KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Türkiye
  4. »
  5. Timur Kocaoğlu: TÜRK YAZILI EDEBİYATINDA TARİH BOYUNCA GELENEK KOPUKLUKLARI

Timur Kocaoğlu: TÜRK YAZILI EDEBİYATINDA TARİH BOYUNCA GELENEK KOPUKLUKLARI

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 5 dk okuma süresi
30 0

Çeşitli Türk toplulukları Orta Asya/Altaylar/Sibirya bölgeleri ile daha sonra büyük sayılarla göç ettikleri Orta Avrupa, Kafkasya, Yakın Doğu, Anadolu, Balkanlar, Güney Asya (Afganistan, Hindistan) gibi çeşitli bölgelerde ayrı ayrı devletler kurmaları, Eski Türk Tanrı dininden ayrılıp, Maniheizm, Nastorianism, Budizm, Yahudilik, İslam, Hıristiyanlık gibi dinlere girerek Türk kültürü dışındaki kültürler ve onların geleneklerini büyük ölçüde benimsemeleri sonucunda, tarih boyunca sürekli olarak kendi geleneklerinden çeşitli ölçeklerde (küçük ve büyük) kopmalar yaşadılar!
— Bunun en belirgin kopuklukları dönem dönem Türk yazılı edebiyatında görülmektedir. Özellikle Göktürk dönemi yazıtları ve ele geçmeyen edebiyatı daha sonraki İslami dönemlerde unutulmuştur İslami dönem aydınları ve yazarları arasında, aynı şekilde Maniheist ve Budist dönemi Eski Uygur ürünleri ve edebiyatı da Emir Temur ile gelişen Orta Asya (Çağatay) şairleri, en başta Alişir Nevayi olmak üzere bilinmiyordu. Nevayi hatta Karahanlı dönemi edebiyatını bile bilmiyordu, Yusuf Has Hacip’in Kutadgu Bilig adlı eseri konusunda tek satır yazmış değildir. Ayni şekilde Osmanlı dönemi şairleri edebiyatçıları ve tarihçilerinin de ne Göktürk devleti, ne uygur Hakanlıkları ne de Karahanlı dönemi eserlerinden haberleri vardı! Çünkü Büyük Selçuk devleti sarayda Türk yazılı edebiyatını geliştirmek yerine Fars edebiyatını Sarayda yücelttiler! Sonra da 12-13. yüzyıllardaki Moğol baskını ve yayılması döneminde Orta Asya’daki büyük kütüphaneler yakılarak yok edildi, Türkçe eserler yitirildi, Türkçe eserler yazılamadı bu 2 yüzyıl boyunca… Bunlar da Türk edebiyatı ve kültüründe derin boşluklar ve kopukluklar yarattı…
— Bugüne kadar kimse Türk edebiyatı tarihindeki bu kopulukar konusunu incelemedi. Biz ancak Avrupalıların Göktürk yazıtları ve Eski Uygurların bay-varsıl edebiyat, din ve hukuk belgelerini bulmalarından sonra 19. yüzyılın sonunda ve 20. yüzyılda yabancılardan öğrendik. Ancak bugün bile İstanbul’da şiir ve öykü ve roman yazan Türk yazarları ve ozanları ne Özbek edebiyatı ne Tatar, Kazak ve Uygur veya başka Türk edebiyatlarını biliyorlar, az sayıdaki Türkolologlar dışında. Bugün de biz Türk dünyasının yaşayan edebiyatınından oldukça habersiz kalıyoruz, Türkologlar dışındaki aydınlar bununla pek ilgilenmiyor. Bu yüzden Türk edebiyatları arasındaki kopukluk sürüp gidiyor.
Demek en azından 8. yüzyıldan bugüne dek biz hep Türk yazılı edebiyatında böyle büyük kopuklukları yaşadık hemen hemen her dönemde.
— Ancak Türk sözlü (halk) edebyatı ve halk kültürünü ayrı tutuyorum, Türk sözlü (halk) edebiyatı daha tutarlıdır, en eski Türk edebiyatı şiirini (koşuklar, koşmalar, ağıtla, destanlar, maniler, ninniler)’i sürdürmek bakımından, yazılı edebiyat ise hep yabancı kültürlerle beslenmiş, kendi kültüründen uzaklaşmıştır, İslami dönemde eski Türk destanlarını yazan aydın şairler yoktur, onlar hep Arap ve Fars yazılı edebiyatı ve Arap-Fars halk edebiyatını kopyalayarak Türkçe yazdılar: Bir Şeyh Galip’ten, bir Baki’den, bir Fuzuli’den, bir Nevayi’den bir Manas, bir Dede Korkut, bir Alpamış gibi Türk kahramanlarını yazmalarını bekleyemezdik! Onlar hep Arap Fars kahramanlarını yücelttiler, işte bu da bir kopukluktur kendi kültüründen…
— Bu tarih kitaplarında da oldu: İslami dönemde Peygamberler tarihi Türk tarihi olarak ileri sürüldü, Türkleri Nuh’un oğlu Yafes’e bağlayan bilimdışı görüşler, efsaneler egemen oldu! Ancak bugün biz daha doğru bir Türk tarihini yeni yeni öğreniyoruz…

Timur Kocaoğlu Kafkassam

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.