Hayat kurtaran mektuplar

В чем преимущества сельхозкооперации?

Rus sunucu canlı yayında Türkiye karşıtı akademisyeni susturdu

Türkiye-ABD İlişkilerinde İran Faktörü

Terör Şimdi Nereye Sürüklüyor?

Gündem 3 Ağustos 2019
49

SSCB’nin 1980’lerin sonundan itibaren ABD ile rekabette dayanamamaı , Amerikan egemen çevreleri tek başına dünya hakimiyetini amaçlayan projeler üzerinde çalışmaya başladılar. Günümüzde hayatımıza giren ve en çok konuşulan kavramlardan biri küreselleşmedir. Küreselleşme ile anlatılmaya çalışılan ve dünyanın birçok ülkesinde, zirvesinde büyük gösterilere yol açan, küreselleşmeden kast edilen, güçlü ekonomilerin sahip oldukları geniş imkanlarla, diğer ekonomilerin gelişmesini engellemeleri ve kendi sistemlerine karşı çıkanlara yaşama hakkı tanımamalarıydı. Küreselleşme, ekonomiden uluslararası ilişkilere kadar çeşitli alanlarda dünyayı etkileyen, uluslararası toplumun dokusunu ve yapısını eskiye oranla tanınmayacak ölçüde değiştiren bir güç olarak karşımıza çıkmaktadır. “ Yeni Dünya Düzeni” terimi ile buluyordu. Yeni Dünya Düzeni, Jeo-Politik sistem olarak “Tek Kutuplu Dünya” modelini öngörüyordu. Sovyetler Birliği’nin dağılması ve batı dünyasına entegrasyonu, soğuk savaş dönemini de sona erdirmiş, “Yeni Dünya Düzeni” ideali etrafında, ABD güç merkezli olarak uluslararası ilişkiler yeniden şekillendirilmeye başlanmıştır. Yeni dönüşüm sürecinde, yeni tehditler ve tehdit algılamaları ortaya çıkmıştır. Son dönemde terörizmin değişen niteliği, bu alanda yapılan ulusal ve uluslararası düzenlemelerde yeni arayış ve yaklaşımları da gündeme getirmekte, ‘terörizm’ ve ilgili kavram ve olguların yeniden ele alınarak söz konusu gelişmelerin isterlerine uygun bir şekilde güncelleştirilmesini gerektirmektedir.
Türkiye’nin bölgesinde güçlü ve lider bir ülke olarak yükselmesinin karşısında terörle mücadelesi önemli bir engel olarak durmaktadır ve adeta yumuşak karnını oluşturmaktadır. İsrail’le başlayan “Mavi Marmara” krizi ciddi bir bölgesel hadise iken yaşanan kanlı terör saldırıları önceliği başka tarafa kaydırmış durumda. Bu amaç, genel söylem düzeyindeki ifadesini İnsanlık tarihi kadar eski olan terörü sosyolojik açıdan, psikolojik açıdan, tarihsel açıdan, değer yargıları açısından, kültür açısından irdeleyip, tarif etmek mümkündür. Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi ve veya kişiler tarafından girişilecek her türlü eylemlerdir.” Encylopecia of Sciences’a göre terörizm; “önceden belirlenmiş amaçlarına ulaşmak için, sistematik olarak şiddete başvuran bir örgütlenmiş grup ya da partinin kullandığı yöntem” olarak tanımlanmaktadır.
Aynı yasa, diğer kanunlarda teşekkül, cemiyet, silahlı cemiyet, çete veya silahlı çetelerle birlikte, aynı amaçta bir araya gelen iki veya daha fazla insanın oluşturduğu gurubu terör örgütü olarak nitelemektedir. Terör örgütlerinin hedeflerinde/amaçlarında, ideolojilerine ve faaliyette bulundukları ülkelere bağlı olarak farklılıklar bulunmaktadır.
11 Eylül terör saldırılarını gerçekleştirenlerin Müslüman kimliklerinin ön plana çıkarılmasıyla uygarlıklar arası çatışma tezleri yeniden alevlendi. İslam ve terör olayları arasında bağlantılar kurulmaya başlandı. Hıristiyan dünyasında bazı devlet başkanlarının, yönetici ve aydınların heyecanlı çıkış ve beyanatları birbirini takip etti.
1984 yılında, PKK terörünün başlamasıyla yine gündemdeki baş sırayı almıştır. Komünist ideolojiyi hareketinde temel alan Kürdistan İşçi Partisi PKK, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da, ayrı bir devlet veya federatif yapı kurma amacıyla, etnik kimliği temel alan bir hareket başlatmıştır.
PKK, zaman içerisinde örgütlenmesini yurt dışına da taşımak suretiyle imkan ve kabiliyetlerini arttırmış, başta Yunanistan, Suriye ve İran olmak üzere birçok devletten, doğrudan veya dolaylı yardım aldığı görülmüştür. PKK terörünün esas sebebi fakirlik, işsizlik ve ekonomik değildir. PKK terörünün esas amacı Türkiye’yi istikrarsızlaştırmaktır.
Her ne kadar PKK eylemlerinin arkasında İsrail’in bulunduğuna dair delil bulunmasa da, PKK eylemlerinin yeniden başlamasının zamanlaması en azından bize bu eylemlerin İsrail lehine Türkiye’yi köşeye sıkıştırmayı amaçladığını düşündürmektedir.
Dünyada teröre karşı tam anlamıyla bir işbirliği bulunmasa da 11 Eylül miladı ile birlikte, her ne maksatla kurulmuş olursa olsun tüm terör örgütlerinin dünya kamuoyunda değeri düşmüş, ortak düşman olmaya başlamışlar ve gerileme, sahneden çekilme aşamasına gelmişlerdir. Birleşmiş Milletler kurulduğu günden bugüne kadar, terör eylemlerine karşı uluslararası sözleşmeler ya da bildiriler hazırlayarak, üye devletlerin imza ve onayına sunmaktadır.
Bu kapsamda, BM ve bağlı kuruluşların geliştirdikleri geniş kapsamlı 13 sözleşme ve protokolden oluşan uluslararası anlaşmalar ağı, terörle ve terörle mali mücadele için gerekli yasal zemini oluşturmaktadır. Terörle mücadelede demokratik devletlerin normlarını oluşturan söz konusu sözleşme ve protokoller aşağıda sayılmıştır

Türkiye’nin yıllardır uluslararası arenaya yaptığı işbirliği çağrıları gerekli karşılığı görmemiştir. Terörün tüm dünya devletlerinin öncelikli gündemine girmesi, ancak 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra olmuştur. Türkiye yıllarca terör tehdidini anlatmasına rağmen adeta kulaklarını tıkayarak duymayan gelişmiş devletler; ABD’nin baskısı ile 11 Eylül saldırılarının hemen arkasından, daha önce görülmedik bir şekilde hızla ve kararlılıkla saldırıları kınamışlar ve saldırıları takiben 28 Eylül 2001 tarihinde uluslararası terörle mücadele açısından çok önemli olduğu değerlendirilen bir dizi kararlar almışlardır.
Hiç şüphesiz Türkiye’nin 40 yıla yakındır mücadele ettiği PKK’da bu süreçten nasibini almaktadır ve gittikçe uluslararası destekçilerini kaybetmekte, özellikle finans kaynağı Avrupa’da zayıflamaktadır.
Terörizme neden olan sosyal, siyasal, ekonomik vb. faktörler devletler tarafından araştırılmalı ve terörizme neden olan bu faktörler, uluslararası işbirliği ile önlenmeye çalışılmalıdır. Aksi taktirde terörizm, dünya üzerinde varlığını sürdürmeye devam edecektir
Dr. Murteza HASANOĞLU

Yorumlar