KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. İran
  4. »
  5. Tarık Alhomayed: İran tüm uyarıları deldi!

Tarık Alhomayed: İran tüm uyarıları deldi!

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 5 dk okuma süresi
33 0

İran ve Viyana’da yapılan nükleer müzakerelere ilişkin ABD ve Avrupa’dan gelen bir deniz dolusu açıklama ile karşı karşıyayız. Aynı şekilde Husilerle ilgili açıklamalar da var. Buna bir de Washington tarafından Rusya-Ukrayna krizinden ötürü Ruslara yönelik yapılan açıklamalar ekleniyor.

Bu açıklamaların hepsi sadece lafta. Hiçbir sonuçları yok. Bu açıklamalardan hiçbir şey beklenmiyor. Bölgemiz için en önemli olan şey sadece bugün değil, 2011 yılından beri her yasağın çiğnenmiş ve her kırmızı çizginin aşılmış olmasıdır.

Beşşar Esed halkına karşı kimyasal silah kullandı, hiçbir şey olmadı. İranlı milisler Lübnan’dan Suriye ve Yemen’e kadar bütün bölgeyi dolaşıyorlar, Irak’ta ortalığı karıştırdılar ve karıştırmaya da devam ediyorlar. Milisler devlet kavramını ve devletin toplumsal dokusunu tahrip etti. Buna karşılık ABD başta olmak üzere Batı hiçbir şey yapmadı.

Biri çıkıp Washington’ın bölgenin savaşlarına dahil olmasının beklenmediğini ve ABD yönetiminin önceliğinin ABD vatandaşlarına hizmet etmek olduğunu söyleyebilir. Bu tamamen doğru. ABD’den bir vekalet savaşı vermesi istenmiyor.

İstenen şey basit: ABD ve Avrupalıların İranlılara hak etmedikleri ve sahip olmadıkları bir şeyi vermemeleri. Örneğin, Fransızlar için Lübnan Hizbullah’a ait değil, İran milisleri tarafından işgal edilmiş durumda. Aynı şekilde ABD’liler için Irak İran’ın değil. Irak, Lübnan ve diğer ülkelerdeki Şiiler İran’ın nüfuzunu reddediyorlar. Suriye İran’ın değil. İran’a komşu bir ülke de değil. Siyasi tarihi bir hata coğrafi bir gerçeklik anlamına gelmez.

Dolayısıyla Washington’dan ve Batı’dan istenen şey bölgemizin güvenliğinin pervasızca ele alınması değil. İstenen şey ülkelerimizin güvenlik ve istikrarının ciddiye alınması ve Sünni olsun Şii olsun terörün tek olduğunun bilinmesidir.

El-Kaide ve DEAŞ, Hizbullah veya Asaib Ehli’l Hak ve Suriye’de konuşlanan İranlı milisler veya Husilerden daha az tehlikeli değildir. Her biri aynı madalyonun, unsurların ve liderliğin iki yüzüdür.

İstenen şey İran’la yapılan müzakerelerde hoşgörülü davranılması ve bu müzakerelerin sadece nükleer dosyayla sınırlandırılması değil, İran’ın bölgedeki terörizmi ve milisleri finanse etmesini ve silahlandırmasını engellemektir. İstenen şey İran’ın bölgedeki kollarını etkisiz hale getirmek için ciddi bir koordinasyon olması. Zira havuç ve sopa olmadan ciddi müzakereler yapılamaz.

ABD için düşmanını yani Çin’i yeniden sınıflandırmak, Ruslarla yüzleşmek, terörü ve teröristleri finanse eden yıkıcı İran rejimini görmezden gelmek mümkün değil. Bölgenin ve buradaki ülkelerin değişmediği ve Washington’un “geleneksel müttefiklerini” korumayı umursamadığı söylenemez. Çünkü bu doğru değil. İran modeli gibi savaşlar ve yıkımlar değil, yaşamanın yollarını arayan gerçek bir Arap itidal eksenimiz var. Örneğin Washington’daki eksikliğin müttefiki İsrail’i görmezden gelmesi ve bölgedeki İran saldırganlığına karşı tutumu olmaması bunun delilidir. Örneğin İsrail, Viyana’dan çıkacak sonuca bağlı olmadığını açıkça söylüyor ve bunu İran’ın nükleer silah sahibi olmasına karşı sigorta pusulası olarak görüyor.

Bu yüzden Başkan Biden’ın Husilerin terör listesine alınma ihtimaline ilişkin açıklamaları da dahil olmak üzere ABD tarafından gelen açıklamalar krizleri çevirme girişiminden başka bir şey değil. Aslında Husileri terör listesinden çıkarmak bir hataydı. Onları listeye yeniden dahil etmekte gecikilmesi de bir hata. İran’a karşı hoşgörülü davranılması daha büyük bir hata.

Özetle söyleyecek olursak: Devletlerin devlet gibi davranması gerekiyor. Hele de ABD hacminde ve gücündeki bir ülkenin!

Tarık Alhomayed
Suudi yazar. Şarku’l Avsat eski genel yayın yönetmeni şarkulavsat

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.