Azerbaycan Türklerinden Etimat İsmaiyılova kanlı infaz

“Paşinyanı gönderenlər qarşımıza yeni model Koçaryan və Sarkisyan oturdacaqlar”

PUTİNİN ÖLKƏMİZƏ SƏFƏRİNDƏ QARABAĞ AMİLİ..

Rus siyaset bilimci: Olası Kürdistan devleti Rusya için zararlı

Tansu Çiller’e darbe İran’la savaş ve Referandumun İslamcı hayırcıları!

İran 14 Şubat 2017
1.417

Başlık uzun ama konu tek. Referanduma giderken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan yollarını ayıran İslamcıların serüveninden söz ediyorum. Her ne kadar Angaralı İslamcı tayfa, Cumhurbaşkanı Erdoğan için “-Reis biz seni İstanbul boğazında değil Angara ayazında sevdik” türünden triplere girseler de gizliden gizliye Leman Sam’dan dinledikleri, “Fikrimden geceler yatabilmirem / Bu fikri başımdan atabilmirem / Neyleyim ki sene çatabilmirem / Ayrılık ayrılık aman ayrılık /Herbir dertten ala yaman ayrılık / Uzundur hicrimden kara geceler / Bilmirem ben geldim hara geceler / Buruktur hicrimden kara geceler / Ayrılık ayrılık aman ayrılık / Her bir dertten ala yaman ayrılık” şarkı sözlerini terennüm ettikleri söylenebilir. Bu yazıya konu olan değerlendirmeler duyum, haber ve sosyal medyaya yansıyan envanterin analizidir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bahreyn’e gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında Uluslararası Barış Enstitüsü Ortadoğu ve Kuzey Afrika Ofisi tarafından düzenlenen konferanstaki konuşmasında İran’ın yayılmacı politikasını eleştirdi, “Bunların tabi dışında çok daha önemlisi biz Suriye’nin parçalanmasını istemiyoruz. Suriye’nin bölünmesine karşıyız ama biliniz ki birileri de hem Suriye’nin hem Irak’ın bölünmesini istiyorlar. Irak’ın bölünmesi çalışmalarını yapanlar da var. Orada ki mezhebi mücadele aynı zamanda etnik mücadele çünkü orada da bir Pers milliyetçiliği olayı var. Bu Pers milliyetçiliği olayıyla da bir bölünme orada da söz konusu. Bunların önünü kesmemiz önünü almamız gerekiyor, benzer durum Suriye’de var. Suriye’deki gelişmenin de önünü almamız lazım bunun için de tabi Körfez’in, bizim üzerimize düşen neyse bunları hep beraber yapmamız gerekiyor. Çünkü biz zulme seyirci kalamayız, kalmayacağız.” dedi. (Bkz. http://www.timeturk.com/erdogan-pers-milliyetciliginin-onunu-kesmeliyiz/haber-487924 )

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Pers Milliyetçiliği’ vurgusu çok önemli. Trump ve CIA başkanının İran planlarına denk düşen bir süreçte, İran’ın mezhepçi ve yayılmacı politikalarından rahatsızlıkları ayyukaya çıkmış Körfez ülkelerini ziyaretinde bunların söylenmesi, Körfez ülkelerine bir mesaj olduğu gibi İran’a da aleni mesaj. Her ne kadar Körfez sermayesinin Türkiye’ye transferi için bu tür atraksiyonların yapıldığı söylense de, Irak ve Suriye’de Obama yönetimiyle iş tutan İran’ın Türkiye’yi devre dışı bırakma Acemliğine bir tepki olduğu kesin. I. ve II. Körfez Harbinde Türkiye’nin müesses nizamı, ABD ordusunun vassalı gibi nasıl hareket etmediyse, Suriye iç savaşının en kanlı sürecinde de Baas rejiminin ordusuyla asla karşı karşıya gelmedi. Fırat Kalkanı operasyonunda rejim askerleriyle çatışmadan kaçınıldı. Demem o ki, İran’dan Türkiye’ye yönelik açık bir tehdit olmadıkça Türkiye’ye Irak ve Suriye’de olduğu gibi hareket edecektir. Ancak İran’la savaşması için uluslararası güç odaklarından gelebilecek baskıları göğüslemede tıpkı Tansu Çiller’e yönelik operasyon türünden toplum mühendisliği, müesses nizamın kurumlarınca denenebilir. Biraz açayım:

DYP Genel Başkanı Maskeli Leydinin ABD vatandaşı olması ve Türkiye’nin çıkarlarını ABD’nin bölgedeki önceliklerine göre dizayn etme hevesi, devletin bazı kurumlarını öteden beri rahatsız etmekteydi. Büyük Ortadoğu Projesini sonuçlandırmak için zücaciye dükkânına dalan fil gibi bölgeyi yakıp yıkan ABD’nin Türkiye’ye yönelik hesaplarını deşifre eden devletin istihbarat kurumları âdeta oyun için oyun kurarak bu kasırganın derin hasar vermesini önlemeye yönelik bir takım politik atraksiyonlar gerçekleştirdi. Buna ihtiyaç duyuluyordu çünkü küresel kraliyetçilerin Afganistan’ın işgal takvimi ve Türkiye’nin kucağında patlaması muhtemel Irak savaşı, Türkiye’yi bırakın topyekûn İslam Dünyası kan ve gözyaşına boğabilecekti. Kırmızı Kitap’ın dahi emanet edilemeyeceği kadar güvensiz görülen DYP Genel Başkanı, daha önce belirtildiği gibi devletin bazı kurumlarına itimat telkin etmiyordu.
ABD’nin Türkiye’deki misyonu görüntüsü veren siyasi lidere yapılacak müdahale, direk ABD’ye yapılmış gibi algılanacağından, geriye Ali Kalkancı/Fadime Şahin repliği kalıyordu. Hatırlanırsa; Fazilet Partisi İstanbul Milletvekili olarak TBMM’ne giren Merve Kavakçı’nın ABD vatandaşlığı, belden aşağı vurma gerekçesi olmuş, medyada konuyla ilgili çarşaf çarşaf haberler yayınlanmıştı. Bu münferit olayla birlikte, aslında Kavakçı’nın taşıdığı ‘green kart’ yani ABD vatandaşlığının telin edildiği bazı mahfillerde vurgulanmıştır. Aynı Mecliste DSP’den de ABD vatandaşı olan bir başka kadın milletvekili Tayyibe Gülek de bulunmaktaydı. Ancak bu gündeme getirilmemişti. Portföyüne bakıldığında Tayyibe Gülek’in sıradan bir isim olmadığı görülmekte. (Babasının ve ABD ordusundaki bir kadın akrabasının Fetö bağlantısını düşünün)
Başörtülü yemin etme girişiminde bulunduğu için siyasi linçe maruz bırakılan Merve Kavakçı’nın şahsında, çifte vatandaşlık hakkından yararlanan ‘green kart’ sahibi ABD pasaportu taşıyan tüm siyasiler kendilerini çarmıhta buluverdi. Seçmenin sopası yoktu ama sandık vardı. 3 Kasım 2002’den sonra milli ve güçlü hükümetler dönemi başlamış, deyim yerindeyse içimizdeki İrlandalılar tasfiye edilmiştir. Refah Partisi’nin kapatılmasına birde böyle bakılsa yakın tarih okumalarında hamasetten uzak değerlendirmelerde daha nesnel bir perspektif yakalanabilir. İslam Dünyasında yaşanan darbelerin yanında 28 Şubat devede kulaktır, gerisi lafı güzaf. Lütfen 28 Şubatı 15 Temmuzla karşılaştırın. (Bkz. http://www.haber10.com/yazar/omur_celikdonmez/refah_yol_hukumeti_neden_yikildi_refah_partisi_neden_kapatildi-40574 )
Benzer bir durumun yaşanmamasını umuyorum. Ancak referandum öncesi bazı gelişmeler benzer bir sürece girildiğini gösteriyor. Son KHK ile mesleklerinden ihraç edilenlerin tamamı FETÖCÜ veya PKKlı değil. Aralarında İslamcı camianın yakından tanıdıkları isimlerde yer alıyor. 28 Şubat sürecinde yaratılan mağduriyetler üzerine İslami hassasiyetlerle kurulan Özgür-Der de, OHAL kararnameleriyle kamuda ve üniversitelerde yapılan ihraçlara tepki gösterdi. Özgür- Der’in açıklamasında “Hiçbir somut bilgi/belge olmadan insanların geleceklerinin karartıldığını, üniversitenin saygınlığı ve düşünce özgürlüğünün yok edildiği” ifadeleri kullanıldı. (Bkz. http://www.ozgurder.org/news_detail.php?id=4833)

Örneğin Hakan Albayrak; Kafkas Üniversitesi hocalarından Prof. Dr. Nazir Cihangir İslam’ın da Kanun Hükmünde Kararname ile görevden alınması ve memuriyetten atılmasını eleştirdiği yazısında, “İyi ki üniversite hocası filan olmamışım, yoksa ben de şimdi KHK’yı boylamıştım herhalde.” diyor ve devamında “İslami camiaya mensup olduğu için yıllarca Kemalist oligarşinin zulmüne maruz kalan Cihangir İslam’ın o zamanlar diz çökmemiş olması iyi hoş da, şimdi artık mutlak itaat zamanı. Haddini bileceksin, Cihangir Efendi! Bilmezsen böyle bildirirler. Gene ucuz kurtuldun. FETÖ’cü damgası yemediğin için şükret. İroni bir yana… Nereye gidiyoruz yahu? Hak ve hürriyetlerin gasp edilmesine duyulan toplumsal tepki üzerinde yükselen bir partiye, ADALET ve Kalkınma Partisi’ne yakışıyor mu?” sorusunu gündem getiriyor. (Bkz. 09.02.2017 http://www.karar.com/yazarlar/hakan-albayrak/cihangir-islamdan-da-kurtulduk-netekim-3279 )Yine bir başka yazısında Erdoğan ve AK Parti’nin insicamının bozulduğundan, muhalefet gibi ayrıştırıcı ve korkutucu söylemlere meylettiklerinden, üstelik, terörle mücadelede kurunun yanında yaşın da yanmasını mümkün mertebe önlemeye dönük doğru dürüst bir tedbir alamayarak, tam tersine ‘at izini iti izine karıştırmaya’ müsait bir ortam oluşturarak, yeni düşmanlıklar ürettiklerinden dem vuruyor.(Bkz. http://www.karar.com/yazarlar/hakan-albayrak/mujdeleyin-3292 ) Hakan Albayrak’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilgili ne ilk ne de son eleştirileri bunlar? Ama bir ayrışmanın habercisi! Biraz Risalei Nur kültürü olsa her halde bunlara şefkat tokadı inmeli diyebilirdi.
Göklerden inmesini murad edebileceği şefkat tokadının ne olduğunu Albayrak söylemez ama referandumda hayır çıkmasını isteyen başka İslamcıların, cemaatlerin, ‘ilmi sağ’cıların olduğunu biz söyleyelim. Ankara kulislerinde derin mahfillerde dolaşan söylentiler daha vahim. Oğlunun kentin ticaret odası başkanlığına seçilmemesine içerleyen bir büyükşehir belediye başkanının, içinden çıktığı ve halen müntesiplerle ilişkisini kesmediği ‘Meşaleciler Birliği’nden bazı arkadaşlarıyla referandumda sandıktan hayırın çıkması için çalışma kararı aldığı konuşuluyor. Meşaleci kökenli sosyal medya kullanıcılarının bireysel hesaplarından güvendikleri arkadaşlarına hayır propagandası içeren paylaşımlarda bulundukları söyleniyor. Meşaleciler Birliği’nden İlmi Sağcı çizgiden yetişen Ahmet Taşgetiren’in Star gazetesindeki köşesinde “Balkon dilini öne taşımak” önerisiyle başladığı yazısında, Evet ve Hayır’ları “ihanet” bağlamında görmenin her şekline karşı olduğunu açıklaması aslında evet ve hayırları eşitleyen, aynı kategoriye koyan, Ak Parti önderliği ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın milli kurtuluş hamlesi nitelendirmesini deyim yerindeyse sulandıran bir yazı.

Turpun büyüğü heybede deyiminde olduğu gibi Taşgetiren’de gerçek niyetini yazısının sonunda belli ediyor ve diyor ki “ Yine diyorum, evet demokratik sonuç olacaktır ama, yüzde 40’larda “İhanet”le tanımlanan bir “Hayır” Türkiye için sağlık göstergesi olmayacaktır. Son not: Tayyip Bey’le birlikte Abdullah Gül’ü ve Ahmet Davutoğlu’nu sevmek günah değildir.” (Bkz. http://www.star.com.tr/yazar/balkon-dilini-one-tasimak-yazi-1186243/ ) Ahmet Taşgetiren çufçufun kampanası yani düdüğü denilebilir. Bu söz hakaret anlamında değil. Tren katarının geldiğini haber veren alarm sitemi demek daha doğru. Çünkü Fetöcülerin ‘Bugün’ gazetesinde yazarken hükümetle çatışmaları başlayınca adı geçen mevkutede yazmayı bırakmıştı. Bunun üzerine Taşgetiren’in ardından çok geçemeden Hüseyin Gülerce’nin de fetöyle irtibatını koparacağını yazmıştım. İnanmayan açsın okusun. Halep oradaysa arşın burada. (Bkz. 30.12.2013 http://www.timeturk.com/tr/makale/omur-celikdonmez/mucadeleciler-cemaatten-neden-kopuyor.html ) Yanisi şu ki bu ekip iş başında ve ne yapmak istediklerini anlamak için müneccim olmaya gerek yok! AK Parti içindeki muhalif fay hattı harekete geçti.

Gelelim MHP’deki muhaliflerin mücadelesine. İhraca giden yolun açılması MHP liderliğinin tasarrufu. Amaç, seçmen tabanını muhaliflerden uzak tutmak, genel merkezin evet kararında ne kadar samimi olduğunu hayırcı muhaliflerle yollarını arayarak göstermek. Ancak Bahçeli’nin Cumhurbaşkanı aday olmasına izin vermediği Sadi Somuncuoğu’nun Milli Düşünce Merkezi Başkanı sıfatıyla dört muhalif genel başkan adayını bir araya getirdiği, önümüzdeki günlerde muhtemelen 18 Şubatta, CHPli Yenimahalle Belediyesine ait Nazım Hikmet Kongre ve Sanat Merkezi’nde düzenlenecek basın toplantısıyla genel başkan adayları arasında gerçekleşen mutabakatı ve yeni parti kurma kararını açıklayacağı söyleniyor. İşin ilginç tarafı, 5 OCAK 2017’de Kıbrıs’ta milliyetçi muhafazakâr Milli Düşünce Merkezi ile sol tandanslı, ulusalcı, Kemalist Türkiye Barolar Birliği’nin müşterek Kıbrıs Paneli düzenlemeleri. (Bkz. Türkiye Barolar Birliği ve Milli Düşünce Merkezi Kıbrıs Paneli-5 Ocak 2017 https://www.youtube.com/watch?v=aLEQtz8XSxY ) Panelde Sadi Somuncuoğlu’da konuştu, Türkiye Barolar Birliği Metin Fezioğlu’da konuştu. Panelin fonlayan Metin Fezioğlu’ydu çünkü. Başka hangi etkinlikleri fonladığı yakında anlaşılır. Sadi Somuncuoğlu Metin Feyzioğlu muhabbetini bir kenara not edin!

Kendisiyle görüştüğüm bazı isimler milli bir dava olan Kıbrıs meselesi üzerinden merkez sağın pek sıcak bakmadığı Feyzioğlu’nun bu panel ile sağ seçmene pazarlandığını söyledi. İddia o ki, yeni kurulacak partide Feyzioğlu’nun da karınca kararınca tuzu bulunacak. Referandumda Ak Parti’nin gerçek rakibi CHP veya diğer siyasi yapılanmalar değil. En büyük rakip sağ seçmen, İslamcı marjinal gruplar, AK Partili küskünler, meşaleciler (İlmi sağcılar) ve MHP’den ayrılan, ayrıştırılanlar! Müesses nizamın toplum mühendisliğini lütfen görün ve tedbirinizi alın!

Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
[email protected]

Yorumlar