Georgia: Controversy Swirls Over State’s Use of Informants at University

Şengal’e çengel atıldı Sincar’a İkinci Kandil operasyonu başladı!

İsmail AKGÜN: HOLDİNG VE PATRONU

ÇERKES VE ABHAZLARIN OSMANLI TOPRAKLARINA SÜRGÜNÜ

Tayfun Atmaca: DEVLERİN HESAPLAŞMASI:TİCARET SAVAŞLARI

Gündem 14 Nisan 2021
20

ABD ile Çin arasındaki karşılıklı hamleler Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor. ABD’nin çelik ve alüminyum ithalatında Türkiye, 1,3 milyar dolarlık payı ile 13’ncu sırada. Türkiye, gümrük vergisi getirilen ürünlerde Amerika’nın en büyük 10. ortağı. Ayrıca bu listede bulunan Kanada, Meksika, Avrupa Birliği, Avustralya, Arjantin, Brezilya ve Güney Kore muaf tutulduğu düşünüldüğünde Türkiye, Çin, Rusya, Japonya’dan sonra dördüncü sıraya yükselmekte.

Günümüzde ticaret savaşları, bir ülkenin ithal ettiği ham maddelere yüksek oranda vergi ve/veya kota koymasıyla (ya da mevcut vergilere ek vergi koymasıyla) beraber gümrük duvarlarını yükseltmesi olarak tanımlanıyor.

Metalin ham maddesi olan çelik ve alüminyum, inşaat, otomobil ve uçak yapımı başta olmak üzere hemen hemen her alanda ihtiyaç duyulan stratejik malzemeler. Gelişmiş endüstrisine rağmen Amerika Birleşik Devletleri’nde mevcut çelik ve alüminyum kaynakları ülke ihtiyacının çok altında. Üstelik Amerikan çelik ve alüminyum sektörü uzun yıllardır sıkıntılı bir sürecin içerisinde. Çelik ve alüminyum üreticileri Trump’ın ifadesiyle ‘uzun yıllardır can çekişiyor’.

Bütün bu sorunların çözümü için ABD eski Başkanı Donald Trump, 1 Mart 2018 günü Amerikalı Çelik ve Alüminyum Sektörü Yöneticileriyle Beyaz Saray’da bir araya geldi. Görüşmenin amacı, yerli alüminyum ve çelik endüstrisini korumak ve yerli üretimi artırmaktı.

Trump yönetiminin, 8 Mart 2018’de aldığı kararla demir-çelik ve alüminyum ithalatına vergi koyacağını açıklamasıyla başlayan süreç, dünya ekonomi gündeminin ilk sırasını aldı.

Trump seçim döneminde yerli üretimi destekleyeceğini vaat etmiştir. Bu amaçla; iç dinamikleri harekete geçirmek, yerli hammadde üretimini arttırmak, istihdamı arttırmak, yurtdışında faaliyet gösteren ABD sermayeli fabrikaları kapatmak ve ithalatı kısıtlamak gibi uygulamalara gitmiştir. Trump’ın bu uygulamalarından etkilenecek olan ülkelerin karşı tedbirler almaları sonucunda ticaret savaşları derinleşmiştir. Trump öncelikle çelik ürünlerine %25, alüminyum ürünlerine %10 vergi koydu. Trump’ın bu hamlesi AB’yi, en büyük ithalatçısı ABD olması sebebiyle önemli ölçüde etkileyecektir. Bununla birlikte Trump’ın AB’den ithal edilecek otomobillere de %35 ek vergi koyma düşüncesinin özellikle Almanya’yı etkilemesi beklenmektedir.

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından yayınlanan raporda ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşına ilişkin gelişmeler sıralanmıştır: ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşı ABD Başkanı Trump tarafından 8 Mart 2018 tarihinde ateşlenmiştir. ABD bu savaşı, demir-çelik ürün ithalatının bazı kalemlerine %25, alüminyum ürün ithalatının bazı kalemlerine %10 ek gümrük vergisi koyma kararı alarak başlatmış ve alınan karar 23 Mart 2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. ABD aldığı bu kararın gerekçesi olarak, ulusal güvenliği göstermiştir.

ABD yönetiminin uyguladığı ikinci hamle ise 23 Mart 2018 tarihinde gerçekleşmiş ve bu karar Çin’den ithal edilen 60 milyar dolarlık ürünü hedef almıştır. Bu hamleden sonra ABD eski Başkanı Trump, gümrük ile ilgili alınan karar ile ABD’nin daha güçlü ve zengin olacağının altını çizmiştir. ABD yönetiminin almış olduğu kararlara karşı Çin tarafı ise 2 Nisan 2018 tarihinde ABD’den ithal edilen 3 milyar dolarlık ürüne yönelik soruşturma başlatmıştır. Bu karar ile domuz eti, şarap ve kuru yemiş vb. ithal edilen ürünlere % 25 ek gümrük vergisi konulması gündeme gelmiştir.

Çin tarafından yapılan hamleye ABD, 3 Nisan 2018 tarihinde ‘fikri mülkiyet’ konusu üzerinden karşılık vermiştir. Bu konu ile Trump, Çin’in ABD firmalarından 200 veya 300 milyar dolarlık fikri mülkiyet hırsızlığı yaptığını belirtmiş ve ABD’nin Çin’den yapmış olduğu 50 milyar dolarlık 1300 den fazla ürünün ithalatına %25 ek gümrük vergisi koyduklarını açıklamıştır.

ABD’nin yapmış olduğu hamleye karşılık Çin, toplam tutarı 50 milyar doları bulan aralarında ticari bazı uçaklar, otomobil, kimyasal maddeler ve ayrıca soya fasulyesinin de bulunduğu ürünlere %25 oranında ek gümrük vergisi koymayı hedeflediğini açıklamıştır. Çin almış olduğu kararın başlangıcını ise, ABD’nin Çin ürünlerine uygulayacağı ek gümrük vergilerinin başlangıç tarihi olarak belirtmiştir. Bununla birlikte ABD’de bulunan Çin Büyükelçiliği, ABD’nin almış olduğu tek taraflı kararların DTÖ (Dünya Ticaret Örgütü) ilke ve değerlerine uygun olmadığını ve alınan bu kararların küresel ekonomiye zarar vereceğine yönelik açıklamada bulunmuştur.

Çin’in bu hamlesine karşılık olarak Trump, Çin’in yapmış olduğu 100 milyar dolarlık ihracatına ek gümrük vergisi konulması için araştırma yapılması yönünde talimat vermiştir.

Trump yönetimi, Çin’e karşı olan ticaret savaşını, gümrük vergilerindeki artışı 250 milyar dolarlık ithalata getirerek zirveye taşıdı. Teknolojinin kilit sektörlerine Çin yatırımlarını frenlendi. 5G teknolojisinde öncü konumda olan Huawei’nin beş Batılı ülkeye girmesi engellendi, Çin şirketi ceza davasına muhatap oldu, patronun kızı Kanada’da tutuklandı. Telekomünikasyon şirketi ZTE’nin ABD’de çalışması önce engellendi, sonra yüksek bir ceza sonunda izin verildi.

Trump’a göre alınan kararlar sayesinde Amerika’nın ithalatı azalırken ihtiyaç duyulan çelik ve alüminyumun ülke içinde üretilmesinin yolu da açılmış, yerli üretim teşvik edilmiş olacaktı. Alınan kararları bir Ticaret Savaşına dönüştüren faktörse ABD’nin dünyanın en büyük çelik ve alüminyum ithalatçısı olması.

ABD, her yıl tükettiği 100 milyon ton çeliğin üçte birini ve 5,5 milyon ton alüminyumun yüzde 90’ını ithal ediyor. Bununla beraber Çin’in dünyanın en büyük çelik ve alüminyum ihracatçısı olarak ürünlerini ABD’ye satması küresel gerilimin fitilini ateşledi.

Trump’ın ABD ekonomisinde ülke çıkarlarını ön planda tutan ekonomi politikası tercihi, ticaret savaşının ana nedeni. Trump’ın, “Ticaret savaşları kolay, hemen kazanırız” algısı dünya ekonomisinde öngörülemeyen sonuçlar yasasıyla karşı karşıya kalmasına ve ticaret savaşları kızışma olasılığını her geçen gün artırıyor. Bir ülkenin ithal ettiği hammaddelere yüksek oranda vergi veya kota koymasıyla ya da mevcut vergilere ek vergi koymasıyla gümrük duvarlarını yükseltmesine neden olan ticaret savaşları, karşılıklı misilleme politikasıyla küresel büyümenin yavaşlaması riskini artırıyor. ABD ile Çin arasındaki bir ticaret savaşı, dünyanın en büyük iki ekonomisi için aşılmaz büyüklükte aşılmaz sonuçlar ortaya çıkarması muhtemel. Özellikle ülkeler arasında birbirine bağlı emtia ve değer zincirlerinin karmaşık ağında ortaya çıkacak sorunlar, uluslararası toplumun sosyal refah seviyesinin düşmesine yol açacak.

ABD eski Başkanı Trump’ın aldığı kararlar ve izlediği politikalar, Amerikalı üreticilere kısa vadede rahatlama getireceği kesin. Yüksek gümrük duvarları yüzünden ithalat azalınca Amerikan firmalarına olan talep artacak ve firmalar daha fazla satış yapıp daha çok gelir elde edecek. Fakat Trump ve taraftarlarının gözden kaçırdığı nokta, Amerikan ekonomisi ithalata bağımlı.

Kaynaklar bugünkü ihtiyacı karşılasa bile ülkenin bütün ihtiyacını karşılayacak durumda değil. ABD Alüminyum Birliği alınan kararları değerlendirirken, kaynağın az olması nedeniyle üretim için ithalata mutlaka ihtiyaç duyulacağına dikkat çekti.

Nitekim AB ülkeleri ve Kanada’dan yapılan ithalat Amerika’nın istihdamını artırıyor. Eyaletlerinde alüminyum çıkan bazı Kongre Üyeleri değerlendirmelerinde karara ağır eleştiriler getiriyor.

Amerikan endüstrisine eğer yeteri kadar çelik ve alüminyum sağlanmazsa hem ülke ekonomisi zorlanacak hem de çelik ve alüminyumun kullanıldığı ürünlerin fiyatları artacak. ABD’de fiyatların artması, ABD’den yedek parça, otomobil gibi ürünler ithal eden ülkelerin sıkıntıya girmesi, alternatif üreticilere yönelmesi demek.

Tüm bu gelişmeler üzerine, ABD eski Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in, 2018 Kasım ayı sonunda G-20 toplantısı sırasında bir araya gelmişler ve Ticaret Savaşlarının sonlandırılması için uzlaşmaya varılması amacıyla kapsamlı bir görüşme gerçekleştirmişlerdir. Görüşme neticesinde ticaret savaşları kapsamında bir ateşkes ilan edilmiştir. Ateşkes anlaşması kapsamında iki ülkenin temsilcileri ilk görüşmelerini 7 Ocak 2019 tarihinde gerçekleştirmişlerdir. Heyetler arası bir diğer görüşme ise Şubat ayının başında Pekin’de gerçekleştirilmiştir. Görüşmelere dair Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Chunying, fiiliyatta netice alınacağına dair iyimser olduklarını belirtmiş, iki devasa ekonominin bu durumla daha fazla mücadele etmesinin bir gerekliliğinin bulunmadığını açıklamıştır. Yine de, pozitif yorumlara rağmen bu görüşmelerden de bir sonuç alınamamıştır. Bir sonuca ulaşılamamış olduğu fakat mesele üzerinde önemli gelişmelerin katedildiği belirtilmiştir. Bu görüşmeleri 1 hafta sonra 19 Şubat 2019 tarihinde ABD’nin başkenti Washington’da gerçekleştirilen görüşmeler izlemiştir. Görüşmeler sırasında Amerikan heyeti Çin’i, Amerikan firmaları üzerinde teknoloji transferi konusunda baskı oluşturmakla suçlamıştır.

Gelinen son noktada dünya değişiyor ve yeni bir sisteme geçiyor. Teknoloji, ekonomi ve sosyal alandaki gelişmeler bu yeni sistemin yapı taşlarını oluşturuyor. ABD ve Çin arasında başlayan ticaret savaşı da bu noktadan tanımlanmak zorunda. İki ülke arasında yaşananlar yakın gelecekte karşılaşacağımız yeni bir gerilimi gösteriyor. Bugün için erken sayılsa da uzun vadede yeni çatışma alanları kuantum bilişim, yapay zekâ, hipersonik savaş uçakları, elektronik araçlar, robotik ve siber güvenlik alanında olacak. Bu nedenle, bu noktada Çin’i geciktirmek, yavaş da olsa kaçınılmaz olarak teknolojik avantajını yitiren Amerika için en iyi seçenek olarak görünüyor. Amerika’nın bu mücadeledeki ikilemi, kısa vadede savaşı kazansa da uzun vadede Çin’in dünyanın süper gücü olma savaşındaki zaferini gölgelemeyecek gibi görünüyor.

Öte yandan, ABD ile Çin arasındaki karşılıklı hamleler Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor. ABD’nin çelik ve alüminyum ithalatında Türkiye, 1,3 milyar dolarlık payı ile 13’ncu sırada. Türkiye, gümrük vergisi getirilen ürünlerde Amerika’nın en büyük 10. ortağı. Ayrıca bu listede bulunan Kanada, Meksika, Avrupa Birliği, Avustralya, Arjantin, Brezilya ve Güney Kore muaf tutulduğu düşünüldüğünde Türkiye, Çin, Rusya, Japonya’dan sonra dördüncü sıraya yükselmekte.

Sonuç olarak, liberal iktisattın temel önermeleri olan serbest piyasa ekonomisi ve piyasalara müdahale edilmemesi ilkesi tartışılmaya başlanmıştır. ABD’nin ulusal çıkarları ile uyuşmadığı durumda serbest piyasa kuralları ihlal edilmeye başlanmıştır. ABD, Çin ve diğer ülkeler arasında meydana gelen ticaret savaşları bunun kanıtıdır. Dünyada uygulanan makroekonomik modellerin ve buna bağlı şekillenen dış ticaret politikalarının, ülkelerin çıkarlarından, özellikle dünyada egemen ülkelerin ulusal çıkarlarından bağımsız şekillenmediği ortaya çıkmaktadır.

Yeni bir makro iktisat modelinin tartışmaya açılması, özellikle çalışma koşullarının ve gelir dağılımın düzeltilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Dr Tayfun Atmaca

Yorumlar