Ermenistan, İran, Azerbaycan sınırındaki mayınlar temizleniyor

Lavrov ne yapıyor, nereye bakıyor

Rus senatör: Erdoğan BRICS’in nüfuz ve saygınlığının giderek arttığının farkında

İRAN ŞİMAL SƏRHƏDDİNDƏN ARXAYIN OLMAQ İSTƏYİR

Sinan Ateş: Bugün Trump’ın İktidarda Kalmasını Hangi Toplumsal Grup İstiyor?

Gündem 8 Ocak 2021
1.484

Dünya İktisadi Sisteminde Ne Değişti? Neden Trump İktidara Geldi? Bugün Trump’ın İktidarda Kalmasını Hangi Toplumsal Grup İstiyor?
Trump’ın iktidara gelmesinin en belirgin sebebi, uluslararası iktisadi düzenin değişen yapısının Amerikan toplumsal formasyonunu dönüştüren etkisidir. 1950’de Amerika, dünyanın bir numaralı ekonomik gücüyken; askeri, sanayii ve siyasi olarak güçlüyken dünya sanayi üretiminin tek başına %55’ini gerçekleştirirken bugün bu rakam %12-%13’lere düşmüştür. Bu fenomenin ortaya çıkışında sermayenin birikme eğilimi belirgin bir nitelik arz eder. Ulusal sınırlar içinde milli bir ünite olarak otarşik nitelikli üretim sistemi, yerini ulusötesi şirketlerin hegemonyasına bırakmıştır. Biriken sermaye daha büyük kar hadlerine ulaşmak adına milli menfaatlerin hilafına da olsa üretim hatlarını daha ucuz emek gücü satın alabileceği yerlere kaydırmıştır. Günümüz dünyasında bu bölgeler ucuz iş gücü pazarı konumundaki Asya kıtası ülkeleridir. Üretim hatlarının bu ülkelere taşınmasında, iş gücünün ucuzluğu kadar enerji maliyetlerinin düşüklüğü de etkilidir. Ayrıca bu ülkelerin otoriter yönetimleri altında işçilerin (sendikal faaliyetler, refah sağlayıcı bir asgari ücret, kapsayıcı sağlık sistemi v.b) temel haklarından alıkonmaları da üretimin maliyetini azaltıcı etki yaratmaktadır. Böyle bir düzenin içerisinde küresel bir nitelik arz eden sermayenin yatırımlarını Asya ülkelerine kaydırması ile lüks tüketim maddesi sayılmayacak temel tüketim maddeleri bile maddeleri dahi 1950’lerin üretici süper gücü ABD topraklarında üretilmemektedir. Amerikan kapitalist sermayesi, yeterli katma değer yaratmadığını düşündüğü malların üretimini terk etmiştir. Bunun yerine yüksek teknolojik malların üretimine yoğunlaşmıştır. Yine bu malların üretimi de -Apple örneğinde gördüğümüz üzere- kurulan işbirlikleri üzerinden Asya ülkelerinde yaptırılmaktadır. Bu durum ünlü bilim insanı Paul Kennedy tarafından batılı ülkeler için “sanayi kültürünün kaybı” kavramı ile açıklanmaktadır. Devletlerin üretim kapasitesi azaldığı ölçüde güç merkezi yer değişmiştir. Nasıl ki Britanya 1913 yılındaki dünya üretim kapasitesi içindeki oranına bir daha ulaşamamasına paralel olarak hegemonik gücünü kaybetmişse, bugün de güç merkezi yer değiştirerek Asya’ya doğru kaymaktadır. Çünkü bugün bütün üretimin %68’ini tek başına Asya ülkeleri gerçekleştirmektedir.
Bu genel şartlar altında özelde Amerika’nın liberalizm yorumu aşırı bireyci bir nitelik arz etmekte ve Almanya gibi, İskandinavya gibi vatandaşlarına refah vadeden mutedil liberal ülkelerden farklılık göstermektedir. Bu durum Amerikan vatandaşlarının devlet korumasının dışında kalmasına sebebiyet vermektedir. Buna ek olarak bir göçmen ülkesi olarak ortaya çıkan ABD’nin WASP (beyaz, Anglosakson, Protestan) karakterini dönüştüren devam eden göçler ülkenin işgücü piyasasını da dönüştürmektedir. Eski dönemlerin alt sınıfları ve alt orta sınıfları gitgide fakirleştiler ve orta sınıflar güvenli konumlarını kaybettiler. Göçmenlerin varlığı işgücü piyasasında her türlü işe düşük ücretler üzerinden talip olmaları ile hem istihdam alanını daralttı hem de ücretler genel seviyesini düşürdü. Ayrıca kapitalizmin dönüşen karakteri içinde alt sınıf görece fakirleşirken sermayenin zenginliğine zenginlik katması ile sosyal uçurum gitgide artmıştır.
Bu şartlar altında Amerikan WASP alt ve alt-orta sınıfa, Meksika sınırına duvar örmeyi, vergileri azaltmayı, “bozulan” kültürel yapıyı öteki olarak işaret ettiği Hindu ve Müslümanlara karşı koruyacağını vadetmiştir. Bütün bu vaatlerin ekonomik olarak karşılığı beyaz alt ve alt-orta sınıfa itimat telkin etmesidir. Trump sosyal refahı kültürel özgücülük içinde sunarken sosyal demokrat Başkan Adayı Burny Sanders’in sınıfsal karakterli vaatleri ise bütün topluma yönelik olduğu için “beyaz adam” tarafından karşılık bulmamıştır. Trump, bu şartlar altında 2016 seçimlerini kazanmıştır. Bu durumu iyi tahlil etmek şartıyla bugün ABD kongresini basan beyaz adamların öfkesinin sebebi anlaşılabilir. Küreselci Amerikan sermayesinin Biden’ı desteklemesi ve Trump’ın yeniden başkan seçilememesi Amerikan alt ve alt-orta sınıf beyaz adamı sokağa çıkarmıştır. Sonuç olarak, değişen güç dengesi ve kapitalizmin dönüşen niteliği altında Amerikan toplumunun yapısının daimi bir şiddet ve kaos ihtimalini barındırdığını akılda tutarak bugünkü gelişmeleri değerlendirmek mümkündür.
Doç Dr Sinan Ateş
Hacettepe Üniversitesi
Öğretim Üyesi

Yorumlar