Şimdi yükleniyor

Sirojiddin Tolibov: Yeni ABD Savunma Kursu Orta Asya İçin Ne Anlama Geliyor?

.

 

Pentagon’un yeni Ulusal Savunma Stratejisi’ne göre ABD, müttefiklerine artık “daha sınırlı” bir destek sağlayacak. Güvenlik önceliklerindeki bu köklü değişimle birlikte, ABD Savunma Bakanlığı artık Çin ve Rusya’yı dengelemekten ziyade, kendi topraklarını ve Batı Yarımküre’yi korumayı ana mesele olarak görüyor. Böylece ABD’den uzak olan ve öncelikle diğer ülkeleri etkileyen tehditler, artık o ülkelerin kendi sorumluluğu olarak değerlendiriliyor.

Bu çerçevede, Kanada Başbakanı Mark Carney’nin eski dünya düzeninin “geri gelmeyeceğine” dair sözleri oldukça sembolik. Carney’nin “orta güçlere” birleşme çağrısı, ABD’nin en yakın müttefiklerinin bile eski güvencelerin zayıfladığını anladığı yeni bir gerçeği yansıtıyor. Mantık basit: Bir ülke kuralların oluşumuna katılmazsa, başkalarının kararlarının nesnesi olma riskiyle karşı karşıya kalır. Bu, ABD liderliğindeki istikrarlı ve öngörülebilir güvenlik mimarisine güvenme döneminin kapandığının bir itirafıdır.

Orta Asya: Radarın Dışına Doğru

Carney’nin ifadeleri Orta Asya ülkeleri için Kanada veya Avustralya gibi klasik “orta güçlerden” çok daha keskin bir anlam taşıyor. Bu ülkeler için mesele; bölgede zaten aktif olan Rusya, Çin, Türkiye, İran, AB ve giderek daha seçici davranan ABD gibi dev güç merkezleri arasında eriyip gitmemektir.

Amerikan stratejisindeki kayma şunu gösteriyor: Orta Asya, Washington’un radarından daha da uzaklaşıyor. ABD’nin önceliği kendi topraklarıysa ve Avrupa ile Doğu Asya kendi meselelerinde “liderlik rolünü üstlenmek” zorundaysa, Orta Asya’nın sorunları ABD için uzak ve ikincil bir mesele olarak algılanacaktır. Bu, ABD’nin bölgeden tamamen çekileceği anlamına gelmese de, Rusya ve Çin arasında dengeleyici bir güç olarak Washington’a güvenmenin artık daha zor olduğu anlamına geliyor.

Bölgesel Oyuncuların Yükselişi

Bu durum, bölgesel ve komşu oyuncuların önemini otomatik olarak artırıyor:

• Rusya: Savaş ve yaptırımlara rağmen; üsler, askeri teçhizat, iş göçü ve medya ile bölgenin askeri ve kültürel “iskeleti” olmaya devam ediyor.

• Çin: Temel ve büyüyen ekonomik ortak, kreditör ve altyapı inşacısı konumunda.

• Türkiye ve Körfez Ülkeleri: Yumuşak güçlerini ve yatırımlarını artırıyorlar.

• AB: Enerji projeleri ve ulaşım koridorları üzerinden çalışıyor.

Bu konfigürasyonda Orta Asya devletleri artık başkalarının oyununda pasif birer nesne olma lüksüne sahip değiller. Kendi kurallarını koymazlarsa; basit bir transit geçiş noktası, ham madde kaynağı veya nüfuz alanı olarak başkalarının planlarına dahil edilecekler.

Yeni Nesil “Çok Vektörlü” Siyaset

Klasik “çok vektörlü” politika artık yeni bir anlam kazanıyor. Eskiden bu, Moskova ve Washington arasında manevra yapmak (Çin’i ise ekonomik kanatta tutmak) demekti. Şimdi ise bu üçgende ABD çevreye itilirken, merkez hattı Moskova-Pekin oluşturuyor; buna Ankara ve Brüksel’in artan rolü eşleniyor. Kazakistan, Özbekistan ve diğer ülkeler için çok vektörlülük daha “ince” bir hal almalı:

• Güvenlikte büyük oranda Rusya ile,

• Altyapı ve yatırımda Çin ile,

• Teknoloji ve standartlarda AB ile,

• Kültürel ve siyasi bağlarda Türkiye ve Arap dünyasıyla,

• Nokta atışı iş birliklerinde (enerji, transit, Afganistan, terörle mücadele) ise hala ilgisi olan ABD ile denge kurulmalı.

“Sert Realizm” Dünyasının Tehlikeleri

Yeni ABD stratejisinde bahsedilen “sert realizm” dünyasındaki asıl tehlike şudur: Büyük oyuncular artık eylemlerini demokrasi ve evrensel değerler retoriğiyle perdelemiyor. Her şey daha dürüst ve çıplak: çıkarlar, koridorlar, kaynaklar, pazarlar ve nüfuz.

Bu, Orta Asya için masaya çok pragmatik tekliflerin geleceği anlamına gelir: Krediler karşılığında askeri üs, garantili pazar karşılığında liman veya koridor kontrolü, rejim güvenliği karşılığında dış politikada sadakat. Güçlü kurumlar ve ülkeler arası koordinasyon olmadan, egemenliğin temel unsurlarını “rehin verme” riski kapıdadır.

Sonuç: Masada mı, Menüde mi?

Bölge için mantıklı cevap, birinin kendilerini “masaya davet etmesini” beklemek değil, bizzat o masayı kurmaktır. C5 (Orta Asya Beşlisi) formatı, komşular arası ikili anlaşmalar ve dış baskı olmaksızın koordine edilen enerji projeleri artık “temenni” olmaktan çıkıp “zorunluluk” haline gelmiştir. Eğer bölge ülkeleri güvenlik, su, göç ve altyapı konusundaki “kırmızı çizgilerinde” anlaşamazlarsa, bu çizgiler onlar adına Moskova, Pekin, Brüksel veya Ankara’da çizilecektir.

Yeni konfigürasyonda Orta Asya için kilit soru sadece “Kiminleyiz?” değil, “Biz kime dönüşüyoruz?” sorusudur. Eğer bölge bu anı kurumlarını güçlendirmek ve şeffaf kurallar koymak için kullanırsa, masada hesaba katılan bir “özne” olma şansı yakalar. Ancak her şey elitlerin dış hamilerle yaptığı pazarlıklara indirgenirse, bu sert realizm dünyasında Orta Asya ülkeleri kendilerini kolayca “menüde” bulabilirler; yani rolleri çoktan başkaları tarafından belirlenmiş birer senaryonun parçası olurlar.

Yorum gönder