Şimdi yükleniyor

Tofiq Yaqublu: “İktidarın Toplumu Aldatma Planı Tutmadı”

Milli Şura Koordinasyon Merkezi’nin tutuklu üyesi Tofiq Yaqublu, Meydan TV’ye bir röportaj verdi. Yaqublu mülakatında, AHCP Genel Başkanı Ali Kerimli’nin tutuklanması, ülkedeki son siyasi tutuklamalar ve sosyo-politik süreçler hakkında konuştu.
– Tofiq Bey, moraliniz nasıl? Yaşananlar karşısında hala iyimser kalmak mümkün mü?
– Mücadeleci bir ruh halindeyim. Ülvi Hasanlı ve Sevinc Vaqifqızı tutuklandığında Facebook’ta; hepimize iftira atıp tutuklayacaklarını yazmıştım. Elbette Azerbaycan’ın özgür ve demokratik geleceği konusunda iyimserim. Mücadele azmim yerinde ve daha da artıyor. İyimserlik veya karamsarlık, bireylerin durumuna dair bir ölçü olmamalıdır. Burada asıl olan, ülke için beklenen gelecektir. Azerbaycan için her şey iyi olacak, bundan kimsenin şüphesi olmasın. Tarihin akışı su gibidir; akmasına izin vermez, önünü tıkarsanız sele dönüşür, öyle akar. Yani geç olur ama güç olur.
– Uzun yıllar hükümet yanlısı medya muhalefeti “Batı’nın projesi” olarak adlandırıyordu. Son tutuklamalar ise “Ramiz Mehdiyev vakası” ve Rusya iziyle gerekçelendiriliyor. Bu değişikliği nasıl açıklıyorsunuz?
– İlham Aliyev; Ermenistan’da Paşinyan’ın, Moldova’da Sandu’nun gerçek Rusya yanlısı ve hakiki suçlu muhalefeti ifşa edip hapse attığını görüyor. Kendisi de bu fırsattan istifade ederek, aynı suçlamalarla ülkedeki demokratik, Batılı değerler uğruna mücadele eden muhalefeti tutuklayabileceğini ve bunun tam zamanı olduğunu düşünüyor. Elbette bu suçlamalar absürttür ve kimseyi buna inandırmak mümkün değildir.
– Azerbaycan’da yıllar önce başlayan baskılar ve muhalefetin tasfiyesi süreci, her zaman Ali Kerimli’nin tutuklanmasının kıyısından geçiyordu. Bu kez Kerimli darbe girişimiyle suçlanıyor. Bu tutuklama neye işaret ediyor? Bunu ülkede siyasi mücadeleyi tamamen bitirme girişimi olarak görebilir miyiz?
– Muhalefeti tasfiye etmek, demokrasi mücadelesini durdurmak mümkün olmayacaktır. İlham Aliyev 2005-2008 yıllarında da “Artık Azerbaycan’da muhalefet olmayacak” demişti. Bu sınavdan da geçeceğiz. Ali Bey’in tutuklanmasına da yukarıda belirttiğim sebeple cesaret etti. Bence her şey Ukrayna-Rusya savaşının nasıl sonuçlanacağına bağlı olacak. Rusya’nın tartışmasız bir zafer kazanması durumu daha da ağırlaştırırdı. İnanıyorum ki Ukrayna teslim olmayacak ve Rusya’yı pek de memnun etmeyen bir barışa ulaşılacak. Uluslararası baskılar istediğimiz düzeyde olmasa da, kademeli olarak güçleneceğine ve Aliyev’in geri adım atmak zorunda kalacağına inanıyorum.
– Önde gelen bir muhalefet partisinin başkanı tutuklandı ama ülke içinde bu olay sanki sessizlikle karşılandı. Bunun sebebi nedir?
– Muhalefet liderlerinin tutuklanması sessizlikle karşılanmadı. Sosyal medyada ciddi bir itiraz var. Ülkede baskıcı bir ortam olduğu için meydanlarda protesto yapma imkanı yok. Ancak protesto enerjisi kaybolmuyor. İlk fırsatta ciddi itirazlar olacaktır. Bizim için önemli olan, toplumun iktidarın bu “iftira operasyonunu” nasıl karşıladığıdır. Gördük ki insanlar bu suçlamalarla alay ediyorlar. Yani iktidarın toplumu aldatma planı tutmadı.
– İkinci Karabağ Savaşı sırasında Ali Kerimli de siz de İlham Aliyev’e destek vermiştiniz. O zaman Aliyev’in daha sert baskılara yöneleceği görülüyor muydu?
– İkinci Karabağ Savaşı’nda Azerbaycan devletini ve ordusunu destekledik. De-fakto Başkomutan İlham Aliyev olduğu için bu desteği ona da yoranlar oldu. Ayrıca savaşta takındığı tavır haklıydı. Ancak 8 Kasım’da harekatı durdurarak Karabağ’ın tamamen özgürleşmesi sürecini kestiği ve Rus barış güçlerini Karabağ’a getirdiği için onu sert bir şekilde eleştirdik. Şahsen ben doğrudan İlham Aliyev’e destek ifade etmedim, desteğim Azerbaycan’ın haklı davasınaydı. Savaştan sonra bu boyutta baskılar olacağını düşünmüyordum; fakat pek çok kişinin aksine, şimdiki kadar kitlesel olmasa da baskıların eski usulde devam edeceğini ısrarla söylüyordum.
– Batı’nın şu an Azerbaycan’dan tek isteğinin Ermenistan ile barış anlaşması olduğu, bu yüzden baskılara göz yumulduğu söyleniyor. Sizce Aliyev barış anlaşmasına razı gelerek, kendisini eleştirenleri tasfiye mi ediyor?
– Bu varsayım gerçeğe çok yakındır. Özellikle Trump’ın iktidara gelmesi ve tavırları, Aliyev için gökten düşen bir fırsat oldu.
– Azerbaycan’da siz dahil pek çok siyasi mahkum, tutukluluğa tepki olarak açlık grevi yaptınız ve genellikle bu sonuç verdi. Ancak son zamanlarda sizin örneğinizde de olduğu gibi bunun artık etkili bir mücadele yöntemi olmadığını gördük. Sizce bu neyle ilgili? İktidarın daha sert bir tutum takındığını mı gösteriyor?
– Açlık grevi etkili bir yöntemdir ve hapisteki bir kişinin elinde bundan başka vasıta yoktur. Ben bu kez ölümü göze alarak açlık grevine başladım ve kimse beni bunu durdurmaya zorlayamazdı. Sadece kızım Nigar Hazi’nin anne olmasının hayati riskleri olduğu için, mecbur kalıp 41. günde grevi durdurdum ve nedenini topluma genişçe açıkladım. Ben kızım Nergiz’i anne olurken kaybettim. İkinci bir benzer durum, ikinci bir facia ailemiz için dayanılmaz olurdu. Doktorum Adil Qeybulla, açlıktan kaynaklanan hayati risklerimin Nigar’ın ve yeni doğacak bebeğinin hayatını tehlikeye attığına beni bilimsel yollarla ikna etti. Bunun ailenin geri kalan üyeleri için ne ifade ettiğini düşünebilenler için fazla açıklamaya gerek yok. Aksi takdirde sonuna kadar gitmeye kararlıydım.
– Bu sertleşme ne zamana kadar devam edecek?
– Rusya mağlup olana veya konumu ciddi şekilde zayıflayana dek bu sertleşme sürebilir. Ancak sertleşmenin de bir son sınırı vardır; bu durumdan sistemin kendisi de zarar görüyor ve elbette bu da iz bırakmadan geçip gitmeyecektir.

Yorum gönder