’’AVRASYA HİZMET ÖDÜLLERİ” SAHİPLERİNİ BULUYOR…

İsrail, Mısır-Yunanistan-GKRK Türkiye’yi Doğu Akdeniz’den ve Kıbrıs’tan kovmak istiyor

Papa Putin rekabeti: Ukrayna Ermenistan Kazakistan sıradaki neresi

Nazarbayev’in Kararına Kıbrıs’tan bakış

Suriyede Ne Değişiyor Bu Ortadoğu da Neyi Değiştirecek

Gündem 31 Ocak 2019
118

Son birkaç yıldır bizim coğrafyamızda zaman olağanüstü hızlı akıyor.
Dengeler günü birlik değişiyor, lehimize yada aleyhimize…Peki bu hızlı akışı akılcı bir dış politika ile lehimize çevirebiliyormuyuz? Bu tartışmaya açık bir konu olmakla beraber, çoğunlukla lehimize çeviremediğimiz kesin, çünkü dengeleri değiştiren aktör biz değiliz.
Bölgede ki aktörlerin büyük kısmı bölge dışı güçler ve varlıkları ile altüst etikleri dengelerin tamamı ekonomik, sosyal,yönetimsel alanlarda aleyhimize sonuçlar doğuruyor ve doğurmayada devam ediyor. Rusya’nın bölgeye müdahalesini konjonktürel ,taktiksel diplomasi yöntemleri ile başaran İran, son günlerde Suriyede Esat yönetimini Türkiyeye ile barıştırmanın meşru zeminini oluşturmayı başaramadı ya da tam tersi engelledi.
Kürt meselesinde bizim basiretsizliğimiz , ayrılıkçı pkk terör örgütünü meşrulaştıran ve bunu uluslararası insan hakları problemi niteliğine büründürerek bir “Kürt Meselesi”ne çevirme eğiliminde olan Türkiye karşıtlığında birleşen farklı blokların ortak başarısı oldu.
Peki Dengeler neden nasıl değişti…
Siyasal tarih bilgilerimiz gösteriyor ki; Osmanlı’nın son dönemi ve Cumhuriyet’in son birkaç on yılında akılcı politikalar üretmek yerine durumsal çözümleri öncelemek hatası, bu köklü problemin bir nevi evrim geçirmesinin zeminini hazırladı.
Bu problem, konjonktürel siyasal alanda kullanılabilir,etnik kimlik bilincinden uzak ilkel feodal yapılarla, gündemde tutulmaya çalışılan boyutundan taştı ve sosyolojik zorlamaların tetikleyebileceği, siyasal alana taşınma ihtimaline açık hale geldi.Bu da bizde riskli bir coğrafi alan doğuruyor, coğrafi konumu ile
Suriye ve İran bizim etnik kimlik yoğunluğumuzun yaşadığı bölgenin sınırını oluşturuyorlar ve aynı zamanda Ortadoğu’ya ve Orta Asya’ya bağlayan ve açılan yolumuzda buradan geçiyor. Bizim için rekabet unsuru olmaktan çok güvenlik tehdit alanlarımızın sınır kapısı gibiler.
Batı’da Ermeni meselesi ile başlayan Türkiye aleyhtarı strateji süreci, yakın dönemde Kürt kartı stratejisi diye isimlendirilebilecek bir sürece dönüştü. Rusya,Çin,İran,ABD,Almanya,İngiltere ve sayabileceğimiz hemen hemen önemli tüm devletler, uzun süredir bu strateji ile Türkiye’nin karşısında saf tuttular, diyebiliriz. Bu yöntemi ilk benimsedikleri yani tarihi vakaları Türkiyenin aleyhine abartarak yorumladıkları mesele Ermeni meselesidir. İkincisi de propaganda yoğunluğu son otuz yıla denk gelen, Kürt meselesi diye tarif edip masumlaştırarak destekledikleri “Ayrılıkçı PKK Terörü”dür. Ayrıca İran da ,ABD destekli ayrılıkçı pkk ve muadillerinin oluşturduğu büyük riske karşın lehimize adımlar atmış değil. Son günlerde pkk ve muadillerine karşı yaptığı hamlelerinin sonuçları da aleyhimize görünüyor çünkü ABD’nin bölgeden çekilme beyanı Kıta Avrupası’ndan çok ciddi bir karşı tepki aldı.Son gelişmeler de gösteriyor ki öncülüğünü Fransa’nın yaptığı bir Avrupa gücü Suriye’deki PKK oluşumunu korumak üzere dizayn edilebilir. Fransa’nın ve bu birliğe katılacak olanların tercihine neden olan Türk korkusunun ve düşmalığının tarihi temelleri var,”Şark Meselesi” kitabında Albert Sorel Bunu uzun uzun anlatır.
Peki İran bütün bunları niçin yapıyor:
Türkiye İkinci Dünya Savaşı sonrası, ortaya çıkan NATO’da yer alarak Ortadoğu coğrafyasının dışına taşan tek Ortadoğu ülkesi olma özelliği ile bölgede rekabet edilemez bir güce sahip olmuştu. Tam da bu dönemde Ortadoğu, uydu ve bağımsız görünen devletler coğrafyasına dönüştü. Önce İngiltere sonra ABD’nin kontrol altında tuttuğu Şah Dönemi İranı’nı, ABD ve İngiltere, İran’da ki Türk nüfusunun İranda yeniden kurulduğuna , Pers devleti için ciddi risk oluşturduğuna inandırdılar.
Pehlevi İran’ı gibi İran islam cumhuriyeti de dış politika anlayışını devrim ihracı gerekçesiyle geçmişteki Pehlevi İran’ı gibi dizayn etti.İslam cumhuriyeti İran’ı da tehdit algısının merkezine, bu nedenle, Türk’ü ve Türkiye’yi yerleştirdi. Bu tehdidi bertaraf etmek için de Türkiye için tehdit oluşturduğunu düşündüğü etnik ve mezhepsel kimliklerin ayrılıkçı gurupları, dizayna kalkıştı ki bu da düşman kabul ettiği ABD ve diğer emperyal yapılarla onu Türkiye karşısında cephe tutmak gibi bir çelişkinin içine soktu ve sokmaya da devam ediyor.
Sonuç olarak Suriye’de her ne değişirse değişsin anlaşılıyor ki bundan en büyük zararı görecek olan Türkiye’dir. Çünkü topyekün uzun vadeli plan ve stratejilerin merkezinde Türkiye aleyhine bir sonuç, çok yönlü kurgulanmış görünüyor. Bizim aleyhimize gelişen bu süreç bizi zorlayabilir sıkıntılı süreçler yaşayabiliriz fakat yıkmaz yıkamaz lakin İran bu politikalarını değiştirmezse parçalanması mukadderdir. Suriye meselesinin Ortadoğu da ortaya çıkaracağı en önemli sonuçta bu olacaktır.

Yalçın Hatunoğlu

Yorumlar