Amerikancı, Türk dostu (!) istihbaratçı Almanya’da Cumhurbaşkanı seçildi!

Musul operasyonu yaklaşırken…

TSK’ya KHK Darbesi Mi

“Trump Rusya’da” operası

SÖZDE ORTADOĞU BARIŞ PLANI: YÜZYILIN ANLAŞMASI (ABD-İSRAİL-FİLİSTİN)

Gündem 29 Ocak 2020
93

Tarih boyunca en sorunlu bölge olma özelliğini barındıran Ortadoğu, sürekli çatışmaların merkezi olmuştur. Bu çatışmalardan en önemli olanını ise Arap-İsrail Savaşları oluşturur. 1973 yılında Arap-İsrail arasında yaşanan savaş esnasında ABD’nin bölge içerisindeki aktifliğinin artmaya başladığını görmekteyiz. Özellikle Henry Kissinger’ın yaptığı “mekik diplomasisi” ile iki taraf arasında yaşanılan çatışmaların son bulunması istenmiştir. Savaşın son bulmasından sonra bölgede bulunan devletlerin bazıları artık ABD yanlısı bir politikalar izlemeye başlamıştı. Bu çatışmadan sonra İsrail gerçeği tam anlamıyla Ortadoğu’da kendini göstermişti. Özellikle Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak gösterilmesi Filistin halkı tarafından kesinlikle reddedilen bir durum olmuştu. Fakat İsrail’in ABD tarafından desteklenmesi bu durumu değiştirememiştir. Kudüs’ün statüsü noktasında yaşanılan problemler ise günümüze kadar uzanır.
ABD Başkanı Trump tarafından “Yüzyılın Anlaşması” olarak adlandırılan bir barış planının varlığını bilmekteydik. Fakat bu planın açıklanması ile karşılaşılan durum şaşırtıcı olmamıştır. ABD Başkanı Trump ile İsrail Başbakanı Netenyahu ile Washington’da bir basın toplantısı düzenleyerek Ortadoğu Planı adını verdikleri planı anlatmışlar ve “iki devletli çözüm” yapısını dile getirmişlerdir. Trump yapılan basın toplantısı esnasında Kudüs için bölünmeden, bir bütün olarak İsrail’in başkenti olmasının hedeflendiğini dile getirmiştir. 2017’de Trump, Kudüs’ü tek taraflı olarak İsrail’in başkenti olarak tanımış ve büyükelçiliği Tel-Aviv’den Kudüs’e taşımıştı. Bunu hamleyi yapmış olması, yapılan planın aslında nasıl olacağının göstergesi niteliğindeydi.
Yapılan basın toplantısı esnasında Trump, Doğu Kudüs’ün Filistinlilerin gelecekteki başkenti olacağını ve topraklarının genişleyeceğinin sözünü vermiş ve Doğu Kudüs için daha sonraki zamanlarda büyükelçilik açacağını ve bundan gurur duyacağını söylemektedir. İsrail Başbakanı Netenyahu’nun planı müzakere etmeye hazır olduklarını ve barış için önemli adımlar attığını söyleyen Başkan Trump, İsrail’in ilk defa bir toprak parçası için somut olarak adım atıldığını ifade etmiştir. Bu durumun Filistinliler için devlet kurma noktasında tarihi bir şans olduğunu savunan Trump, bunun son şans olabileceğini de dile getiriyor. Bu noktada planın kabul edilmesi için Filistinlilere çağrı yapan Trump, bu planın Filistinliler için “mükemmel anlaşma” olduğunu savunarak, Filistin Özerk Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas için en doğru olanın “barış yolunu” seçmesi olduğunu söylemektedir.
Yapılan plana kapsamında Filistin’e büyük yardım ve yatırımlar yapılacağını, kabul edilmesi durumda ise Filistin ekonomisinin katlanacağını vurguluyor. Trump bu planlamanın 3 yıl sürdüğünü dile getirmiştir.
ABD’nin Ortadoğu Planı’nda Batı Şeria’daki Yahudi yerleşim yerlerinin İsrail toprağı olduğu kabul edilmekte ve Ürdün Vadisi’nin kontrolünün İsrail’de kalması yönündeki maddelerin olması gergin olan ilişkilerin daha da gerginleşmesinin yolunu açmaktan başka bir şey yapmamaktadır. Netenyahu ise planın maddelerini de dikkate alarak, Trump yönetiminin barışın kalıcı yönde olması için böyle bir plan sunulduğunu söylemiş ve Batı Şeria’daki yerleşim yerlerindeki İsrail egemenliğinin altını çizmiştir. Bu durum ise bu bölgelerin İsrail devletinin bir parçası olduğu ABD tarafından tanınmış olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.
Bu plan başta Filistin olmak üzere birçok Arap ülkesi tarafından kabul edilmemekte olup, anlaşmaya karşı çıkılmaktadır. Filistin lideri Abbas; “Yüzyılın Anlaşması’na karşı çıkıyoruz ve bu plan tarihin çöplüğüne atılacaktır.” şeklinde yorum yapmıştır.
Sözde olan bu planın ne olursa olsun kabul görmeyeceği çok net bir şekilde bellidir. Her zaman çatışmaların merkezi olan bu bölgede Filistin halkının geri durmayacağını her zaman görmüşüzdür. Kudüs’ün her iki toplum için dinlerinin merkezi olarak görmeleri ve bu noktada önem arz ettiği bilinen bir gerçektir. Bu gerçek göz önüne alındığı zaman her iki tarafın bu noktada anlaşma sağlaması olanaksız görünüyor. Sonuçta planın uygulanabilmesi ve anlaşmanın sağlanması her iki tarafında kabul göreceği şekilde olması gerekmektedir. Bu planın Filistin tarafından kabul edilemeyeceği çok açık iken, planın gündeme getirilmesi gergin bir şekilde ilerleyen ilişkilerin çıkmazlarının artmasından başka bir şey yapmamaktadır.
İstanbul Gelişim Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Yüksek Lisans Bölümü Öğrencisi ve Kafkassam Stajyeri Şeyda Ceylan

Yorumlar