Nikol Paşinyla Respublikaçılar Partiyası arasındakı gərginlik getdikcə qızışır

Türkiye’de dinlerarası diyolog fetöcülerden sonra Selefi RABITA tarafından yürütülüyor!

Rus televizyon: O gece NATO neden Erdoğan’a yönelik olası suikasta göz yumdu

Putin Merkel görüşmesi

TEZKEREYE DAİR

Gündem, Türkiye 24 Eylül 2017
249

Türkiye haklı olarak ve milli menfaatleri gereği güney sınırlarının içinde ve dışında yaşanan olaylara müdahale etme çabası içerisinde. Malum olduğu üzere Barzani, 25 Eylül’de, Kuzey Irak’ta ABD (her ne kadar yapılmaması yönünde beyanatlar olsa da) ve İsrail’in desteği ve yönlendirmesiyle bağımsızlık referandumunun yapılacağını ilan etti. Bu gelişme üzerine toplanan Milli Güvenlik Kurulunun tavsiye ve Bakanlar Kurulunun onayı ile bugün Meclis’te askere yetki veren tezkere kabul edildi.
Suriye iç savaşında ise bütün veriler PYD/YPG’ye Suriye’de bir Kürt Bölgesi kurdurmak üzerine yine ABD ve İsrail destekli bir proje olarak bütün hızıyla devam ediyor. Son dönemlerde Türkiye’nin İdlib’e ABD öncülüğünde yapılacak kara operasyonuna katılması yönünde kamuoyu oluşturulmasını da dikkatlice ve stratejik olarak değerlendirmek gerekmektedir.
Bir başka önemli husus ise DEAŞ militanlarının ABD helikopterleriyle alınarak Afganistan’a ve Nepal civarına bırakılmalarıdır. Afganistan’da DEAŞ güclerinin ABD üslerine yakınlığı ve TALİBAN ile EL-KAİDE’ye kafa tutacak güce ulaşması ayrıca değerlendirilmelidir. Zikrettiğimiz iki bölgedeki yığılma muhtemelen Doğu Türkistan’ın karıştırılması için ön hazırlık çabalarıdır. Bu husus ayrı bir makale konusu olduğu için teferruata girmeden, Suriye iç savaşı ve Barzani Referandumu bağlamında Türkiye’nin yol haritasını değerlendirecek olursak;
1. Kamuoyunda sıkça dillendirilen 1926 Ankara antlaşmasına bel bağlamamak gerekir. Buradan, sarih bir şekilde yazsa da, Türkiye’nin haklılığı çıkmaz.
2. Barzani referandumuna İngiltere, Irak Merkezi Hükümeti ve İran’ın da karşı çıkıyor olması Türkiye’nin elini kuvvetlendirmektedir.
3. Türkiye, Kuzey Irak yönetimi bölgesine girip kara harekatı yapmak yerine, zikredilen bölge yönetimini cezalandırıcı hava harekatına başvurması yerinde olacaktır. Hava harekatı, 25 Eylül’de bölgede oylar atılmaya başlandığı anda kararlılıkla uygulanmalıdır. İlk oyu ilk bomba karşılamalıdır.
4. Aynı anda Türkiye’nin Kuzey Irak’la bütün ekonomik ve siyasi ilişkilerini kestiği deklare edilmelidir.
5. Bu organizasyon İran ile koordineli yapılmalıdır. İbadi’nin ABD’den ziyade İran’ın kuklası olduğu hatırdan çıkartılmadan, çok da ciddiye alınmadan, koordinasyon, İbadi’nin asıl sahibi İran ile yürütülmelidir.
6. İdlib’e askeri harekat yapılması hususu ise daha teferuatlı değerlendirilmelidir. Bu bağlamda;
a) İdlib’e mümkünse girilmemelidir.
b) Siyasi ve askeri irade idlib’e girmeye karar verirse, eş zamanlı olarak ve Rusya ile, olmazsa tek başına, Afrin’e girilmelidir.
c) İdlib’in etnik ve şavaşan gruplar açısından değerlendirilmesi Türkiye’ye yeni düşmanlıklar kazandıracağı hesaba katılmalıdır.
d) Afrin’in PDY/YPG’den temizlenmesi ABD’yi ve bilhassa İsrail’i yeni hamlelere zorlayacaktır.
e) Afrin’in temizlenmesi Kuzey Suriye’de Kürt koridorunun kurulma hayalinin çöpe atılması anlamına gelecektir. Bu durumda PYD/YPG’nin Fırat’ın doğusunda kumda çıra oynamasına bile göz yumulabilinir.
f) Egemen emperyal güçlerin operasyonlarının başarılı olması durumunda ise Türkiye’nin ABD ve İsrail tarafından eğitilen, donatılan ve neredeyse 150.000 kişilik kurmaya çalıştıkları YPG/PYD ordusuyla karşı karşıya getirilmesine yolaçabilir. Dahası Suriye iç savaşında yaşandığı gibi arka taraftan PYD/YPG terör örgütü üzerinden ABD, İsrail ve Almanya tarafından fiili işgalle karşı karşıya kalınabilir.
h) ABD, İsrail ve Almanya’nın PYD/YPG üzerinden Türkiye’yi işgal planlarının başarıya ulaşması gayesiyle içeride karışıklık çıkarma ihtimallerini de gözden kaçırmamak gerekir.
7. Türkiye, Kuzey Irak için hava, Afrin ve zorda kalınırsa hem Afrin hem de İdlib için kara ve hava harekatlarını aynı anda yapabilecek güç ve kudrettedir. Olayın diplomasi yolu ise ihmal edilmemelidir.
8. Umud edelim Barzani, Türkiye’nin kararlılığını test etmez ve yine ümid edelim zaferi, hem Irak hem de Suriye’nin kuzeyinde savaşmadan kazanırız…

Dr. Ömer KUL

Etiketler:
Yorumlar