KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Gündem
  4. »
  5. Serdar Bozdoğan: GÜÇLÜ BİR EĞİTİM SİSTEMİNE ERİŞMEK İÇİN NE YAPMALIYIZ  

Serdar Bozdoğan: GÜÇLÜ BİR EĞİTİM SİSTEMİNE ERİŞMEK İÇİN NE YAPMALIYIZ  

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 9 dk okuma süresi
37 0

Ülkemizde eğitim çalışmaları büyük bir azim ile yürütülürken devletimizin ortaya koyduğu gayretlerin öğretmen ve veliler tarafından büyük ölçüde desteklenmesi önem teşkil eden gelişmeler arasında yer almaktadır.
 
Okul aile birlikleri bir lobi grubu olmaktan ziyade öğretmen ve okul idaresi ile öğrenci arasında koordinasyon görevini yürütmelidir.
 
Öncelikle milli eğitim müdürleri ile okul müdürleri arasında bağların pekişmesi gerekiyor. Öğretmen okulda zaruri gördüğü bir konuyu veya kişisel talepleri okul idaresi ile görüşmeden milli eğitim müdürlüğüne aktarmamalıdır.
 
Önce öğretmenin okul idaresi ile görüşüp çözüme ulaşılmadığı takdirde milli eğitim müdürlüğüne müracaat etmelidir.
 
Veliler veya okul aile birliği okula veya öğretmene yönelik sorunları, öneri ve tavsiyeleri okul idaresi ile görüşmeden milli eğitim müdürlüğü ile görüşmesi doğru bir adım değildir.
 
Ayrıca okulların olduğu mahallelerde görev yapan muhtarların milli eğitim bakanlığı nezdinde idari bir görevi bulunmamaktadır.
 
Halk kitlesinin kişisel soru veya sorunlarını seçmen gözü ile muhtarlara aktarıp muhtarlar aracılığı ile hızlı çözüme ulaşmak için milli eğitim müdürlüğüne veya kaymakamlığa intikali doğru bir adım değildir.
 
Muhtarlar okula yönelik okul idaresi ile istişare yapmadan, milli eğitim müdüründen izin almadan, okul aile birliği dışında hiç bir şekilde organizasyon veya toplantı tertip etmemelidir.
 
Aksi takdirde ayaklar baş olmuş gibi eğitim sisteminin sarsılmasına vesile olurlar.
 
Eğitim politikası açısından hiç bir idari görevi olmayan muhtarların bir sonraki dönemde yeniden muhtar olmak için halk kitlesine seçmen gözü ile bakıp kurumsal koordinasyonu bozacak eylemlerden uzak tutulmalıdır.
 
Ayrıca öğretmenler eğitim neferi olarak görev yaparken haftalık mesai kavramları açısından kişisel talepleri oluşması eğitim camiasına en büyük engeldir.
 
Her öğretmen haftada sadece 1 gün ders seçmeme hakkına sahip olmalıdır.
 
Diğer günler sabah okula gelip son ders bitene kadar okulda kalmalıdır.
 
Öğrencinin gelişimi için ders programları nitelikli bir şekilde tasarlanmalıdır.
 
Destekleme ve Yetiştirme Kursu (DYK), Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî ve özel örgün eğitim kurumlarında öğrenim gören istekli öğrenciler ile ortaöğretimden mezun olanlara verilecek olan kursu tanımlamaktadır.
 
Açılacak kurslara devam eden öğrenci ve kursiyerden kurs ücreti alınmaz. Bu son derece önemli bir uygulamadır.
 
Fakat bu eğitim projesi suistimale karşı önlenmelidir. Sırf yan gelir olsun diye değil eğitimde başarı seviyesini artırmak için adım atılmalıdır.
 
Ayrıca DYK kurslarının verildiği tüm sınıflar güvenlik kamerası kaydı altında verilmelidir. Öğrencinin DYK dersine katılımı, öğretmenin performansı, dersin niteliği vb. gelişmeler hassas bir süzgeçten geçirilmelidir.
 
Öğretmenin haftanın dört günü tam mesai okulda bulunması, ders dışında derse yönelik öğrencilere danışmanlık adına eğitim politikaları tertip edilmesi önemli bir gelişme olacaktır.
 
Tüm Türkiye genelinde öğretmenlerin tam mesai okulda olması zorunlu bir hale getirip yasal mevzuat çerçevesinde tek yetki Milli Eğitim Bakanı tarafından yürütülmelidir.
 
Öğretmenlerin aylık performansı okul müdürü tarafından üç ayda bir yılda dört defa milli eğitim Bakanlığına aktarılmalıdır.
 
Aynı zamanda okul üzerine öz eleştiri, öğrenci ve veliler ile görüş ve önerilerin de yer alacağı okul idaresinin bağımsız bir şekilde rapor hazırlaması sorunların çözümü için büyük katkı sunacaktır.
Bunun için Milli Eğitim Bakanlığının raporlama için bir sistem geliştirmesi önem teşkil ediyor. Bu sisteme okul müdürleri kendi okuluna yönelik rapor hazırlarken bunu sadece Milli Eğitim Bakanlığı tarafından görülmesi, incelenmesi ve denetim ekseninde sürecin yürütülmesi önem teşkil ediyor. Aynı zamanda ilçe ve il milli eğitim müdürlüğünce durum analizi üzere rapor çalışmalarının zorunlu bir şekilde tertip edilmesi önemli bir adım olacaktır.
Özellikle kırsal kesimlerde yer alan okul idareleri devletin güvencesi altında faaliyet yürütüp olası bir zaman ve masraf kaybını önleyerek nitelikli ve kolektif bir şekilde eğitim çalışmalarına hız vermelidir.
 
İlçe mıntıkasında emniyet ve jandarma birimleri okul idaresi ile yakın temas içinde olup olası bir süreçte okul idaresini destek için olay mahaline intikal etmelidir.
 
İlçede kaymakamlar okul müdürleri ile mahalle veya belirli gruplar halinde bölgesel sorunlar üzere toplantılar tertip ederek devletin çözüm politikaları ile sürece hakim olması önem teşkil eden bir adım olacaktır.
 
Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı ve Gençlik Spor Bakanlığı ortak bir konsept halinde eğitim, rehberlik, madde bağlılığını önleyici ve kişisel gelişimi artıran ve kırsal kesimi daha çok kapsayan projeler organize etmelidir.
 
Milli eğitim müdürlüğünce ilçede tertip edilen çalışmalar kaymakam, il de tertip edilen çalışmalar vali tarafından hassas bir şekilde takip edilmelidir.
 
Özellikle milli eğitim müdürlüğüne görevi yasal mevzuata hakim olan, kamusal uygulamaları bilen, kolektif çalışan, sorunları çözecek analitik çözümler üretebilen, yüksek lisans, doktora vb. akademik unvana sahip olan eğitimciler tarafından yürütülmesi için bir adım atılmalıdır.
 
Böylece ezbere dayalı, alışılmış uygulamalar, mesai beklentisi, ders düzeninde dezenformasyon, DYK uygulamasında zedelenme, okul idaresi ile öğretmen arasında çatışma, okul aile birliğinde denge stratejisi veya eğitim ile doğrudan ilgisi olmayan yan etkenlerin yerini başarılı bir eğitim sistemi alacaktır.
 
Özellikle ilk okul ve orta okul düzeyinde başarı sağlanamadığı takdirde lise eğitiminde nitelikli kazanımlar elde edilemez.
 
Bu süreçler ile üniversite eğitiminde gereğince başarı elde edilmesi zorlaşır.
Kişilik eğitimi ilk okulda canlanır, orta okulda şekil alır, lise düzeyinde kalıp tutar.
 
En önemlisi orta eğitim düzeyinde zihinsel, fikirsel, temizlik, ahlak ve sosyal politikalar açısından çocukların gelişimini sağlamak olacaktır.
 
Bunu temin etmek için eğitime kolektif bir şekilde bakılıp çözüm stratejisinin son derece hassas bir açıdan tasarlanması önem teşkil etmektedir.
 
Ayrıca eğitim bir ülkenin temel direğidir. Devletin geleceği eğitim ile güçlenir.
 
Eğitim politikaları, denetim ve idari uygulamalar yerel siyasetin dışında tutulmalıdır. Genel siyaset açısından temsili olan Milli Eğitim Bakanı tarafından yürütülen bir strateji ile yol almalıyız.
 
Böylece düşünen, akıl yürüten, sorgulayan, proje geliştiren, bilimsel kabiliyetlerin arttığı, ahlak ve temizlik kurallarının hakim olduğu, başarılı bir eğitim sistemi cehalete karşı galip gelecektir.
 
Serdar Bozdoğan
Stratejist

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir