KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Türkiye
  4. »
  5. Turan Rzayev: Doğal afet dış politikayı nasıl etkileyecek? Ankara’nın Tel Aviv, Erivan ve Atina’ya bakışı

Turan Rzayev: Doğal afet dış politikayı nasıl etkileyecek? Ankara’nın Tel Aviv, Erivan ve Atina’ya bakışı

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 8 dk okuma süresi
226 0

Kahramanmaraş ve çevre illerde meydana gelen depremin ardından dünyanın dört bir yanından gerek hükümetler düzeyinde gerekse siviller ve insani yardım kuruluşları aracılığıyla Türkiye’ye yardım ulaştırılıyor.
Türkiye’ye insani yardım sağlayan ülkeler arasında özellikle Ermenistan, Yunanistan ve İsrail dikkat çekiyor. Bu ülkeleri diğerlerinden ayıran şey daha fazla yardım etmeleri değil, Türkiye ile siyasi ilişkilerinin kötü, gergin ve durgun olmasıdır.
Şu anda en çok düşündürücü sorulardan birinin resmi Ankara’nın bu üç ülke ile ilişkilerinin ne olacağı tesadüf değil.
Ankara-Tel Aviv ilişkilerinin gelişme hızı artacak
31 Mayıs 2010’da yaşanan “Mavi Mermer” olayının ardından gerilen İsrail-Türkiye ilişkileri artık hızlı bir toparlanma sürecine girdi. Türkiye ve İsrail dışişleri bakanlarının 15 yıl aradan sonra karşılıklı ziyaretler düzenlemesi ve iki ülke liderlerinin telefon görüşmesi yapması Ankara ile Tel Aviv arasındaki buzları eritti.
Büyükelçiliklerin karşılıklı olarak yeniden açılmasıyla fiili diplomatik ilişkiler de yeniden tesis edildi. Türkiye ile İsrail arasında hala çözülmemiş bir takım sorunların olduğu doğru, ancak Tel Aviv’in Türkiye’deki doğal afet sonrası yardımı, iki ülke arasında çözüm bekleyen sorunlar açısından olumlu bir etki yaratabilir.
Ayrıca İsrail’in Azerbaycan’dan sonra Türkiye’ye en fazla insani yardım sağlayan ikinci ülke olduğunu da belirtmek gerekir. Bu gerçek, İsrail-Türkiye ilişkilerinin gelişmeye devam edeceğini ve Ankara’nın Tel Aviv’in insani yardımlarına siyasi alanda olumlu yanıt vereceğini gösteriyor.
Ancak iki ülke arasında değişmeyecek konular var. Özellikle Ankara’nın Filistin’e verdiği desteğin Kudüs ve Gazze sorunlarına bakış açısını değiştirmesi gerçekçi değil.

Akdeniz’de geçici durgunluk
Öncelikle belirtmek gerekir ki resmi Atina, Türkiye’de yaşanan doğal afet sonrası Ankara’ya yardım eden ilk 10 ülkeden biri. Olaydan birkaç saat sonra Yunanistan Başbakanı Kyriakos Miçotakis, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a başsağlığı diledi ve desteğe hazır olduğunu ifade etti.
Ayrıca Yunanistan şu anda Türkiye’de büyük bir kurtarma ekibiyle arama kurtarma operasyonlarına katılıyor. Yunan gazetesi “Katimerini” gibi en radikal medya bile Türkiye’deki depreme destek veriyor.
Tüm bunlar ne kadar olumlu olsa da, Atina’nın attığı bu adımlar hiçbir şekilde gelişigüzel veya tamamen insani değildir:
Birincisi, Yunanistan’ın kendisi Türkiye ile aynı sismik bölgede bulunuyor ve doğal afetlere en az Türkiye kadar eğilimli. Beklenen mermer depremi bile Yunanistan için potansiyel bir tehdit oluşturuyor.
Atina, bir doğal afet anında kendisine en çok yardım edecek ülkenin Türkiye olduğunu ve bugün yapılan insani yardımın yarın kendisine verileceğini çok iyi biliyor.
İkinci olarak Yunanistan, Türkiye’ye yaptığı insani yardımla altı çizili bir mesaj gönderiyor. Yani iki ülke arasındaki gerilimin sorumlusu Atina değil, Türkiye’dir. İnsani yardım da bunu doğrulamaya çalışıyor.
Bütün bunlara rağmen resmi Ankara, Atina’nın yaptığı yardımı unutmayacaktır ve iki ülke arasındaki ilişkiler bir süre normale dönebilir. Prensip olarak 1999 depreminden sonra bile Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkiler normale döndü, ancak bir süre sonra gerilim yeniden alevlendi.
Öte yandan Yunanistan’ın iki ülke arasındaki gerilimi tırmandırdığı da gözlemlenebiliyor. Ya resmi Atina 12 adayı askeri amaçlarla kullanıyor ya da Türkiye’nin deniz sınırlarını tanıması, genellikle iki ülke arasındaki gerginliğin artmasına neden oluyor. Atina aslında şımarık bir çocuk gibi davranıyor ve Batı’yı ne pahasına olursa olsun Türkiye’ye baskı yapmaya çağırıyor.
Bu anlamda bu olaydan sonra iki ülke ilişkileri normalleşse bile bu biraz zaman alacak ve er geç Rum tarafı ilişkileri gerecek bir adım atacaktır.
Erivan’ın Ankara’yı manipüle etme girişimi
Ermenistan, doğal afet sonrası Türkiye’ye yardım gönderen ülkelerden biri. Yardımın yanı sıra Ermenistan bölgeye bir kurtarma ekibi de gönderdi.
Ermenistan ile ilgili en dikkat çekici nokta, 1993 yılından bu yana ilk kez Türkiye’ye insani yardımın Ermenistan-Türkiye sınırında bulunan Margara-Alijan sınır kapısından geçerek ulaştırılmasıydı.
Ermenistan’ın Türkiye’ye yaptığı yardımın samimiyeti şüphelidir. Mesele şu ki, Erivan doğal afeti kendi çıkarları için kullanmaya çalışıyor:
İlk olarak Ermenistan’ın talebi üzerine Margara-Alijan sınır geçiş noktasının açılışı gerçekleşti. Yetkili Erivan olayın boyutunun gayet iyi farkında ve Ankara’nın özellikle sınır ülkelerinden her türlü yardıma ihtiyacı var. Dolayısıyla Türkiye bu hassas zamanı kullanarak Margara-Alican sınır geçiş noktasını açmayı başardı. Doğrudur ki, insani amaçlarla ve kısa bir süre için yapılmış olsa da sonuç olarak 30 yıl sonra böyle bir olay yaşanmıştır ve Ermenistan süreci takip etmek için tüm çabalarını artıracaktır.
İkincisi, Ermenistan, Margara-Alijan sınır kapısının açılmasını, başta Azerbaycan kamuoyu olmak üzere çeşitli yönlerden hoşnutsuzluk yaratmak için kullanıyor. Nitekim Ermeni makamlarıyla ilgili telgraf ve medya kaynaklarında şimdiden Azerbaycan kamuoyunda rahatsızlık ya Resmi İrevan bu şekilde iki ülke arasındaki ilişkileri zedelemeye çalışıyor. Ancak Margara-Alican sınır kapısının açılmasının, yerli izleyiciyi manipüle etmek bir yana, Bakü ile Ankara arasında bir memnuniyetsizlik yaratması pek olası değil. Çünkü Azerbaycan tarafı sınırın açıldığını biliyor ve iki ülke başkanları arasındaki telefon görüşmesinde bu konu hakkında görüşmeler yapılmış olması muhtemeldir. Azerbaycan’ın bu konudaki hassasiyetinin farkında olan Türkiye, bu nedenle sınırın insani amaçlarla geçici olarak açıldığını ifade etmiştir.
Üçüncüsü, Türkiye’de doğal afetin meydana geldiği bölgede oldukça fazla sayıda Ermeni yaşamaktadır ve Ermenistan’ın bu sürece katılımı Ermeni asıllı Türk vatandaşlarıyla da ilgilidir. Resmi İrevan bu şekilde Anadolu’daki Ermenileri etkilemek ve ileride siyasi çıkarları için kullanmak istemektedir.
Ermenistan’ın Türkiye’ye yaptığı insani yardıma gelince, bu gerçeğin iki ülke ilişkilerinin normalleşmesi için belirleyici bir faktör olmadığını söyleyebilirim. Türkiye, Ermenistan-Türkiye ilişkilerinin normalleşmesinin Ermenistan’a ve onun yapıcı adımlarına bağlı olduğunu net bir şekilde ifade etti.
Diğer bir deyişle, Ermenistan Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü tanımadığı ve Türkiye ve Azerbaycan üzerindeki toprak iddialarından vazgeçmediği takdirde iki ülke arasındaki ilişkiler normalleşmeyecektir.
Turan Rzayev

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir