KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Gündem
  4. »
  5. Selçuk Duman: TÜRK DÜNYASININ GÜNEŞİ BATIYOR MU? KAZAKİSTAN’IN MİLLİLEŞME VE BAĞIMSIZLIK SÜRECİ SONAMI ERİYOR?

Selçuk Duman: TÜRK DÜNYASININ GÜNEŞİ BATIYOR MU? KAZAKİSTAN’IN MİLLİLEŞME VE BAĞIMSIZLIK SÜRECİ SONAMI ERİYOR?

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 8 dk okuma süresi
23 0

Kazakistan’da haziran 2019 tarihinden itibaren devlet başkanlığı görevine gelen Tokayev gerçekten uluslararası ve ulusal düzeyde yapmış olduğu görevler ve Modern Kazakistan Diplomatik sürecine verdiği katkılar ile parlak bir yıldız gibi görülmüş ve kendisinden Kazakistan adına çok şey beklenir olmuştur.
​17 Mayıs 1953 tarihinde Kazakistan’ın Almatı şehrinde doğan Tokayev’in ailesi Karatal Bölgesinde Kalpe Köyünde yokluklar içerisinde geçen bir geçmişe sahiptir.
​Hatta açlık ve yoksulluktan Frunze şehrine göç etmek zorunda kalmışlardır. Daha fazlasıda var Oda aile çocukları yetimhaneye düşmüş ve orada büyümek zorunda kalmışlardı.
​Ancak ikinci dünya savaşı sonrası süreçte Tokayev ailesinin Kazakistan entellektüel yaşamına dahil olduğu ve bu anlamda Almatı’da önemli işler yaptığıda görülmüştür. Özellikle Kemel Tokayev’in eserleri oldukça önemlidir. Ancak konumuz bu olmadığı için burada bunlara girmeyeceğim.
​Yani Tokayev ailesi Kazakistan’ın şartlarını iyi bilen, Kazak Türklerinin yaşadığı zorluklarıda yaşayan ve Kazakistan’ın bağımsızlık sürecinin getirdiği avantajlarıda en üst düzeyde kullanan bir geçmişe sahiptir.
​Kendisinin diplomatlıkla başlayan görevi, dışişleri bakanlığı, senota başkanlığı ve Kazakistan devlet başkanlığına kadar uzamakta iken oğlu Timur Tokayev’in Kazakistan’ın en genç zenginleri arasına girdiğinide belirtelim.
​Tokayev’in Çince, Rusça ve İngilizceyi iyi düzeyde Fransızcayı ise konuşabilecek düzeyde bildiğininde altını çizelim.
​BM’deki görevi nedeniylede uluslararası hukukun ve uluslararası politikanın ne anlama geldiğinide Kazakistan’da en iyi bilenlerdendir.
​Tüm bu gerçeklere rağmen Tokayev’in Kazakistan devlet Başkanlığı görevine geldiği Haziran 2019 tarihinden itibaren tartışmalar ve protestolar hiç bir zaman eksik olmamıştır.
​İşin ilginç tarafı her seferinde önce sert bir çıkışı görülmüş ancak daha sonra istenilen tavizleri kabul etmek zorunda kalmış ve bu şekilde görevine devam edebileceğini planlamıştır.
​Tokayev dış politikada bağımlılık kuramının bir gereği olan küresel güçlerle yakın ilişki kurarak onlardan aldığı ekonomik, siyasi ve askeri destekle Kazakistan’ın daha güçlü olabileceğini, hatta küresel güçlerle aynı masada olabileceğini hesap eder bir politik anlayışla ülkeyi yönetmeyi uygun görmüştür.
​Bu kuramsal yaklaşım aslında zayıflıkların bu şekilde telafi edilebileceği düşüncesinden kaynaklanan ve sonunda bağımlılıkla sonuçlanan bir kuramsal yaklaşımdır.
​Bu yaklaşım Türk Siyasi tarihinde ve dünya siyasi tarihinde onlarca örneklerle doludur.
​Öyleki ÇİÇİ Büyük Hun İmparatorluğu’nda bu yaklaşıma karşı çıkması ile dünyada milliyetçiliği devlet düzeyinde ilk uygulayan kişi olarak tarihe geçmiştir.
​Ya da Yüce ATATÜRK’ün mandatercilere karşı YA İSTİKLAL YA ÖLÜM yaklaşımı bu kurama karşı verilen bir mesajdır.
​Kazakistan’da Nazarbayev’in ilk göreve geldiği zaman kullandığı Kazakistan Kazakistan’ın Başkenti Almatı’dan yönetilmelidir yaklaşımıda bu bağımlılığa karşı bir çıkıştır.
​Bu yaklaşımı ortaya koyanlar kendi tarihlerinde hiç unutulmamış ve daima takdirle anılmışlardır.
​Bağımlılık sürecine evrilen yaklaşımlar ise daima milletlerin istiklallerine ve felaketlerine neden olmuştur.
​Tokayev’in yaklaşımlarından örneklere dönecek olursak, Tokayev’in seçim sürecinde ortaya çıkan protestolara karşı önce sert müdehaleler görülmüş sonra özür dilenerek serbest bırakılmış.
​Çin ile yapılan 50’den fazla anlaşma ile Çin’in stratejik planlarında yer alan Kazakistan’ın Çin hegemonyası altına alınması sürecine tam bir bağlılık gösterilmiş, ülke genelinde gösteriler gerçekleşince bu durumun Kazakistan’da istihdam ve sanayii geliştirmek adına yapıldığı savunması yapılmıştır.
​Oysaki Göktürk Kitabelerinde dahi vardır. Çin’in hediyelerine, kadınlarına aldanmayın denir. Bu gün Çin’in yayılma siyasetinin aracının sermaye transferi olduğunu anlamak için çok şey bilmeye gerek yok sanırım.
​Aynı şekilde Rusya’nın seçim sürecindeki olumsuz yaklaşımlarına bir taraftan seçim yapıldı ve olay bitti derken diğer taraftan Kazakistan vatandaşlarının Rusça öğrenme oranlarının artırılması ve Latin alfabesinde acele edilmemesi gerektiğini ortaya koyabilmiştir.
​Tokayev’in bu yaklaşımı Rusya tarafından iyi okunmuş olmalı ki Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov açıkça Kazakistan’daki uluslaşma ve üniter devletin güçlendirilmesi sürecini eleştirmiş ve Kazakistan’da ulus devleti zora sokabilecek tek etnisite olan Rusları harekete geçirmiştir.
​Sonuç çok bilinen bir durum Rusya’nın komutasında sözde uluslararası güçler Kazakistan’a dahil olmuş, ne hikmetse 100 bin kişilik Kazakistan ordusu olayları durduramazken, 2500 kişilik sözde uluslararası güçler ülkeye girmesiyle olaylar lokal hale dönüşmüş, özelliklede strateji noktalara yönelik planlı ve silahlı saldırılar kaybolmuş.
​Bu konuda ikinci dünya savaşı sürecinde Stalin’in Doğu Avrupaya yayılma girişimlerini hatırlatmak gerekir. İsmet Paşa defalarca Çörçil’i bu konuda uyarmasına rağmen batılı ülkeler Rusya’nın müttefikleri olduğu cevabını vermişlerdi.
​Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell Kazakistan’a gönderilen KGAÖ yardımının “kaçınılması gereken hatıraları canlandırdığını” ifade ederek tarihteki Rus işgallerine dikkat çektiği muhtemeldir.
​Ayrıca ABD Dışişleri Bakanı Blinken Kazakistan’a Rus askerinin girmesi ile Rus etkisini azaltmanın zor olacağının altını çizmiş ve “Yakın tarihten bir ders, Ruslar bir kez evinize girdi mi, onları evinizden çıkarmanın bazen çok zor olduğudur” şeklinde bir vurguda bulunmuştur.
​Elbette aklın yolu birdir ve Kazakistan için farklı bir sürecinde başladığı muhakkaktır.
​Son olarak şunu ifade edebilirimki Kazakistan’ın başına daha bağımsızlık öncesi geçen Nazarbayev’in ilk uygulamaları; kaynakların Kazak Türkleri adına kullanılması ve resmi dilin Rusça değil Kazak Türkçesi olması gerçeği iken, Tokayev halka seslenişini Rusça yapmıştır.
​Sonuç olarak Kazakistan’ı çok zorlu bir sürecin beklediği muhakkak, Çin Devlet Başkanı Jiping’in açıklamaları ve Rusya Kremlin Sözcüsü Peskov’un açıklamalarınıda dikkatle incelerseniz Kazakistan’da yeni bir sürecin başladığını görürsünüz ve bu sürece müdahil olabilecek güçleri uzak tutmak için bir gayretin olduğunuda okumak mümkündür.
Selçuk Duman

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir