Rus uzman: DTÖ neden ABD’nin Türkiye’ye yönelik yaptırımlarına sesini çıkarmıyor?

Nikol Paşinyla Respublikaçılar Partiyası arasındakı gərginlik getdikcə qızışır

Türkiye’de dinlerarası diyolog fetöcülerden sonra Selefi RABITA tarafından yürütülüyor!

Rus televizyon: O gece NATO neden Erdoğan’a yönelik olası suikasta göz yumdu

Suriye’den Sonra Sıra Tükiye’de mi?

Türkiye 18 Aralık 2016
1.720

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra bu coğrafya (Ortadoğu) ikinci kez dizayn ediliyor. Türkiye “Arap baharı” sürecinde en çok darbe alan ülkelerden biri oldu. 2010 yılına kadar Türkiye işadamları Libya’da, Irak’ta, Suriye’de büyük anlaşmalar imzalamıştır, milyarlarca dolarla ölçülen anlaşmalar, inşaat, altyapı projelerinin ihalesi Türk şirketlerinde idi.
Ancak “bahar” ve ardından gelen kanlı savaşlar bütün olarak bölgeyi büyük bir kaos mekanına dönüştürdü. 5 yıl önce başlayan süreçleri yeni siyasi uyanış olarak kabul eden bölge ülkeleri bugün geçmişteki durumu kurtarmak için çalışıyorlar. Bu nedenle Türkiye kendi geleceğini kurması adına Orta Doğu politikasında değişikliklere gitmiş ve “Fırat Kalkanı” operasyonuna başlamıştır. Türkiye’nin bu operasyonlara başlamasında en önemli neden olarak 15 Temmuz olaylarını gösterebiliriz. Çünkü Türkiye bu olaylardan sonra artık Orta Doğu politikasında değişikliklere gitmiş ve düşmanı içeride değil dışarıda saldırarak yok etmek kararına gelmiştir.
Öncelikle 15 Temmuz olaylarına başka açıdan bakmaya çalışak.15 Temmuz askeri darbe ve iç savaş girişimi başarılı olsaydı, bugün Suriye ve Irak’ın kuzeyi Türkiye için ne hale gelirdi? Türkiye’nin iç savaşa sürüklendiği, Türkiye-İran jeopolitik rekabetin alevlendiği, Türkiye-Rusya krizinin çatışmaya dönüştüğü bir ortamı hayal edin.
Birilerinin PKK ve PYD üzerinden Akdeniz’den İran sınırına kadar Suriye ve Irak’ın tüm kuzey bölgesini kontrol altına aldığını, Türkiye’yi ise Suriyeleştirme projesinin temeli haline getirildiğini hayal edin. Bir yanda İran’la çatışma diğer tarafta Rusya ile çatışma, ABD ile PKK / PYD üzerinden güneyden vurulma, Gülen ve teröristleri üzerinden içeride parçalanma.
Ellerinden gelse Türkiye’yi PYD ile müzakere masasına oturtturacaklar, müttefik etdirecekler, teröre yem etmekle kalmayıp birde PKK / PYD üzerinden yapılmaya çalışılan harita planlarına kurban ettirecekler.
Çeşitli oyunlarla, tekliflerle, formüllerle Suriye ve Irak’ı parçalama, ardından Türkiye’nin güneyi ile bu iki ülkenin kuzeyini tek bir terör kuşağına dönüştürme planlarını bizzat Türkiye’ye hayata keçirtdirecekler. Bu planı başardıktan, iki ülkeyi de parçaladıktan sonra da sıra Türkiye’ye gelecek, o zaman tüm güçleriyle Türkiye’yi vurmaya başlayacaklardır.
Nitekim Türkiye’yi terör ülkesine dönüştürmeye çalışıyorlar ki, 10 Aralık Türkiye’nin İstanbul şeherinde kanlı terör eylemi gerçekleştirildi. Futbol maçından sonra akşam saatlerinde Beşiktaş’ta peşpeşe iki bomba patladı. 30’u polis olmak üzere 39 kişi hayatını kaybetti, 155 kişi yaralandı. Türkiye bu olayın etkisinden tam olarak ayılmamış bu kez Kayseride terör eylemi gerçekleştirildi.Askerlere yönelik gerçekleştirilen terör eyleminde 14 asker hayatını kaybetti ve 56 asker yaralandı.
Başbakan’ın sözlerine göre, terörün hedefi halkın ruh yüksekliğini düşürmek, korku yaratmaktır. Nitekim biz geçen yazımızda bunu belirtmiştik.( Bkz http://www.kafkassam.com/turkiyedeki-10-aralik-teror-olayinin-arka-perdesi.html) O, bakanların olay yerinde olduğunu ve gerekli çalışmaların yapıldığını söyledi. Binali Yıldırım teröristlerin 15 Temmuz’dan ders almadıklarını söyledi, aynı zamanda terörün asıl amacına ulaşmaması için faaliyet programına ara vermeyeceklerini belirtdi.
Ayrıca Aralık 4-de Kayseri’de bir işletmenin açılış töreninde konuşan Başbakan Binali Yıldırım ise dövizin değer düşmesinin arkasında bazı çevrelerin Türkiye’ye karşı yürüttüğü “ekonomik oyunların” durduğunu özel vurgulamasından 13 gün sonra Kayseride terör eyleminin gerçekleştirilmeside manidardır.
Diğer yandan ordunun ülke dışında yani Suriyada terörle savaşdığı bir zamanda ülke içindeki askerlerin ve polislerin terör eylemlerine hedef olması ayrıca düşünülmesi gereken önemli bir faktördür. 15 Temmuz olayları zamanı askeri derbe yoluyla ülkeyi devirmeye çalışan güçler bu kez terör eylemleri ile içerden orduyu ve ülkeyi daha da zayıflatarak parçalamak niyyetindeler yani diğer bir Irak ve Suriye benzeri durumu Türkiye’de yaratmak istiyorlar. 15 Temmuz’u bizzat planlayıp uygulayan ülkelerin, askeri darbe ile elde edemedikleri sonuçları Türkiye’yi güneyden çevreleyerek elde etme hesapları var. Bugün Suriye topraklarında, Irak topraklarında bu planların nasıl uygulandığını görüyoruz.
Ayrıca Türkiye’ye olan baskıları artırmak için etnik separatizmle birlikte, yakın geleceğe hesaplanmış mezhepsel faktörlerle körüklenen çatışmalar için de zemin hazırlamaktadırlar. Nitekim bugün Ortadoğu’da yaşanan çatışmalar artık son derece tehlikeli boyutu olan – mezhepsel çatışma şeklini almaya başlamıştır. Ve bundan sadece bölgede çıkarı olan güçler yani Batı, Rusya değil, aynı zamanda bölgede kendi nüfuzunu artırmaya çalışan ve bunun için de mezhepsel vurğuya özel önem veren ülkeler, İran, Arap ülkeleri de yararlanmağa çalışımaktadırlar.
Diğer yandan bu çatışmalara belli tarihi “anlam” yüklmeye çalışan güçler, böylece gelecek çatışma için uygun bir zemin hazırlamaya çalışıyorlar. Batı ve Arap ülkelerinin bazı önde gelen medya kurumlarının Türkiye’yi “modern Osmanlı”, İran’ı ise “modern Safevi” gibi sunarak, yeni “Çaldıranların” Musul’da, Halep’te, hatta Yemen’de bile tekrarlanacağını bildirmeleri, her iki ülkenin Ortadoğu politikasını da böyle bir açıdan sunmaları düşündürücüdür.
Günümüzde Türkiye’de bununla ilgili olarak etnik bölücülük üzerinde geniş kapsamlı teror eylemleri ve teşkilatlarında da mezhepsel faktörlerin abartılması tendensiyasını gözlemlemekteyiz.
Ehtiram AŞIRLI
Kafkassam Dış Politika Analisti

Yorumlar