BM’yi fiilen pasif bir gözlemci statüsüne düşürüyor. İşte bu yüzden son yıllarda birçok devlet ve lider, BM sistemine açıkça itiraz etmeye başlamıştır. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sık sık dile getirdiği “Dünya beşten büyüktür” ifadesi, bu memnuniyetsizliğin sembolü haline gelmiştir. Bu bağlamda, Trump’ın Barış Konseyi girişimini BM’ye bir alternatif olarak görenler mevcuttur.
BM’nin karar alma mekanizması tıkansa da tamamen devre dışı kalmış değildir. Genel olarak 1945 sonrası şekillenen Yalta-Potsdam sistemi, BM Güvenlik Konseyi üzerinden büyük güçlere uluslararası hukuku hem koruma hem de gerektiğinde kendi çıkarlarına göre ihlal etme imkânı verdi. ABD, söz konusu sistemin asıl mimarıdır. Bu açıdan bakıldığında, Washington’un kendi sistemini tamamen yıkması inandırıcı değildir; ancak sistemi demonte etmeye (parçalamaya) çalıştığı söylenebilir.
ABD’yi asıl rahatsız eden nokta, Çin ve Rusya’nın güçlenmesi, Avrupa devletlerinin ise nispeten bağımsız bir siyasi hat izlemesidir. Bu süreçler Washington’un manevra alanını kısıtlamıştır. Trump’ın siyasi felsefesi ise tam olarak bu kısıtlamaları ortadan kaldırmak üzerine kuruludur. Onun yaklaşımında çok taraflı enstitüler, ABD’nin elini kolunu bağlayan yapılar olarak görülmekte; bu bakımdan BM, Trump için faydalı bir mekanizma değil, problemli bir miras kabul edilmektedir.
Kanaatimce ABD, Barış Konseyi’ni BM’ye bir alternatif gibi sunarak aslında teşkilat içinde istediğini elde etmeye çalışıyor. Her şeyden önce Washington, BM harcamalarının ülkelerin mevcut potansiyellerine göre bölüştürülmesini istiyor. Yani ABD daha fazla finansal harcama yapıyorsa, karar alma sürecindeki söz ve nüfuz gücünün de verdiği para kadar olması gerektiğini düşünüyor. Bu açıdan, diğer devletlerin BM’nin tamamen ortadan kalkmasındansa, onun demonte edilmesine (yeniden yapılandırılmasına) razı olması daha gerçekçi görünmektedir


Yorum gönder