Rus uzman: Aliyev ve Nazarbayev SSCB’nin başına geçseydi ülke dağılmazdı

İranı ahvazda kim vurdu ?

İdlib anlaşmasına Amerika təhlükəsi

İranda askeri geçit törenine saldırı

ŞOR TÜRKLERİ

Gündem 19 Mart 2018
381


Ülkemizden uzaklardaki Türk kardeşlerimizin varlıklarından, nasıl yaşadıklarından, neler çektiklerinden ve ne hissettiklerinden haberdar değiliz ya da çok az bilmekteyiz. Oysa Şor Türkleri, Hakaslar, Tuva Türkleri, Dukhalar, Altay Türkleri ve Teleütler bizden uzaklarda olmalarına rağmen aramızdaki manevi bağın güçlülüğünü onlarla ilgili okuduğumuz metinlerden anlamaktayız. Kenarda köşede kalmış ve maalesef sayısal üstünlükleri az olan Türk topluluklarına dair çalışmalar ülkemizde de yoğunluk kazanmıştır. Ve onlara dair hazırlanmış olan belgeselleri en azından Türk kardeşlerimizden haberdar olmak amacıyla mutlaka izlemek gerekmektedir. O belgesellerden bir tanesinde “kalpten kalbe giden yol” hissini yaşatacak ve insanın gözlerini yaşartan birkaç cümle dikkatimi çekmişti. “Gelin misafirimiz olun, ata topraklarınızı görün, Türkiye nasıl bir yer bilmiyoruz ama oradaki Türk kardeşlerimizi çok seviyoruz, hepsine çok selam söyleyin” diyorlardı. Selamlarını alarak o topluluklardan bir tanesi olan Şor’lardan kısaca bahsedelim:
Şorlar, “Kuznetsk Tatarları” adıyla da anılmaktadırlar. Bu terim Rusçadır. Şorlar ismi kullanılmadan evvel onlara “Demirci Tatarlar” denilmekte idi. Bu boya “Şor” adını ilk kez Radloff vermiştir. Bu terim, onların tarih içerisindeki iktisadi üretim faaliyetlerinin bir yansımasıdır. Günümüzde Rusya Federasyonu içerisinde Kemerova Bölgesinde varlıklarını devam ettirmektedirler. Kondom ve Mrassu iki önemli merkezidir. Şor Türkleri tarihte müstakil bir boy olamamışlar, her zaman güçlü komşularına tabi olmuşlardır. Uzun asırlar boyunca güçlü komşularının birbirlerine siyasi bir rekabetin merkezini oluşturmuşlardır. Bunun temel nedeni Şorların sahip oldukları kürk idi. 1607’de Rus çarının talimatı ile bir grup Kazak, Şorları vergiye tabi kılmak için harekete geçmişler ancak başarılı olamamışlardır. Kazakların ve Rusların saldırılarına karşı Kırgız ve Kalmuklar yardıma gelmişlerdir ancak onların da amaçları değerli kürk hayvanlarına sahip olmaktır.
1930’lu yıllarda Dağlık Şor Milli rayonu döneminde aydın kesimin yarıdan fazlası ya sürgün edilmiş ya da öldürülmüştür. İkinci dünya savaşı sırasında şor aydınları savaşta hayatını kaybetmiş ve bu da halkın kültürel gelişimine önemli etkiler yapmıştır. 1943’lü yıllara kadar ilkokullarda Şorca dersler verilmekte olup, şorca kitaplar yayınlanmakta idi. Daha sonraki yıllarda Şorca eğitim veren Eğitim Yüksek Okulu kapatılmış, Kızıl Şor gazetesi de faaliyetini durdurmuştur. Şorca eğitim veren okullar da Rusçaya çevrilmiştir.
Şorlar ile ilgili araştırmalar XIX. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren başlar. Folklorlarıyla ilgili denemeler misyonerler tarafından yapılmıştır. Şorlar, genç kuşağın daha iyi vakit geçirmesini sağlamak ve halkının tarihini öğrenmesini sağlamak amacı ile Taştagol şehrinde Şorların ataları Olgudek anısına şenlikler düzenlemektedirler. Milli güreş ve ok atma yarışları da yapılmaktadır.
Şor Türklerinin sözlü edebiyat ürünleri şu eserlerde toplanmıştır: Radlov, Aus Sibirien, Proben adlı eserlerinde Şor türklerinin yaşantıları ve gelenekleri ile ilgili önemli bilgiler verir. N.P. Direnkova’nın 1940 yılında yayımladığı Şorskiy Folklor adlı eserinde de genel bilgiler verilmiştir. G.F. Babuşkin tarafından Şor masalları yayımlanmıştır. 1989’da A.İ. Çudaykova tarafından Şor efsane ve masallarını içeren önemli bir eser daha vardır. Şor Türkçesi üzerine Verbitsky ve Radloff ile ondan sonra Katanov, Malov, Potapov ve Direnkov da çalışmışlardır. Şor Türklerinin ünlü şairi Fedor Stepanoviç Çispiyakov’un oğlu Elektron Fedoroviç Çispiyakov (1930-89) da Şor Türkçesi üzerindeki çalışmaları ile tanınmışlardır. Ayrıca yazım kılavuzu da hazırlamışlardır. Yine Şor Türklerinden Kurpeşko-Tannagaşeva ile Fyodor Y. Apankin’in birlikte hazırladıkları Şor-Kazak sözlük de vardır. Wilhelm Radloff_”Versuch eines Wörterbuches der Türk-Dialecte (1889-1911). (Bu eserde Şor Türkçesinden kelimeler vardır.) 1995’te Şor sözlüğü Adana’da yayımlanmıştır.
Metin Ergun tarafından “Şor Kahramanlık Destanları” adı ile 2006’da yayımlanmış bir kitap bulunmaktadır. Eserde 15 destan metnine yer verilmiştir. Bunlar: Altın-Ergek, Altın-Sırık, Altın-Taycı, Aran-Taycı, Ay Mögö, Kağan Argo Ablalı, Kağan-Mergen, Kağan-Kes, Kağan-Pergen, Kara-Kağan, Karattı-Pergen, Kartıga Pergen, Delikanlı, Ölen-Taycı. Bunun dışında, Kay kahramanlık destanı; Purunğu Çook, Erbek, Tiles: Efsane, Menkıbe, Küçük Hikâye; Kep Söster, Takpak, Takpak Söster, Ülger Söster: Atasözleri; Tapturçan Nıbaktarı, Tapan Nıbak: Bilmece; Sarın: Yır, Balk şarkısı, Türkü) Ayrıca şor destancılık geleneğinde kaycılık mektepleri vardır. Bunlar Güney Şor, Kondom ve Mrass Kaycılık mektepleridir.
Şorlar, kuzeydoğu Türk lehçeleri grubunda yer alan, Şor Türkçesini konuşan küçük bir Türk topluluğudur. 1930’da Latin alfabesine geçmişlerdir, önceden krili kullanıyorlardı. 1938’de tekrar kril kökenli alfabeyi kabul etmişlerdir. 1939’da Dağlık Şoriya’nın özerkliğinin kaldırılmasından ve Rusça’nın yaygınlık kazanmasından sonra Şor Türkçesinin kullanım alanı iyice daralmış, 1944’ten sonra da Şor yazı dili tamamen ortadan kalkmıştır. Bu durum 1991’e kadar sürmüştür. Sovyetler’in dağılması ile birlikte ana dillerini yeniden canlandırmak ve yazı dili haline getirmek için çalışmalara başlamışlardır. İlkokullar için alfabe kitapları yayımlanmış, birkaç şiir kitabı çıkmıştır. “Tugan Çer” adı ile bir gazete, “Elim” adı ile de bir dergi yayımlanmaya başlamıştır.
Şehir nüfusu genellikle Taştagol, Mejdureçensk ve Mıski şehirlerinde yoğunlaşmıştır. Bölgenin sanayileşmesi 1930’lu yılların başında olmuştur. Madencilik (altın), ağaç sanayi geliştirilmiştir. Sibirgin kömür yataklarında kömür açık yöntemle çıkarılmakta, bu da asit yağmurlarına yol açmakta ve çevrenin kirlenmesine, bitki örtüsünün yok olmasına neden olmaktadır. Sanayinin gelişmesi ile de yerleşim birimleri ve şehirler kurulmaya başlamıştır. Dağlık bölgelerdeki birçok yerleşim biriminde (Şor-tayga, Aşağı Alzak, Yukarı Alzak, Kiçi) elektrik enerjisi ve yollar bakımından sıkıntı çekilmektedir. Köylerde sosyal faaliyetler yok denecek kadar azdır.
Şorlar, Sibirya ormanları ve dağ eteklerinde sık bulunan şifali bitkilerden ilaçlar hazırlamaktadırlar. Balıkçılık ve toplayıcılık yaparlar (Şifalı bitkiler ve bitki kökleri toplarlar). Devlete verdikleri veya pazarlarda sattıkları çam fıstığı, kürk, bal, şifalı bitkiler ve yemişlerden de gelir elde etmektedirler. Toprağı işlemek için traktör, biçerdöver gibi tarım makinelerini kullanmaktadırlar. Güney kısmının dağlık bölge olması toprağın ekin için elverişli olmaması ve teknolojik donanımın yetersiz oluşu nedeniyle verimlilik düşmüştür. Bu nedenle temel uğraşıları hayvancılık, arıcılık ve çam fıstığı üretimi olmuştur.
Dağlık Şor’da ev yapımı veya küçük zanaat atölyelerinde üretilen giyim ve kundura kullanımı çok yaygındır. Günlük yiyeceklerini bahçelerinde yetiştirdikleri sebze ve meyveler, et ve süt ürünleri oluşturmaktadır. Genelde Rusların mutfaklarını benimsemişlerdir. Buna rağmen geleneksel yemek çeşitleri de günümüzde varlığını sürdürmektedir.
Aybike GÜZAY
——————————————————————
Kaynaklar: Seniha Sönmez, Türklerde Dağ Kültü İnancı ve Altay, Tuva ve Şor Destanlarında Dağ, Balıkesir SBE, Yüksek Lisans Tezi, 2008.
Ali Kaba, Altay, Tuva, Hakas ve Şor Destanlarında At Motifi Üzerine Bir İnceleme, Ahi Evran Üniversitesi, SBE, Yüksek Lisans Tezi, 2011.
Mehmet Emin Bars, Türk Kültüründe Ağaç Kültü ve Şor Kahramanlık Destanlarına Yansımaları, Jass Internatıonal Journal of Social Science, Number 27, p. 379-398, Autumn 2014.

Etiketler:
Yorumlar