Kırılgan Ateşkesin Hedefi Türkiye mi?

‘Reina saldırganı’ olduğu öne sürülen Maşrapov: Bu olayla hiçbir ilgim yok

Rus Patriği Kirill Müslüman mı?

Итоги трехдневного противостояния 2 — 5 апреля 2016 года

Terör harekatı durdu mu

Gündem 19 Ekim 2019
43

Türkiye’nin 9 Ekimde başlattığı ve hedefinde, PKK’nın uzantıları olan terör örgütlerinin olduğu Barış Pınar Harekatı dün itibarıyla durduruldu. Harekat başladığı andan bugüne dünya gündemine düştü ve genel itibarıyla harekata küresel düzeyde gelen tepkilerin hepsi Türkiye’nin aleyhindeydi. Biliniyor ki bu harekat yaklaşık son altı aydır planlanan hatta dünya kamuoyuna her an olabileceği belirtilen bir operasyondu. Son altı aydır planlanan bir harekatın sonuçları kuvvetle muhtemeldir ki göze alınmıştı.
Operasyonun durdurulması dahi kavramsal anlamda algı operasyonuna araç olarak ABD tarafından kullanılmaktadır. Öncelikle konuyu bu bağlamda ele almak Avrupa ülkelerini ve ABD tarafından uygulanmaya gayret edilen ve büyük ölçüde de etkinliği olan algı operasyonun anlaşılması açısından değerli olacaktır. Operasyonun durdurulması ABD tarafından “Ateşkes” olarak dillendiriliyor. 1949 Tarihli Cenevre Sözleşmeleri ve Ek Protokolleri olarak bilinen ve uluslararası hukukta savaş sırasında devletlerin uyması gereken kuralları belirleyen anlaşma metninin birçok maddesinde savaş ve at eşkes kavramlarının anlaşılması üzerine açık tanımlar yapılmıştır. Öyle ki uluslararası ilişkilerde davranışsal yaklaşım temelinde yapılan çalışmalarda da savaşın tanımı yapılmaya çalışılmıştır. Teorik yaklaşımlar bir yana hukukun evrensel kuralı gereği kanunla çerçevesi çizilmiş bir olay veya kavramın görece olmayacağı netleşir. Dolayısıyla Cenevre Sözleşmeleri savaşı uluslararası alanda de jure tanınmış iki veya birden çok devlet arasında olan silahlı çatışma olarak tanımlar. Bu doğrultuda savaşı bitiren anlaşmaların bütünü olarak kabul edilen ateşkes kavramı da yine iki veya birden çok devlet arasında olan ve savaşı sona erdiren devletlerin irade beyanı olarak kabul edilir. Bir başka değişle bugün Türkiye’nin Barış Pınarı Operasyonunun ABD ile yapılan görüşmeler neticesinde mutabık olunan 13 madde üzerinden durdurulmuş olması “ateşkes” olarak anılamaz. Netice itibarıyla operasyon terör örgütü olarak tanımlanan silahlı örgütlere yönelik bir müdahale olması hasebiyle terörle mücadele kapsamında değerlendirilmelidir. Diğer şekli ile operasyonun tanımı, savaş tanımına uymamaktadır. Konu birçok yönüyle açıklanacak olursa akademik anlamda önemli ve dönemsel bir rapor halinde çalışılmalıdır. Ancak, bu durumda geniş bir perspektifi içereceği için daraltarak güncelleştirilmesi ana hatlarına değinilmesi makul bir sınır çizecektir.
17.10.2019 Tarihli ABD-TÜRKİYE görüşmeleri neticesinde yapılan ortak açıklama Suriye’de, Türkiye’nin savaşın ilk günlerinden itibaren gündeme taşıdığı güvenli bölge uygulamasının hayata geçmesinde etkili olacak gibi görünmektedir. Ortak açıklamanın 9 ve 10. maddesinde değinilen güvenli bölge uygulaması görünen o ki Türk Silahlı Kuvvetleri emrinde olmak üzere vurgulanacak ancak maddeye göre uygulamanın yapılması ve hayata geçirilmesi ABD eşgüdümü ile yapılacak. Türkiye güvenli bölge uygulamasının hayata geçirilmesi bağlamında görüşmelerden önemli bir kazanımı şimdilik elde etmiş delebilir. Güvenli bölgenin oluşturulması sonrasında ülke sınırları içindeki geçici koruma sağlanan Suriye vatandaşlarının hangi ölçüde güvenli bölgeye döneceği tartışmalıdır. Savaş neticesinde yerinden edilmiş insanların kendi ülkelerine geri dönüşünü sağlayacak en temel nedenlerinden biri Savaş Bölgesi’nin cazip ve yaşanılabilir duruma gelmiş olmasıdır. Dolayısıyla Suriye’de rejim kuvvetlerin ülkedeki yabancı devletleri desteklemek bağlamında ikiye ayrıldığı düşünülürse ve Baas Rejiminin savaş boyunca uygulamaları göz önünde bulundurulursa bu durum kısa vadede öngörülemez bir hal almaktadır. Açıklamanın tüm maddeleri genel bir değerlendirmeye tabi tutulursa Türkiye’nin sınır güvenliği kaygıların anlaşıldığı ve bu kaygılarının giderilmesi yolunda NATO’ya NATO müttefikliğine yapılan vurgu ile de Türkiye’nin değişen güvenlik algısının yeniden risksiz bir düzeye getirilmesinde yalnız bırakılmayacağı vurgulanmıştır. Bu durum Türkiye’nin bölgeye yönelik kazanımlarının en başında gelmektedir. Bir başka deyişle Türkiye, terör örgütlerine yönelik başlattığı Barış Pınarı Operasyonunu durdurmaya yönelik görüşmelerde kendi güvenliğini tesis edebilecek argümanları yapılan ortak açıklama maddelerine ekleyerek bölgede önemli bir adım attı denebilir. Ancak beraberinde bölgedeki diğer aktörler açısından da görüşme ve açıklama değerlendirilmelidir.
Bu doğrultuda, Suriye rejimi Karkamış, Kamışlı, Haseke gibi şehirlerde PYD ile hareket ederken uzun vadede bu terör örgütünün güdümünde iç ve dış siyasetini şekillendirmek zorunda kalacağı açıktır. Rusya savaşın başladığı yıllardan itibaren Suriye’nin mevcut rejiminin daveti üzerine iç savaşa müdahale edebilmek için bölgeye gelmiştir. Uluslararası hukukun bu bağlamda çizdiği sınırlar ve verdiği cevazla alanda önemli bir etkiye sahiptir. Suriye’nin tarihsel süreci ve Rusya’nın, Suriye üzerinde ülkesel çıkarlarını korumak üzere Rusya uyguladığı her politikasında önemli kazanımlar elde edinmiş tek ülke olarak kabul edilmelidir. ABD’nin Ortadoğu politikalarını yeniden gözden geçirmeye sevk edecek bir ağırlıkla varlığını hissettiren Rusya terör örgütü olarak tanımlanan PYD, YPG, PKK gibi örgütlerin rejim ile işbirliğini desteklerken kendi uzun vadeli çıkarlarını şimdiden koruma altına almıştır. Son dönem politikaları görülüyor ki stratejik hedefleri için pragmatik davranmaktan çekinmiyor. Bu durumda Rusya Türkiye’nin ABD ile anlaşmasından çok memnun olmayacak ve tüm denklemleri yeniden gözden geçirecektir. Rusya’nın Türkiye ile ortaklığı yakın zamanda birçok başlık üzerinden temellendiği için ABD’nin Rusya ile aynı alanda olması yine Türkiye’nin lehine bir durum ortaya çıkaracaktır. Rusya, Rejimin sınıra kadar olan kısmından sorumlu olması gerekliliği ile hareket etmektedir ve bu gereklilik Türkiye tarafından da onaylanan bir durum. Türkiye sınırındaki çok başlı durumun ve yaratılmaya çalışılan koridorun en az maliyetle bertaraf edilmesi ekseninde hareket etmeye çaba göstermiştir. Uluslararası ilişkilerde Clousewich’in Savaş Stratejileri arasında tanımladığı az maliyetle ve en az zararla tehlikenin bertaraf edilebilmesi açısından Türkiye’nin bu stratejisi önemlidir. Dolayısıyla 35 kilometrelik alandan aşağıya doğru terörün indirilmesi Türkiye’nin M4 karayolunun altındaki DAEŞ terörü ile de karşı karşıya kalmaması açısından kıymetlidir. Yine de ortak açıklamanın gözden kaçmaması gereken birkaç noktası vardır ki, bu noktalar Uluslararası hukuk açısından sahaya yönelik uzun vade planlarında temeli olarak kabul edilecek kavramlarla dolu olduğudur.
Ateşkes kavramına dair yukarıda yaptığımız açıklama ilk örnek olarak kabul edilirse “Northern Syria” ifadesi de bölgenin önümüzdeki yıllarda kaderini belirleyebilecek ifadelerden biri olarak değerlendirilmelidir. Bu görüşmenin diğer bir önemi ise ABD diplomasi tarihinde bir belge olarak yerini alacak görüşme tutanağında terör örgütünün hamiliğini yapmış olduğunu belgelenmiş durumdadır.
Sonuç olarak yakın zamanda Astana ve Soci görüşmelerinde Türkiye ve Rusya PKK, PYD terör örgütlerinin bölgedeki ve belki daha sonra oluşturulacak anayasada nerede yer alacaklarına dair önemli bir sorunu ele almak durumunda kalacaklardır. Bu durumda PKK, PYD, YPG terör örgütleri otonom bir yapıya dönüştürülecek ise bugün durdurulan operasyon yeniden kaldığı yerden devam edecek midir? Dolayısıyla denebilir ki ABD’nin Rusya’nın bölgesel kazanımları gözle görülür ölçüdedir. Türkiye’de sınırlarında bir terör yapılanmasına engel olmuş durumdadır. Suriye ise PYD ve Rus desteğiyle silahlı çatışmaya girmeden PYD’nin etkin olduğu kendi topraklarına yeniden hakim duruma gelmiştir. PYD ve diğer terör örgütlerinin kazanç veya kaybı süreç ilerledikçe belirginleşecek durumdadır.
Deniz Altınsoy

Yorumlar