KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Türkiye
  4. »
  5. Serdar Bozdoğan: TÜRKİYE YÜZYILI’NDA 2023 STRATEJİSİ OLARAK ULUSLARARASI MASALARDA ÜLKEMİZİN HAKLARI KORUNMALIDIR

Serdar Bozdoğan: TÜRKİYE YÜZYILI’NDA 2023 STRATEJİSİ OLARAK ULUSLARARASI MASALARDA ÜLKEMİZİN HAKLARI KORUNMALIDIR

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 5 dk okuma süresi
26 0

Türkiye’nin son zamanlarda dış politika ve güvenlik politikaları açısından en yoğun mücadele verdiği alanlar arasında Ege Bölgesinde deniz ve hava strateji açısından Yunanistan’ın ABD’in gazına uyarak Avrupa’daki maddi ve manevi destek veren ülkelerinde destekleri ile deniz ve hava  taciz politikaları günden güne artmaktadır.

Türk Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi (TÜRK DEGS) Başkanı Emekli Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı, Paris Antlaşmasıyla İtalya’dan alınıp Yunanistan’a verilen adaların, Türkiye masada olmadığı için hukuki açıdan ve uluslararası anlaşmalar yönetmeliklerine göre geçerli olmadığını belirtti.

Sayın Doç. Dr. Cihat Yaycı hem bir asker, aynı zamanda akademisyen olmanın yanı sıra ülkesini seven bir vatansever olarak “Mavi Vatan” stratejisini ülkemize kazandıran kişidir. Onun ülkemizin geleceği için ortaya koyduğu tezler son derece önemli olduğunu bilerek bizlerinde gayretleriyle kamuoyu açısından geniş ve güçlü desteklerle konuların karar verici mekanizmalar tarafından da ele alınmasını sağlamalıyız.

Bu hususta Paris Antlaşmasıyla İtalya’dan alınıp Yunanistan’a verilen adaların hukuksuz bir şekilde işgal edildiği ve ele alınan anlaşmanın geçersiz olduğunu uluslararası kuruluşlar tarafından bu hukuksuzluğun giderilmesini sağlamalıyız.

“Mavi Vatan” konulu özel bir strateji ekibi kurulup konuyu her açıdan ele alarak güçlü diplomasi, kararlı dış politika ve milli güvenlik stratejisi açısından öncelikli konularımız arasında tutmalıyız.

Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu, Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırma Merkezi, Türk Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi ve (TÜRK DEGS) ve Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (Kafkassam), araştırma  üniversiteleri uluslararası İlişkiler ve Hukuk Fakülteleri vb. kurum ve kuruluşlar eşliğinde “Mavi Vatan” konusu kapsamlı bir şekilde ortak bir masada ele alınması önem teşkil eden bir konudur.

“Lozan’ın 16.Md’ne göre Lozan’a konu toprakların şimdi ve gelecekteki kaderleri ilgili devletlerce belirlenecektir. Buna göre Lozan’da İtalya’ya verilen adaların Türkiye’nin masada olmadığı, 1947 Paris Antlaşmasıyla Yunanistan’a verilmesi geçersizdir. Bu gerçeği güçlü bir Türkiye olarak Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliğimiz aracılığı ile dünya gündemine taşımalıyız.

Nitekim tarih tekerrürden ibarettir. Geçmişe baktığımızda Kıbrıs meselesine de Lozan 16. Madde gerekçesiyle, İngilizler’in “Kıbrıs’ın kaderi Lozan’da belirlenenden farklı şekilde yeniden belirlenmeye çalışılıyor, sizin de masada olmanız lazım” davetiyle müdahil olduğumuzu ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için kararlı adımlarla milli bir mücadelenin ardından zafer kazandığımı unutmayalım.

Aynı şekilde şuan sorun olarak gördüğümüz adalar konusu, Ege ve Akdeniz’de sükunet aynı minvalde güçlü stratejiler ve kararlı adımlarla çözülmesi için gayret etmeliyiz.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Selçuklu ve Osmanlı mirasçısı kadim bir devlettir. Bu durumda söz konusu adaların egemenliğinin; Ya Osmanlı Devletinin halefi olarak ilk sahibi Türkiye’ye geçmesi, Ya da Lozan’da süreçlerin 2023 politikalarında yeniden gündeme alıp uluslararası kuruluşlardan çözüm oluşturmasını sağlamalıyız.

Batının besleyip üzerimize saldığı Yunanistan’ı muhatap almayarak onların arkasındaki uluslararası güç sahibi devletleri muhatap almalıyız.

Tüm dünya 21. Yüzyılın Türkiye Yüzyılı olduğunun bilincinde.

Asya’dan Avrupa’ya uzanan Avrasya tezi, Ukrayna ve Rusya arasındaki sulh sonrası tahıl ve enerji sorunun çözümü, zorunlu göçe Avrupanın bakışı vb. konular karşılığında ABD başta olmak üzere Lozan Antlaşmasında muhatap ülkeler konuya çözüm politikaları geliştirmek üzere diplomasi ve kararlı milli güvenlik politikaları ve uluslararası hukuk gereği ciddi bir şekilde ikaz edilmeli ve gereği yapılmalıdır.

Nitekim Ege ve Akdeniz’de sükûnetin temini ardından Musul ve Kerkük konuları aynı minvalde ele alınmalıdır.
 
Serdar Bozdoğan
Stratejist

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir