KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Gündem
  4. »
  5. Selçuk Duman: KAZAKİSTAN’DA YAŞANAN GELİŞMELER VE MANİPİLASYON ÇABALARI

Selçuk Duman: KAZAKİSTAN’DA YAŞANAN GELİŞMELER VE MANİPİLASYON ÇABALARI

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 13 dk okuma süresi
120 0

Kazakistan’da birkaç gündür devam eden gelişmelerin elbette birden çok sebebi var. Ancak bugün yoğun olarak harekete geçirilen bir iddia var. ABD’nin Kazakistan’da bir darbe girişimini gerçekleştirmeye çalıştığı.
​Bu konuda Türk kamuoyu ikna edilmek için FETÖ’nün adı servis ediliyor.
​İddiaya göre ABD destekli yada daha geniş bir ifade ile batı destekli fonların Kazakistan’da harekete geçtiği ve 2 Ocak 2022 tarihinden itibaren gerçekleşen sokak hareketlerini başlattığı.
​Bu konuda gerek uluslararası ve gerekse Kazakistan merkezli bazı kuruluşların adı da servis ediliyor ancak ben burada bunların adını vermek istemiyorum.
​Hatta konuya Ukrayna’nın da dahil edildiği Kiev’in de bir organizasyon merkezi olarak kullanıldığı iddiaları bulunmakta.
​Öncelikle şunu ifade edelim. Kazakistan’da 2 Ocak 2022 tarihinden itibaren gerçekleşen sokak hareketlerinin kaynağında; ABD ve diğer batılı ülkelerin yer aldığı iddiaları Kazakistan gerçekleri ile uyuşmuyor.
​Çünkü Kazakistan’da batılı güçlerin harekete geçirebileceği bir orta sınıfın varlığından bahsetmek pek mümkün değil. Diğer yandan etnik yada dini olarak kullanılabilecek bir organizasyonda zaten ülkede güçlü değil.
​Peki O zaman bu iddiaların amacı nedir?
​Bu iddiaların amacı Kazakistan’da gerçekleştirilen dizayn ve hizaya gerime projesine ABD yada batı destekli bir girişimin engellenmesidir.
​Bu konuya Ukrayna’nın dahil edilmeside ayrıca dikkate değerdir. Yani Ukrayna’da bir şekilde uyarılmaktadır.
​Bu iddialarla ilgili başka değerlendirmeye analize gerek görmüyorum. Ancak şunu ifade edebilirimki Rusya ve Çin merkezli çeşitli kollar ülkemizde oldukça güçlenmiş gözüküyor.
​Konumuza dönecek olursak.
​Kazakistan’da gerçekleşen olayların ortaya çıkmasını fiyat artışları yada halkın anlık öfkeleri gibi sığ değerlendirmeler, olayların ortaya çıkış nedenini ortaya çıkaramayacağı gibi Kazakistan’ın yeniden huzura kavuşmasınada bir katkısı olmaz.
​Öncelikle ifade etmeliyimki Nazarbayev Kazakistan’ın başına geldiği günden itibaren çok önemli işlere imza attı.
​Kazakistan Türklerinin; dilini, tarihini, kültürünü yani kimliğini yeniden kazandırdı.
​Kazakistan’daki Etnik Kazan tabirininde farkında olan Nazarbayev; “Nesilden nesile kazandığımız ve oluşturduğumuz Kazakistan halkının en önemli haysiyeti milletlerin dostluğudur. Tarihimizdeki birçok değeri yeniden kavrayarak bu haysiyetimizi kaybetmeye ve hoşgörülü geleneğimizi unutmaya hakkımız yok. Her zaman, her milletin, her bireyin sesini ve isteğini duyabilmemiz lazım.” Diyerek Kazakistandaki barış ve hoşgörünün canlı kalmasına her zaman dikkat etti.
​Rusya ile de barışçıl bir politikayı sürdürmeye özen gösterdi, Avrasyacılığı sadece ekonomik işbirliği çerçevesine savunarak siyasi bir hegemonik baskı altında kalmaktan uzak durdu ve Rusya’nın Yakın Çevre Politikası gereği Rusya’nın arka bahçesi olma uygulamasından kurtuldu.
​Bu nedenle Kazakistan’da ve Türk Dünyasında takdir gördü.
​Ancak yönetim anlayışını ortaya koyduğu Kazakistan Anayasa’sında; mecilisin seçime gitmesi, senatonun oluşturulması, savunma bakanlığı, içişleri bakanlığı, adalet bakanlığı ve dışişleri bakanlığı gibi kritik bakanların atanması, diplomatların belirlenmesi, üst düzey yargı üyelerinin belirlenmesi gibi son derece geniş yetkileri kendisinde topladı. Hatta iki dönem olan seçilme şartını kendisi için uygulamadı.
​Tüm bu düzenlemeler ve Anayasal çerçevede dizayn edilen yetkiler zamanla Nazarbayev’i dokunulmaz hale getirdi.
​Nazarbayev bu yapısını koruyabilmek için ise etrafında oligark bir yapının oluşmasına izin verdi.
​Diğer yandan kızı örneğinde görüldüğü gibi anlamsız bir şekilde devletin kritik görevlerine aile fertleri getirildi.
​Elbette Kazakistan’da oluşan bu yönetim yapılanması halkın fakirleşmesine ve zaman içerisinde hoşnutsuzluğuna neden oldu.
​Tokoyev cephesine geldiğimiz zaman Tokayev Kazakistan yönetiminde onlarca üst düzey görevde bulundu. Tüm bu görevlerinede Nazarbayev tarafından getirildi.
​Ancak göreve geldiği ilk andan itibaren aslında hiçbir zaman genelden kabul görmedi. Çünkü bir taraftan zaten hoşnutsuzluğu artan halkın derdine Nazarbayev’in otoriter sisteminin bekçiliğini yapacağı için getirilen birinin çare olamayacağı gerçeği diğer taraftan göreve gelir gelmez stratejik dengeleri altüst ederek güya Kazakistan’ın ekonomik sıkışıklıktan kurtarmak için ilk ziyaretini Çin Halk Cumhuriyeti’ne yaptı. ​​Bu ziyaret nedeniyle o dönemde bir çok ilde gösteriler oldu ve bu karardan vazgeçilmesi istendi.
​Bu konulara kısaca değinmek isterim
​Öncelikle Tokayev’in seçim sürecinde seçimlerin hukuka uygun yapılmadığı gerekçesi ile bir çok ilde gösteriler yapıldı. Bu gösteriler sırasında birçok kişi tutuklandı.
​Bu konuda Tokayev yaptığı açıklamada;”Bunlar temelde sosyal gereksinimler. Bu sorunların var olduğunu inkar etmiyorum. Temel olarak, insanların yoksullaştırılmasından kaynaklanıyor. Hükümetin acil sosyo-ekonomik sorunlarını çözmelerini talep ediyorlar “dedi. Kamu güvenliğine ciddi zarar vermeyen insanlarında serbest bırakılacağını ve özür dilediğini açıkladı.
​Tokayev;”Ülkenin yeni bir sürdürülebilir kalkınma seviyesine ulaşabilmesi için yeni yaklaşımlar ve yeni çözümlere ihtiyaç olduğunu, sosyal sorunların üstesinden gelmeyi ve en çok ihtiyacı olanlara yardım etmeyi planladığını, hükümete bu alanda somut sonuçlar elde etmek, sosyal politikayı güncellemek için önlemler hazırlama talimatı verildiğini, girişimcileri desteklemeyi amaçladığını, yatırımları çekip koruyacağını, ticari faaliyetleri teşvik edeceğini ve orta sınıfı oluşturulacağını, toplumun birliğini sağlamak ve her vatandaşın haklarını korumak için Kazakistan’ın ulusal çıkarlarını savunacağının” altını çizdi.
​Tokayev’in ilk yurt dışı ziyaretini Çin’e yapması ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile görüşmelerde bulunup, Kazakistan’da Çin’e ait 55 projenin uygulanması konusunda anlaşması üzerine; Mangistau bölgesinde Zhanaozen’de, yüzlerce kişi meydanda toplandı ve Çin ile 50’den fazla ortak projenin başlatılmasını engelleme talebinde bulundu. Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev’in 11 Mayıs’ta Pekin’e olan ziyaret planını iptal etmeye davet edildi. Zhanaozen’deki protestolar devam etti, Almatı, Nur-Sultan, Shymkent, Aktobe, Semey halkı bu gösterileri destekledi.
​Bu konularda açıklama yapan Tokayev ise bazı manipülatörlerin bu konuşmaların arkasında olduğunu ve toplumda Çin ile “55 yatırım projesi” hakkında yanlış bilgilerin dolaştığını, söylentilerin Kazak topraklarının yabancılara satılması konusunda dolaştığını söyledi. “Dedikodular, bazı hedeflere ulaşmak için şok edici duygusal insanları kullanmak da dahil olmak üzere, insanların vatansever ruh hallerini ustalıkla manipüle eden kötü niyetli kişilerden geldiğinin altını çizdi. Tokoyev;“İnsanların bu şekilde manipülasyonunun, amacı halkın birliğini baltalamak ve Kazakistan’daki durumu istikrarsızlaştırmak olan jeopolitiğin bir parçası olduğu anlaşılmalıdır” dedi. Çin’in Kazakistan Büyükelçisi Zhang Xiao, mitinglerin arkasında “nüfusun Çin’e ve ikili ilişkilerimizin gelişmesine karşı olumsuz ruh halini” hafifletmeye çalışan “kesin güçler” var olduğunu belirtti. Kazak yetkililer de ülkede 20 bin iş yaratacağı için Pekin ile yapılan 55 ortak projenin bazılarının tamamlandığını duyurdu.
​En ilginç olanı ise daha dönemde Rus basınında Tokayev’e yönelik eleştirilerin ciddi boyutlarda olduğu.
​Bu eleştiriler nedeniyle Tokayev seçimi sonrası Rus medyasına verdiği demeçte kendisine yönelik eleştirilere cevap verdi. Şöyle dedi: “Transit nedir? Bu, transit yolcu veya başka bir şey veya arkadaş olduğum anlamına mı geliyor? Hayır, kendimi Kazakistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak görüyorum. Ben seyahat arkadaşı değilim, treni veya uçağı değiştirmeyeceğim veya diğer bazı hareketli araçlara geçmeyeceğim. Öyleyse bu kelimeyi bitirelim. Seçimler yapıldı, başkan seçildi.”
​Tokayev ayrıca Rusya’nın tepkisini azaltabilmek için Kazakistan’da 2025 yılına kadar Rusça konuşan nüfusun payını artırmayı planlamış ve Rusça konuşan Kazakların payı 2019’da % 89’dan 2025’te % 91’e çıkmalıdır demiştir. Hatta Latin alfabesi konusundada acele dilmemesi gerektiğini belirtti.
​Günümüzde ise Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un açıklamaları bu gösterilerde Kazakistan’daki Rus kökenli vatandaşların etkili olduğunu ve Kazakistan’da kurulmaya çalışılan üniter ve ulus devletten Rusya’nın rahatsız olduğunu açıkça göstermektedir.
​Şöyleki; Lavrov yaptığı açıklamada;”Maalesef son dönemde, Kazakistan’daki Rusça konuşan vatandaşlara yönelik bir dizi ses getiren yabancı düşmanlığı eylemlerine tanıklık ettik. Bu vakalar, büyük ölçüde, dar görüşlü milliyetçiliği geliştirmeyi ve Rusya’yla işbirliğini itibarsızlaştırmayı amaçlayan özel enformasyon metotlarının dışarıdan uygulanmasının bir sonucu” dedi.
​Elbette yukarıda izaha çalıştığım gerçekler ve Rusya’ın başında olduğu hatta Rus bir komutan tarafında idare edilen sözde uluslararası gücün Kazakistan’a girmesi ve bundan Rusya’nın büyük bir memnuniyet duyması ve dışarıdan bu imparatorluklaşma girişimin engellenmemesi için bu tip manipülasyonları devreye koyması dikkate değerdir.
​Rusya’nın bu girişimi sadece Kazakistan ile de sınırlı kalmayacaktır. Bu girişim benim aklıma ikinci dünya savaşı sürecinde Stalin’in Doğu Avrupaya yayılma girişimlerini hatırlatmaktadır.
​İsmet Paşa defalarca Çörçil’i bu konuda uyarmasına rağmen batılı ülkeler Rusya’nın müttefikleri olduğu cevabını vermişlerdi.
​Son olarak şunuda ifade edeyim Rusya ile Çin hiç bir zaman aynı cephede olamaz. Onlarınki kısa süreli çıkar ilişkisidir. Çünkü uzun vadede Çin’in hedefinde zaten Kazakistan ve Sibirya vardır.
​Bu konuda Rus yayılmacılığı sırasında Çin’in karşı faaliyetlerine bakılabilir.
​Yada Çin’in günümüzde sermaye üzerinden yayılma stratejileri incelenebilir.
​Türkiye ve Türk Devletler Teşkilatı ise yaptığı açıklama ile temennide bulunabildi. Denilebilirki Kazakistan Türkiye’yi davetmi etti.
​Ancak Türkiye ve Türk Devletler Teşkilatı açıklaması Rusya’nın dahil olmasından sonra temenni boyutludur. unutmayalım. Örneğin Karabağ savaşında olduğu gibi bir açıklama yapılsa idi acaba Kazakistan bir yardım istemezmiydi diyede sormak lazım
​Ayrıca Kazakistan ve Türkiye arasında askeri anlamda ciddi işbirliğide bulunmaktadır.
​Hatırlatırım.
Selçuk Duman

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.