Avrupa’nın dayattığı kriz tersinden EVET’e çalışıyor!

Kürd referendumu dünyaya “Kərkük savaşı” vəd edir

Ermenistan ve Mustafa Cemiloğlu

Həll olunmayan məsələlər…

Selçuk Özçelik yazdı: Alparslan TÜRKEŞ

Gündem 23 Temmuz 2018
177

Alparslan TÜRKEŞ çok zorlu bir hayat geçirmiştir. Küçüklüğünden itibaren yetiştiği Türkçü ortamın etkisinde kalmış ve ilerleyen yıllarda ise hayatının her alanında Türk-İslam davasının bir savunucusu olmuştur. İnandığı dava uğruna üç defa tutuklanmış ve muhtelif menfi ithamlara maruz kalmıştır. Alparslan TÜRKEŞ, yaşadığı onca cefaya rağmen hiçbir zaman inancından, imanından, fikir ve fikriyatından asla taviz vermemiş aynı zamanda her Türk evladı gibi gayesi yaşatmak ve yüceltmek olan yüce Türk Devletine hiçbir zaman küsmemiştir. Çünkü Alparslan TÜRKEŞ ve dava arkadaşlarının mensup olduğu ve her daim savunuculuğunu yaptıkları Türk-İslam davasının anlayışı gereği, dine ve vatana hakaret edilmediği sürece her türlü menfi tutumu sineye çekebilme erdemini göstermişlerdir.
Alparslan TÜRKEŞ, gerek askerlik yıllarında gerek siyasete girdiği yıllarda tek gayesi, kaygısı, sevgisi, üzüntüsü ve sevinci her daim yüce Türk milleti ve devleti olmuştur. Bunun gereği olarak da yaşadığı dönemdeki birçok siyasetçi ve devlet ricalinden farklı düşünmüştür. Çünkü Başbuğ TÜRKEŞ’in gayesi seçimden seçime hamasi söylemler yaparak oy toplamak değildi ve hiçbir zamanda olmamıştır. Asıl gayesi devletin ve milletin hak ettiği muasır medeniyetler seviyesine çıkartmak olmuştur. Türk devletinin istenilen düzeye gelmesi gerek dâhili gerek harici politikalarımızın sağlam bir şekilde tetkik, tahlil ve tahkiki sonucu olacaktır. Bu durumun ehemmiyetini bilen Alparslan TÜRKEŞ, birçok defa dönemin mevcut siyasi iktidarlarına ikazlarda bulunmuştur. Hatta eline ilk fırsat geçtiğinde de düşüncelerini uygulamaya koymaktan çekinmemiştir. Misal olarak bakacak olursak 27 Mayıs 1960- 25 Eylül 1960 tarihleri arasında Devlet Planlama Teşkilatı kanun tasarısını kanunlaştırmıştır. DPT bugün dahi o kadar büyük ehemmiyet arz etmektedir ki Kalkınma Bakanlığı olarak temsil edilmektedir. Bir başka misal ise SSCB’nin son yıllarına doğru Başbuğ TÜRKEŞ’in ileri görüşlülüğü sayesinde “Yurtdışı Türkler Bakanlığı” kurulsun önerisinde bulunmuş olmasıdır. Uzun yıllar geçtikten sonra TÜRKEŞ’in ne kadar haklı olduğu ortaya çıkmıştır. Bu minvalde Başbakanlığa bağlı Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı oluşturulmuştur. 6 Nisan 2010 tarihinde kurulan bu müessese, gerek yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızla gerek kardeş topluluklarla ilişkilerin güçlendirilmesi, ekonomik, sosyal ve kültürel olarak daha yakın ilişkilerin tesis edilmesi maksadıyla kurulmuş ve faaliyetlere başlamıştır.
Sonuç olarak hayatını Türk-İslam davasına adamış, her daim Türk milleti ve devletinin bekasını düşünen, ilke-ülkü-ülke parolasını yaşam tarzı olarak benimsemiş olan Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ, çok az defa iktidarda vazifeli olmuş olsa bile kendisinin gerek memleket meselelerinde gerek dış meselelere karşı izlediği, tavsiye ve telkinde bulunduğu birçok husus zamanında iyi değerlendirilememiş veya siyasi muhatapları tarafından hafife alınmıştır. Ancak aradan geçen yıllar göstermiştir ki TÜRKEŞ’in yazıp çizdiği stratejilerin tatbik edilmesi onu yine haklı çıkarmıştır. Tüm bu müspet hususiyetleri kendisinde bulunduran bir şahsiyetin parti liderinden ziyade bir devlet ve dava adamı olduğunu söylemek en doğru, en sağlıklı, en akılcı ve en makul bir izah olacaktır.

Yorumlar