Ateşkes Suriye’ye barış getirir mi?

Атомная электростанция “Аккую”

Bir İslâmcının kandırılmışlık hali

Çin Suriyada tək bir güllə atmadan qələbə qazanır

Suriyelilere vatandaşlık verilmesinin yaratacağı bazı sonuçlar

Manşet Üstü 12 Temmuz 2016
557

Suriyelilere vatandaşlık verilmesinin yaratacağı bazı sonuçlar

Nazım Cafersoy

Nazım Cafersoy


Suriyelileri vatandaş yapma önerisinin yaratacağı çok sayda güvenlik, iç politika ve dış politika problemleri sıralanıyor. Bunlara ek olarak özellikle bu önerinin dış politika boyutunda etkileri kısa, orta ve uzun vadeli şu şekilde olacak:
1.Kısa vadede Türkiye Suriye politikasını tamamen, hem de kendi ulusal çıkarlarının bakımından stratejik bağlamda zarar verecek biçimde değiştiriyor. Yani sadece Esed ile (muhtemelen Rusya üzerinden) ilişkiler normalleşmeyecek, hem de güvenli bölge ve nüfuzun geri gitmesi konularından da vazgeçilmiş oluyor. Bu yaklaşım Rusya-Türkiye anlaşmasında Suriye konusunda tamamen Esad’la ilişkileri normalleştirme ve IŞID üzerinden uzlaşmaya varıldığının güçlü bur işareti sayılabilir. Bu arada Türkiye’deki Rusya muhalifi Kuzey Kafkasyalıların da sıkıntısı olacak. Öte yandan, Azerbaycan-Türkiye-Rusya ekseninde IŞID mücadelesi de gündemde yerini alır.
2. Orta vadede, Suriyelilerin geri gitmemesi bu nüfustan boşalan bölgenin PYD ve Barzani’nin iyice doldurması demek. Bu arada Barzani’nin Türkiye’den daha bağımsız hareket etme olanağı artar. Bu da bölgede herkesçe bilinen 4 parçalı devletin ikinci filli parçası demekdir. Tabii ki bunun sonuçlarını da aklı başındaki herkes bilir.
3. Uzun vadede ise bölgeden Sünni, Türkmen ve Türkiye’nin İran’a oranla daha kolay uzanabileceği Hristiyan azlıkların azalması ise Suriye’nin kalıcı olarak Şii eksenine kayması ve İran’ın bölgede daha fazla güç kazanması demektir. İran’ın Batı ile ilişkileri normalleştirme sürecini ve Irak’ı da düşünürsek bölgede Tahranın gücünü zirveye taşır. Bu bağlamda Suriyelilere vatandaşlık konusundan İsrail’in de çek memnun olduğu söylenemez. İran’ın bu konumunu zayıflatmak için Türkiye-İsrail-Azerbaycan ekseninde Batı’nın da desteklediği bir Güney Azerbaycan hassasiyetinin güçlenmesi şaşırtıcı olmaz.
4. Ayrıca, uzun vadede Suriye meselesindeki bu başarısızlık Türkiye’nin 1990’lardaki post sovyet coğrafyasındaki politikasına benzer sonuçlar yaratabilir. “Adriyatik’ten Çin seddine Türk Dünyası” söylemi ile başlayan o yaklaşım Özal’ın ölümü ve Elçibey’in iktidardan düşmesi ile Türkiye’nin bölgede ciddi bir profil kaybetmesine neden olmuştu. Türkiye (doğrudan dış politikayla ilgisi olmasa da) iç politikada bazı dönüşümler geçirirken, dış politikada da Batı ile daha fazla haşır neşir olmağa başlamıştı. Ortadoğu başarısızlığının boyutları bazı farklılıklar içermekle birlikte benzer dış ve iç dinamikler doğuracağını tahmin edebiliriz . Dış politikada Batı (ABD ve NATO bağlamında), Rusya ve İsrail örneğinde trend olarak 1990’lar yaşanıyor gibi.
Nazım Cafersoy

Yorumlar