KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Azerbaycan
  4. »
  5. Selçuk Duman: CAN AZERBAYCAN’A YÖNELİK BİTMEYEN SALDIRILAR

Selçuk Duman: CAN AZERBAYCAN’A YÖNELİK BİTMEYEN SALDIRILAR

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 8 dk okuma süresi
38 0

​1813 yılında Rusya tarafından işgal edilen KARABAĞ; Rusyanın uyguladığı politikalar neticesinde; 1820’lerde nüfusunun %90’ı Türk olmasına rağmen 1990’larda Karabağ’daki Türk nüfusu %30’lara kadar gerilemiştir.
​Elbette bunun nedeni uygulanan BASKI, KATLİAM ve SOYKIRIMLARDIR.
​Ancak Uluslararası Kuruluşlar; bu zoraki yapılan dönüştürme projesini net olarak gördükleri için KARABAĞ’daki TÜRK KİMLİĞİNİ kabul etmiş ve KARABAĞ’IN AZERBAYCAN’IN BİR PARÇASI OLDUĞU GERÇEĞİNİ DAİMA VURGULAMIŞTIR.
​Genelde Azerbaycan’da özeldede KARABAĞ’da TÜRKLERİN bu şekilde kolayca bertaraf edilmesinin en önemli nedenlerinden biride; kuşkusuz 1921 Anlaşması çerçevesinde ZENGEZUR’un Ermenistan’a verilerek, Türkiye’nin genelde Azerbaycan ile özelde de KARABAĞ ile bağlantısının kesilmesidir.
​Bu nedenle bugün ZENGEZUR’un egemenliğinin AZERBAYCAN’a geçmesi stratejik olarak oldukça önemlidir.
​Bugün İran ile yapılan anlaşmalarla Azerbaycan-Nahçıvan Bağlantısının sağlanmasının siyasi anlamda bir karşılığı yoktur.
​KARABAĞ’ın 1 Aralık 1989 tarihinde Ermenistan tarafından ilhak edilmesi ve akabinde, 1992 yılında başlayan KARABAĞ’ın Ermenistan’a bağlanma ve etrafında güvenli koridorlar oluşturma girişimleri; HOCALI SOYKIRIMI ile start almış, Laçin, Kubatlı, Zengilan, Kelbecer, Ağdam, Fuzuli gibi bölgelerle devam etmiştir.
​Bu dönemde Azerbaycan’da demokratik yollarla seçilen Elçibey’e yönelik Rusya’nın kontrolünde gerçekleşen darbe girişimide bu işgalleri kolaylaştırmıştır.

​Hatırlanması gereken ayrıntı ise bu işgaller; o dönemde MİNSK Grubunun çalışmalarının devam ettiği süreçte yaşanmıştır.
BM Güvenlik Konseyi ise bu işgaller sırasında yaptığı toplantılarda; Nisan 1993 BM Güvenlik Konseyi 822 sayılı, Temmuz 1993 853 sayılı, Ekim 1994 874 sayılı ve Kasım 1993 884 sayılı kararları ile Karabağ’ın Azerbaycan’a ait olduğunu, işgal edilen Azerbaycan topraklarının boşaltılması gerektiğini vurgulamıştır.
Ancak Ermenistan bu kararları dikkate almayarak işgal sürecini devam ettirmiştir.
Bu konuda; 1993 Roma Görüşmeleri, 1996 Lizbon Görüşmeler, Haziran 1997 çözüm önerileri, Ekim 1997 Aşamalı Çözüm Planı, Kasım 1998 Ortak Devlet Önerisi, 1999 Cenevre, 1999 Yalta, 2001 Paris, 2001, Key West, 2004 Prag, 2005-2006 Minsk Grubu ekseninde yapılan ikili görüşmeler, 2007 Madrid Görüşmeleri, 2010, 2011, 2012 Soçi Zirveleri, 2019 Davos’ta ikili görüşme ve 2019 Viyana AGİT Minsk Grubu eş başkanları toplantıları anlamsız ve sonuçsuz çözüm görüşmeleri olarak tarihe geçmiştir.
Burada hatırlanması gereken ise 27 Kasım 2007 tarihinde Madrid’de yapılan AGİT Minsk grubu toplantısında; Ermenistan’ın Karabağ dışında işgal etmiş olduğu yedi ilden beşinden çekilecek, Ermenistan daha sonra Karabağ, Laçin ve Kelbecer bölgesinden de çekilecek ancak Laçin ve Kelbecer Bölgesine barış gücü yerleştirilecek, Nahçıvan Azerbaycan arasında iletişimin sağlanması için gerekli alt yapı oluşturulacak ve Göçgün durumundaki Azerbaycan Türklerinin evlerine dönmeleri için gerekli çalışmalar yapılacak.
Bu ilkelerin 9 Şubat 2009 tarihinde Münih’te de ve 2010’da La’Aquila Zirvesi’nde kabul edildiği görülmektedir.
Yani 10 Kasım 2020 tarihli anlaşma ile nerede ise aynı maddeleri içermektedir.
Bu süreçte kesintisiz Ermenistan saldırıları devam etmiş, Azerbaycan daima savunmada kalmıştır.
Şu anda Ermenistan Başbakanı olan Paşinyan dahil Ermenistan için Karabağ bir Milli Politikadır ve Ermenistan’ın bir parçasıdır.
Örneğin Paşinyan yönetimimi New York’ta 30 Mart 2019 tarihinde yapılan bir toplantıda; Ermenistan Savunma Bakanı Tonoyan tarafından yapılan açıklamada, Ermenistan’ın artık yeni topraklar elde etmek için savaşacağı söylemini dile getirmiştir. Ayrıca Paşinyan tarafından Karabağ(Artsakh) Ermenistan’dır çıkışı önemlidir.
Yani Ermenistan ile bu konuyu müzakere ile çözme şansınız yoktur.
Bu nedenle Azerbaycan Uluslararası Konjoktürün son derece elverişli olduğu bir ortamda;
Ermenistan’ın 12 Temmuz 1920 Tovuz ve 27 Eylül 1920 Azerbaycan topraklarına yönelik saldırılarına Azerbaycan Devleti; karşı saldırı başlatmış, 44 gün boyuncada bu savaşı sadece kendi işgal edilmiş topraklarını kurtarma boyutunda tutarak, Ermenistan topraklarına yönelik herhangi bir girişimi olmamıştır.
Ancak diplomatik süreç aynı başarı düzeyinde yürütülememiştir.
Çünkü önce Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Memmedyarov’u hataları ve görevden alınması süreci yaşanmış, akabinde 9 Kasım 2020 tarihinde Azerbaycan ordusunun çok başarılı ve sonuç almaya bir kaç hafta kalan savaşı durdurularak Rusya’nın baskısına boyun eğilerek masaya oturulmuştur.
Bu anlaşma metnide zaten Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Putin tarafından açıklanmıştır.
Bu metin aslında yukarıda uluslararası toplantılarda kabul edilen metinlerle neredeyse bire bir aynı.

Bu Ermenistan’ın yok edilmekten kurtarılmasını sağladığı gibi Ermeni Yönetiminin Karabağ’da aynı şekilde silahlı kuvvetleri ile kalmasınada onay vermiştir.
Ayrıca Rusya’nın fiili olarak bölgede bulunmasını hukuki zemine otutturmuştur.
Yani Ermenistan top yekun kaybettiği bir savaştan, siyasal, ekonomik ve askeri anlamda aldığı darbelere rağmen yeniden var olarak çıkmayı başarmıştır.
Diğer yandan Karabağ’ın merkezindeki Ermeniler yerinde kaldığı gibi savaş nedeniyle panikle Ermenistan’a giden Ermenilerde geriye dönmüştür.
Ermenistan kendi içerisindeki siyasi tartışmaları aştıktan sonra kaldığı yerden devam etmektedir.
Azerbaycan iç politikaya yönelik savaşı kazandığını ve yapılan anlaşma ile herseyin halledildiğini yüksek sesle dile getirmekle aslında hem halkını kandırmış, hemde uluslararası platformda elini zayıflatmıştır.
Azerbaycan ve Türkiye’de resmi kurumların kontrolünde devam eden kutlamalar, yapılan akademik toplantılar, yazılan makale ve kitaplarda; Azerbaycan’ın Karabağ’ı geri aldığı yaklaşımı ise tam bir vakanüvistlik örneğinin ötesinde değildir.
Kurtuluş Savaşı Yapan İLHAM ALİYEV güzellemeleri ise bu konunun ne kadar politize edildiğinin en önemli göstergeleridir.
Maalesef bu saldırılar devam edecektir.
Çünkü Ermenistan için bu bir MİLLİ MESELEDİR.
Önemli olan biz ne yapacağız.
Onu düşünmek lazım.

Selçuk Duman

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.