Davos 2017

Eski Sovyet Coğrafyasında Saha Çalışmaları Yapmanın Zorluğu

Dinsizlik dünyada ve İslam ülkelerinde neden yayılıyor?

Kıbrıs’ta neden iki devletli çözüm?

Süleyman Cevdet: İran’ın içi boş güç gösterisi!

Gürcistan, İran 8 Ocak 2021
69

İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin üzerinden bir yıl geçtikten sonra Tahran’daki Yüce Rehber’in önderliğindeki hükümet, güçlerini yarım bir daire içerisinde gösterirken ne söylemek istiyor? Hamaney hükümeti, Süleymani’den kurtulanın ABD Başkanı Donald Trump’ın yönetimi olduğunu ve Trump’ın o sıralar bunu gizlemek istemediğini biliyor. Nitekim Trump, Kudüs Gücü Komutanı’na Bağdat havaalanından ayrıldığı sırada suikast düzenlenmesi emrini verdiğini açıkladı!

Ancak geçtiğimiz yıl boyunca buna misilleme yapılacağı yönündeki tehditlere rağmen sahada herhangi bir şey görmedik. Bu hadisenin üzerinden bir yıl geçti ve aynı hükümet suikast darbesinden sonra daha büyük bir darbe daha aldı. Bu seferki darbe Irak’ta değil, bizzat İran’ın içerisinde gerçekleştirildi. İran’ın nükleer programının en büyük beyni olarak tanımlanan Muhsin Fahrizade öldürüldü. Fahrizade, Tahran sokaklarından birinde öldürüldü. Fakat kimse bu saate kadar tam olarak kimin tarafından öldürüldüğünü bilmiyor! Ancak İsrail’in 1993’te onun yakınlarına birtakım kimseleri yerleştirdiği, Olmert hükümetinin 2008’de Fahrizade’ye yakın birinden ses kaydı aldığı, kaydın İran’ın nükleer programıyla ilgili olduğu ve Tel Aviv’in Washington’ı bundan haberdar ettiğine dair raporlar var.

Birazdan söz edeceğim yarım daire, Yüce Rehber’in önderliğindeki hükümetini, ilkinde Yemen’de daha sonra işgal altındaki üç BAE adasında ve üçüncüsünde ise Güney ve Doğu Lübnan’da ‘güç gösterisine’ benzer bir şeyi cezbetti. Kudüs Gücü Komutanı’nın Yemen, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Lübnan planlamasıyla öldürüldüğü henüz kanıtlanmadığı gibi kanıtlanmayacak olmasına rağmen böyle cereyan etti. Güney Yemen’deki Aden Havaalanı’na ve BAE’nin üç adasına Süleymani’nin öldürüldüğü Irak’tan geçecek şekilde bir çizgi çektiğiniz zaman haritada yarım bir daireyle karşılaştığınız göreceksiniz. Söz konusu hat, İran’ın güç gösterisi yapacağı alan olacak. Nitekim bunun işaretlerini izliyor ve görüyoruz. Bu güç gösterisi ‘gerçekliği’ bir nebze değiştirebilir belki, ancak ‘gerçeği’ hiçbir şekilde değiştiremez. Zira ne kadar yok etme girişiminde bulunulursa bulunulsun, üzerine ne kadar toz bulanmış olursa olsun hakikat değişmez!

Husiler birkaç gün önce Aden Havalimanı’nı füzelerle hedef aldı. Saldırı, Yemen’in yeni hükümetinin başkan ve üyelerini taşıyan uçağın, Riyad’da Cumhurbaşkanı Abdurrabbu Mansur Hadi’nin huzurunda düzenlenen yemin töreninin ardından havaalanına ulaştığı zamana denk geldi. Bu, Riyad Anlaşması’nı ortadan kaldırma girişimiydi. Ancak Allah’ın inayetiyle bu saldırı girişimi başarısız oldu. Zira Yemen’in birliğini ve topraklarını korumayı amaçlayan bir çözüme ulaşmak için yapılan bu anlaşmanın arkasında samimi niyetler var. Husiler Yemen topraklarındaki zulümlerini ne kadar sürdürürseler sürdürsünler, bu halis ve saf niyetler tüm bunların üstesinden gelecektir.

Anlaşmayı ortadan kaldırma, hükümet üyelerinin ülkeye ulaşmasını ve görevlerini yerine getirmelerini engelleme girişimi başarısız oldu. Suudi Arabistan tarafından üstlenilen Yemen’i yeniden yapılandırma ve kalkınma programı sayesinde havalimanı binasında yıkılanlar hızla onarıldı. Kısa süre sonra hükümet karargahına ulaştı. Başbakan Muin Abdülmelik başkanlığında ilk toplantı gerçekleştirildi. Abdülmelik, saldırı sırasında yaralanan vatandaşlara derhal ziyarette bulundu. Nihayetinde tüm bu operasyon, hedefi şaşıran serseri bir kurşundan ibaret kaldı ve bu kurşunu sıkan el ise çaresizlikten rastgele her yöne ateş açan bir elden ibaretti!

Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Ali Rıza Tangsiri, söz konusu saldırıdan günler önce işgal altındaki Tunb Adaları’nda bir güç gösterisi yaptı. Birkaç gün sonra Tangsiri’yi, işgal altında olan BAE’nin Ebu Musa Adası’nı teftişe giden Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami’ye eşlik ederken gördük. Fakat bu ziyaretler, söz konusu adaların işgal edilmiş adalar olduğu söyleyen tarihi bir gerçeği hiçbir şekilde değiştirmedi! BAE bu adaların gerçek sahibidir. Söz konusu ziyaretler ise yerinde olmayan bir güç gösterisinden başka bir şey değildir. Tarih bunu söyler ve teyit eder.

Hizbullah’ın Lübnan’ın güneyinde ve doğusunda yayınladığı anma pankartlarının önünde durduğumuz zaman bu yarım daire tamamlanacaktır: Süleymani’nin ve onunla aynı kaderi paylaşan Haşdi Şabi’nin Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis’in fotoğrafları. Lübnan’ın Süleymani ve Mühendis’in ölümü ile ilgisi olmamasına, kendi topraklarında öldürülmemelerine ve Beyrut’un meselede taraf olmamasına rağmen böyle bir olay yaşandı. Bu fotoğraflar da gerçekleştirilen saldırı gibi gerçek hedefinden başka bir yere sıkılan başıboş bir mermiye benziyor.

Fotoğrafların Lübnanlıları kızdırması ve Bekaa ilinde bazılarının bu fotoğrafları ateşe vermesi doğaldır. Haşdi Şabi güçlerinin Süleymani ve Mühendis’i anmak üzere Bağdat’ın Tahrir Meydanı’nda toplanması, yeni bir güç gösterisinden başka bir şey değildi. Haşdi Şabi milis unsurlarından bazılarının söz konusu anma faaliyetleri kapsamında Bağdat havaalanına saldırı düzenlemeleri ise Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi’ye yönelik gereksiz ve akılsızca bir provokasyondu! Bu adam birkaç gün önce Yüce Rehber’in hükümetine, Irak topraklarındaki milislerinin hareketini kontrol etmesini söylemesi için birini gönderdi. Bunu yapma sebebi, bu topraklardaki silahları yalnızca devletin elinde tutmaktan başka bir şey değildi. Kazımi bu yolda yavaşça, fakat kararlılıkla ilerliyor. Çünkü Irak’ta -siyasi bilimlerdeki anlamıyla- devlet olmadığını biliyor. Kazımi İran’la, Irak’ın toprakları üzerindeki egemenliğine saygı duyan ve kendisiyle iyi komşuluk ilkelerini hesaba katan bir ilişki kurmak istiyor.

İran, Kudüs Gücü Komutanı’nın ölüm yıldönümünde, yerinde olmayan bir güç gösterisi yaptı. Nitekim kendisi de bu dört bölgedeki insanların bu türden bir gösteriyi reddettiklerini biliyor. Havaalanının hedef alındıktan saatler sonra onarılması bu açık reddin kanıtıydı. Bekaa’da asılan fotoğraflara yapılanlar da!

Tahran’ın bölgedeki mevcut politikalarını durdurmak için bu gösterilerden daha fazla ihtiyacı var. Bu gösteriler ve tepkiler Süleymani ve Muhsinzade’nin öldürülmelerini bir parça haklı kılıyor!

Süleyman Cevdet
Mısırlı araştırmacı yazar

Yorumlar