KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Türkiye
  4. »
  5. Selçuk Duman: MADRİD MUTABAKATINA ELEŞTİRİSEL BİR BAKIŞ

Selçuk Duman: MADRİD MUTABAKATINA ELEŞTİRİSEL BİR BAKIŞ

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 4 dk okuma süresi
24 0

​Diplomasi bir bilim dalı olarak son derece dikkatli, hassas, renksiz bir davranış süreci gerektirir.
​Elbette belirlenen bir siyasi hedef vardır.
​Diplomat bu siyasi hedefi gerçekleştirmek için tüm ayrıntıları göz önüne alarak,
​Harf
​Kelime,
​Kavram,
​Cümle ve anlam bütünlüğü ile sonuç ve yazılı ekleri dikkate alıp, tüm bilgi, birikim ve tecrübesini kullanarak, hedefe ulaşmaya çalışır.
​O yüzden diplomatın yaptığı işin bir sanat eseri formatında yapıldığı ifade edilir.
​Peki diplomat kimdir?
​Diplomasi bir bilim dalı olduğuna göre; diplomatta bu bilim dalında öğrenim gören ve ciddi bir tecrübe süreci yaşayan kişidir.
​Yada Diplomasi bilim dalında akademik çalışmaları bulunan kişidir.
​Yani Diplomat bir politikacı değildir.
​Siyasal iktidari temsil eden politikacılar; siyasi hedefi belirler.
​Diplomatlarda bu siyasi hedefi gerçekleştirirler.
​Böylece
​Duygusal,
​İdeolojik,
​Taraflı,
​Günü kurtarmaya dayalı,
​Siyasal iktidarı sürdürme amaçlı,
​Şahsi yada siyasi çıkar amaçlı,
​İç politikaya yönelik herhangi bir faaliyetin ortaya çıkması önlenir.
​Peki siyasi hedef neye göre belirlenir?
​Ulusal çıkarlara göre.
​İşte diplomatta bu ulusal çıkarlara göre belirlenen siyasi hedefi gerçekleştirmek için mücadele verir.
​Bu nedenle siyasi iktidarı değil tüm ulusu temsil ederler.
​Gelelim Madrid Mutabakatına
​Türkiye; İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üye olmak amacıyla başvuru yapması üzerine aslında olmaması gereken bir üslup ve metodla en üst perdeden,
​İsveç ve Finlandiya’yı PKK TERÖR ÖRGÜTÜ ve uzantıları olan PYD/YPG/SDG TERÖR ÖRGÜTLERİNİ
​Barındırma,
​ Türkiye’ye iade etmeme,
​Özellikle Suriye’nin kuzeyindeki yapıya silah dahil her türlü desteği verme,
​Kamusal alanı kullanmasına izin verme gibi suçlamalar yöneltmiştir.
​Bu konularla ilgili
​Sözlü ifadeleri anlamsız bulduğunu,
​Yazılı bir şekilde gerekli teminatların verilmesi gerektiğini ve hatta somut adımlarında atılmasını beklediğini ifade etmiştir.
​Elbette Uluslararası Hukuk çerçevesinde bu söylediklerinizin gerçekleşmesi için tüm tanımladığınız grupların FETÖ dahil TERÖR ÖRGÜTÜ olarak tanımlanması gerekmektedir.
​Bunun uluslararası bir anlaşma metni ile yazılı hale getirilerek somutlaştırılması olamasa olmaz olmalıydı.
​Bu kriterler çerçevesinde ortaya çıkarılacak metin;
​Türkiye’nin
​Bugün,
​Orta vadede,
​Uzun vadede bu ülkelerin faaliyetlerini takip etme ve uluslararası platformlarda dile getirerek, mahkum etme hakkı kazanmasını sağlardı.
​Peki Madrid Mutabakatı bu hakları Türkiye’ye sağladımı?
​Maalesef hayır.
​Madrid Mutabakatında; sadece PKK’nın TERÖR ÖRGÜTÜ olarak tanımlandığı görüldü.
​TERÖRİZMLE Mücadele vurgusu varki bu genel bir ifade olup TERÖR unsurlarının isim isim tanımlanmadığı zaman hiç bir anlam ifade etmez.
​Finlandiya ve İsveç PYD/YPG ve Türkiye’de FETÖ olarak tanımlanan örgütlere dikkat edin örgütlere destek sağlamayacaklar.
​Peki TERÖR ÖRGÜTÜ tanımı varmı?
​Yada yarın biz zaten SDG’ye yardım ediyoruz denilirse bir şey yapabilirmisiniz?
​Diğer yandan silah ambargosunun kaldırılması konusu vurgusu var.
​Peki bugün Türkiye için bu konuda esas rahatsızlık konusu ABD değilmi?
​ABD’de bu pazarlık içerisinde olduğuna göre,
​ABD’den neden bu konuda bir talebimiz olmadı?
​Sonuç olarak PYD/YPG/SDG/FETÖ gibi yapıları TERÖR ÖRGÜTÜ olarak tanımlatmadığınız sürece günü kurtarmanın dışında ulusal çıkar bağlamında hiç bir faydası olmayacaktır.
​Tabi şuda var.
​Zaten Finlandiya ve İsveç’in özelliklede Finlandiya’nın NATO üyeliğini engellemeniz nerede ise imkansızdı.
​Burada daha önce söylediğim ve yazdığım gibi Finlandiya’nın üyeliğini kabul edip İsveç’i hedefe koysaydınız çok somut ve net sonuçlar alabilirdiniz.
​Bakın bugün İsveç basınına ne demek istediğimi anlarsınız.
Selçuk Duman

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.