Ayşe tatile Türk ordusu Kıbrıs’a çıktı!

Rus basını: “Putin Erdoğan’ın her yaptığına olumlu bakıyor”

Terör Örgütü PKK’nın İşkence Teknikleri

Putin 7 rayonun geri qaytarılmasını Ermənistandan tələb edir”

Suriye’yi hedef olmaktan Türk Dışişleri kurtardı!

Türkiye 2 Aralık 2016
768

Her şey Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Fırat Kalkanı’na ilişkin “Devlet terörü estiren zalim Esed’in hükümranlığına son vermek için biz oraya girdik, başka bir şey için değil” açıklamasıyla başladı. Erdoğan’ın sözleri gündemden düşmeden Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, önceden planlanan Türkiye- Rusya Ortak Stratejik Planlama Grubu 5’inci Toplantısı’na katılmak üzere Türkiye’ye geldi, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Antalya’da görüştüler ve Lavrov görüşmenin ardından El Bab’da Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik hava saldırısıyla ilgili önemli bir açıklama yaptı. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov görüşmenin ardından Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik 24 Kasım’da Suriye’de düzenlenen hava saldırısıyla ilgili konuştu. Lavrov, “Bizim, Rusya olarak, bununla hiçbir ilgimiz yoktur. Bu, Suriye’nin silahlı kuvvetleri tarafından yapılan bir saldırıdır” dedi. (Bkz. http://www.cnnturk.com/turkiye/lavrov-hava-saldirisiyla-ilgimiz-yok-suriyenin-saldirisi )

Bende ajanslara düşen bu açıklamanın ardından “Rusya Dışişleri Bakanı Suriye’yi hedef gösterdi!” başlıklı yazımı kaleme aldım ve dedim ki; Lavrov’un bu beyanı Rusya’nın resmi görüşüdür. Zerre kadar şüphe duymuyorum ki; Rus diplomasisinin patronu tarafından yapılan bu açıklama Putin’in onayından geçmiştir. Rusya bu açıklama ile Türkiye’nin Rusya’yı hedef almamasını, kozlarını Suriye ile paylaşmasının önünü açmayı amaçlıyor. Rusya, aradan çekiliyor ve Türkiye’ye “-askerinizi vuran Suriye’dir, ne yapacaksanız nasıl yapacaksanız Suriye rejimine yapın!” diyor.” (Bkz. http://www.kafkassam.com/rusya-disisleri-bakani-suriyeyi-hedef-gosterdi.html ) Ancak Lavrov’un açıklamasının üstünde dumanlar tüterken ne hikmetse dakikalar sonra Türk Dışişleri Lavrov’un çevirisinde hata yapıldığını duyurdu. İşin garip tarafı Rusların böyle bir itirazı olmamıştı ama Türk Dışişlerinin itirazına da ses çıkarmadılar. Lavrov’un açıklaması yapılan düzeltmeyle, ‘Saldırıyı ne Rusya ne de Suriye rejimi yapmıştır’ ifadesine dönüştürüldü. Lavrov’un sözlerini Rus basını, “En azından Rusya’nın bu olayla hiçbir ilgisinin olmadığına dair genel bir anlayış var. Suriye ve hava kuvvetlerinin de bununla ilgisinin olmadığı düşünülüyor” şeklinde aktardı. (Bkz. http://qha.com.ua/tr/siyaset/lavrovcavusoglu-gorusmesine-ceviri-hatasi-damga-vurdu/150809/ )

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov Türkiye’den ayrılmadan, İngiliz Financial Times (FT) gazetesi, Suriye muhalefetinin önde gelen isimlerinin Halep’teki çatışmalara son vermek amacıyla Türkiye aracılığıyla Rusya ile gizli görüşmeler yaptığını iddia etti. Adının açıklanmasını istemeyen bir muhalifin ağzından, “Ruslar ve Türkler, şu anda ABD olmadan bizimle görüşüyor. Washington bu sürecin tamamen dışında bırakıldı ve Ankara’da neler olup bittiğini bile bilmiyor” bilgisini paylaştı. (bkz. http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-38167527 ) Lavrov’a sorulduğunda yalanlamadı, Suriye’deki silahlı muhalif gruplarla Türkiye’nin katılımıyla temasa geçtiklerini, Suriye krizinin çözümü üzerine Türkiye ile anlaşmaya vardıklarını açıkladı. (https://tr.sputniknews.com/ortadogu/201612011026094370-lavrov-ankaranin-katilimiyla-suriyeli-muhaliflerle-temasa-geciyoruz/ ) Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu, Türkiye’nin arabuluculuğunda Ankara’da Rusya ve muhalifler arasında gizli görüşmeler yapıldığını doğruladı. RİA Novosti’ye konuşan Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu yetkilisi Samir Naşar, “Bu görüşmeler Türkiye’nin çabaları ile çok temkinli bir biçimde üç gün yapıldı. Toplantılara Türkiye’nin etki edebileceği gruplar katıldı” dedi. (Bkz. http://www.dunyabulteni.net/manset/385958/turkiye-muhalifleri-rusyayla-gorusturdu )

Avrasyacı Rus yöneticilerin, Türkiye’yi NATO üyesi olması nedeniyle Atlantikçi blokta görüyor ve bu nedenle mesafeli yaklaşıyor denilebilir. Ancak Suriye ve Irak’ta ABD ile karşı karşıya gelen Türkiye, Avrupa Birliği üyeliğinin sonuçlanmaması ve AB ülkelerinin Suriyeli mültecilerle ilgili Türkiye’ye ile yaptıkları anlaşma hükümlerini yerine getirmemesinden dolayı, Avrupa’ya da mesafeli. Bu nedenle Atlantikçi kampı sorguluyor. Ayrıca ABD’nin özellikle Suriye’de Türkiye’yi devre dışı bırakan faaliyetlerinden haberdar. ABD istihbarat örgütlerinin desteklediği bazı muhalif örgütlerin, Türkiye’nin çıkarlarına zarar verdiği de ortada. Öyle ki Irak’ta olduğu gibi Suriye’de de ABD’nin elinin kimin cebinde olduğunu anlamak çok zor. Amerika’nın yaptığı deyim yerindeyse tavşan kaç tazı tut! Nasıl mı?
Doğu Halep’e karşı saldırıya, Suriye’deki ABD müdahalesini daha da karmaşıklaştıracak şekilde, YPG de katıldı. Washington, Esad hükümetiyle savaşan İslamcı milisleri desteklerken, aynı zamanda Suriye’de IŞİD’e karşı sürdürülen ABD askeri harekâtında YPG’yi başlıca vekil gücü olarak kullanmaya çalışıyor. Washington’ın bölgedeki NATO müttefiki Türkiye de, Suriye’ye asker göndermiş durumda. Bu, görünüşte IŞİD ile savaşmak içindi, ama asıl olarak Suriyeli Kürtlerin Türkiye sınırı yakınındaki bölge üzerinde denetimi sağlamlaştırmasını önlemeye yöneldi. Sonuç itibariyle, Washington, birden çok cephede birbirine karşı savaşan güçleri destekliyor. “Zorluk”, Washington ve müttefikleri tarafından örgütlenmiş rejim değişikliği operasyonundaki tek kayda değer silahlı muhalefet gücünün, her ikisi de “terörle mücadele”nin on beş yılı boyunca ABD ve dünya halklarının güvenliğine yönelik en büyük tehdit olarak gösterilmiş olan El Kaide’nin yan ürünü El Nusra’dan ve IŞİD’den oluşmasıdır. (bkz. Bill Van Auken/http://www.wsws.org/tr/2016/nov2016/syri-n30.shtml)
Cumhurbaşkanının Lavrov gelmeden önceki ve gittikten sonraki açıklamalarını bence bu açıdan değerlendirin. Hükümetin son MGK’ kararlarıyla, YPG’nin yani Suriye’de ABD’nin bulunduğu her yer meşru hedef ilan edilmiştir. Son MGK kararları doğrultusunda Türkiye, Afrin dahil her noktada askeri tedbirler alabileceğini ilan etmiş, Suriye ve Irak’ta özellikle 3 noktanın Türkiye’nin hedefinde olacağını duyurmuştur. Bu 3 noktanın ilki Menbiç, diğer iki nokta ise Irak’taki Sincar ve Suriye’deki Afrin’dir. MGK’daki ‘terör koridoruna izin verilmeyecek’ deklarasyonu ile yeni bir aşamaya gelindiğini, konsept değişikliği ile Türkiye’nin Afrin dahil her noktada askeri tedbirler alabileceği anlaşılıyor. Böylece, Türkiye’nin Menbiç, Sincar ve Afrin’de operasyon için düğmeye basması an meselesi. (Bkz. https://rasthaber.com/mgkda-karar-alindi-afrin-dahil-ypgnin-oldugu-her-yer-mesru-hedef/ )
Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
[email protected]

Yorumlar