“Şiə – sünni müharibəsi baş verə bilər” – Türkiyəli politoloqdan ŞOK açıqlama

2016’da Türkiye ve Rusya: Önde Dövüşmeye, Arkada Tokalaşmaya Doğru

Rusya sınır muhafızları kerç boğazını kapattı

“Sülh quşu”nun yeni kürd, ləzgi, talış projesi – Azərbaycana təhlükə

TEK KUTUPLU KÜRESEL SİSTEMİN DEĞİŞEBİLİR DENGESİ

Gündem 1 Nisan 2020
158

İnsanlık II. Dünya Savaşı’ndan beri yaşanan en büyük felaketle yüzleşiyor. Virüsün yayılma hızı hala devam ederken demokratik rejimler ve uluslararası kuruluşlar virüsün yayılmasını önlemek için gerekli tedbirleri almamakla itham ediliyor. Dünya koronavirüsüyle hem siyasi hem de ekonomik olarak yeni bir hal alırken NATO, “dünyanın daha da belirsiz bir hal alacağı demokratik hak ve özgürlüklerin varlığının tehlikeye girebileceği yakın gelecekte güncel tehditlerle mücadele için ne yapmalı?” sorusu kafaları hala kurcalamaya devam ediyor.
Yeni NATO Stratejik Konsepti “Aktif Katılım ve Modern Savunma” temasıyla 19-20 Kasım 2010 tarihinde Lizbon’da kabul edilmişti. Buna göre NATO; değişen dünyada yeni yetenek ve ortaklıklarla yeni tehditlere karşı BM ve AB ile yakın iş birliği içerisinde mücadele kararı almıştı. Dünya değişse bile, NATO ittifakının temel değerlerinin; özgürlük, barış ve ortak değerler toplumunu oluşturmak olduğu bir kere daha vurgulanmıştı. Terörizm, uyuşturucu ticareti, insan kaçakçılığı, siber tehdit, enerji güvenliği, sağlık riskleri, iklim değişikliği ve su kıtlığı yeni güvenlik riskleri olarak belirlenmişti. Bireysel özgürlük, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü koruma konusunda NATO’nun kararlı tutumun devam edeceği ve bu konuda ihtiyaca göre her zaman gerekli değişim ve dönüşüm yapılacağı da vurgulanmıştı. Fakat
Avrupa ülkeleri başta olmak üzere dünyada bir liderlik krizi yaşanıyor. ABD küresel bir güç olarak virüs ile mücadelede öncü rol üstlenemedi. AB ve kurumları krizle mücadelede yetersiz kaldı. NATO ise henüz aktif olarak virüs ile mücadeleye katılmış değil. Virüs bu şekilde yayılmaya devam ederse, uluslararası sistemin güç yapısı değişecek, bunun küresel ölçekte hem siyasi hem de ekonomik sonuçları olacaktır. Salgından dolayı her gün yüzlerce vatandaşını kaybeden ve çaresiz kalan İspanya NATO’dan yardım talep etmişti diğer yandan bilimcilerin el temizliğine değindiği 20 saniyelik el yıkayın maddesi Kenya için bir lüks halk bu durum karşısında fakirlik yanında yalnızlık çekmeye devam ediyor. Hindistan’da göçmen işçiler koronavirüse karşı topluca hortumla ‘dezenfekte’ edildi ve bu ciddi bir şekilde tepki çeken görüntülere yol açtı. Düne kadar, salgınla mücadele için yoksul ülkelere bağış gönderen İtalya, İspanya ve Fransa gibi ülkeler bugünse acil yardım alan tarafta.
Vatandaşlar ve şirketler kendi devletlerinden koruma beklerken, devletler de kendi kırılganlıklarını azaltmak için yeni arayışlar içerisinde ama devletler umduğunu bulamamış durumdadır. Yaşanan kriz karşısındaki alınamayan sorumluluk karşısında başroller, örgütler sistemde boşluk yaratacak bu ekonomik olarak da küresel üretimin de temel ilkelerini sarsacaktır. Ortaya çıkan ekonomik hasar ve toplumsal çöküş, milliyetçiliğe, büyük güç rekabetine, stratejik ayrışmaya neden olacaktır. Uluslararası sistem de büyük bir baskı altında kalacak ve ülkelerin kendi içerisinde yaşanacak istikrarsızlık çatışmalara neden olacak, otoriter eğilimler güç kazanacaktır. Singapur, Güney Kore ve Çin virüsü kontrol altına alırken, İtalya’da yaşanan durum dünyada batı ülkelerinin imajını zedelemeye başladı. Çin virüsün yayılmasında sorumlu tutulmasına rağmen uyguladığı baskıcı yöntem ve dijital kontrol sistemi ile dünyaya kendi propagandasını yapıyor. Hatta Çin kendi dilindeki anlamına uygun olarak krizi fırsata çevirmeye başladı ABD’nin oluşturduğu küresel liderlik misyonu Çin tarafından dolduruluyor bile diyebiliriz.
Sonuç olarak koronavirüs insanların canını tehdit ettiği gibi demokrasi ve serbest piyasa ekonomisi kurallarının hâkim olduğu ABD liderliğindeki uluslararası sistemi de tehdit ediyor. Trump liderliğinde kendi menfaatlerini öncüleyen bir Amerika’nın, tek başına dünya içerisine düşeceği bu küresel krizden kurtarması, demokrasiye, insan haklarına ve serbest piyasa ekonomisi değerlerine tek başına sahip çıkması kimseyi ikna edemeyecektir. Dünyanın artık tek kutuplu bir küresel mekanizmayı kabul etmesi de mümkün değil. Berlin Duvarının yıkılmasından sonra varlığı sorgulanan, ancak dünyadaki değişime ayak uydurarak bugüne kadar varlığını koruyan NATO, bundan sonra yaşanacaklara hala tepkisiz kalırsa varlığı yeniden sorgulanacak, demokrasi, insan hak ve özgürlükleri ile serbest piyasa ekonomisi kuralları daha çok tartışılacaktır ve dünya liderlik sorununu çözmeye daha istekli olacaktır.
İstanbul Gelişim Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü 3.sınıf öğrencisi ve Kafkassam Stajyeri
Zühre Aleyna Mazlumcu

Yorumlar