KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Gündem
  4. »
  5. Sedanur ŞEYBAN: İŞ BİRLİĞİNDE YENİ MERHALEYE GEÇİŞ; “TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI”

Sedanur ŞEYBAN: İŞ BİRLİĞİNDE YENİ MERHALEYE GEÇİŞ; “TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI”

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 10 dk okuma süresi
8 0

Uluslararası ilişkiler literatüründe bölgesel ve küresel işbirliğinin önemli bir yeri vardır. Soğuk Savaş sonrası iki kutuplu sistemin sona ermesiyle birlikte bu konu yeni bir boyuta taşınmış ve devletler arasındaki iş birliği giderek ivme kazanmıştır. Siyasal olarak dünyanın en iddialı ve dinamik devletlerinin yer aldığı jeopolitik bir eksen olarak nitelendirilen Avrasya, söz konusu ivmenin ete kemiğe büründüğü bölgelerden biri olmuştur. Nitekim Avrasya jeopolitiğinde; askeri, siyasi, kültürel ve ekonomi gibi çeşitli alanlarda birçok entegrasyon girişimi oluşturulmuştur. Bu çerçeveden bakıldığında 3 Ekim 2009 tarihinde Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan arasında imzalanan Nahçıvan Anlaşması kapsamında kurulan Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi (Türk Konseyi/Keneşi) [1] stratejik önemi haiz uluslararası bir örgüt haline gelmiştir. Türk Keneşi, 15-16 Eylül 2010 tarihleri arasında gerçekleşen Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirvesi’nde resmen hayata geçirilmiş ve bu tarihten itibaren birçok kez zirve düzenlenmiştir.
12 Kasım 2021 tarihinde İstanbul’da “Dijital Çağda Yeşil Teknolojiler ve Akıllı Şehirler” başlığı altında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Türkmenistan Cumhurbaşkanı Gurbangulu Berdimuhamedov, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Macaristan Başbakanı Viktor Orban ve Türk Konseyi Genel Sekreteri Bağdat Amreyev’in iştirakiyle gerçekleşen Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi (Türk Konseyi) Devlet Başkanları 8. Zirvesi, Türk devletleri arasındaki iş birliğinde yeni bir merhaleye geçişin açık bir göstergesi ve çok taraflı ilişkilerde bir dönüm noktası niteliğindedir.
Bu stratejik iş birliğinin havadisini ise şu şekilde sıralamak mümkündür. Bilindiği üzere 12 Aralık 1995 tarihli BM Genel Kurulunda alınan kararla “Daimi Tarafsız Ülke” statüsünü kazanan Türkmenistan, bu statü gereğince devletlerarasındaki ilişkilere taraf olmaksızın herhangi bir kuruluşa dâhil olmamaktadır. Fakat Türkmenistan’ın dışa kapalı politikasında bazı istisnalar yaşanmaktadır. Türkmenistan Cumhurbaşkanı Gurbangulu Berdimuhamedov’un Nursultan Nazarbayev’in daveti üzerine 31 Mart 2021 tarihli gerçekleştirilen Türk Konseyi gayri resmi toplantısına onur konuğu olarak katılması, buna paralel olarak 12 Kasım 2021’de düzenlenen zirveye Türkmenistan’ın ilk kez gözlemci üye statüsüyle Devlet Başkanı düzeyinde katılması bu istisnalara verilebilecek somut bir örnektir. Elbette ki Türkmenistan, Türk Dünyası açısından önemli bir aktördür. Dolayısıyla Türkmenistan’ın düzenlenen zirveye ilk kez gözlemci statüsünde katılım sağlaması Türk devletleri arasında kurulan entegrasyonun kapsamını genişleterek, dayanışma ve iş birliğine katkı sağlayacak olumlu bir gelişme olarak değerlendirilmektedir.
Öte yandan zirve sonrası yayınlanan bildiride “Kazakistan’ın Hazar Geçişli Milletlerarası Doğu-Batı Orta Koridoru da dâhil olmak üzere, Türk devletleri ortasındaki ekonomik işbirliğini ve bağlantısallığı güçlendirmek hedefiyle Türkistan’da Türk devletleri için kurulacak “TURANSEZ” özel ekonomik bölgesine katılma davetini memnuniyetle karşıladıklarını beyan etmişlerdir.”[2] ifadelerinin yer alması da son derece önemlidir. TDK’ye göre “Turancıların dünyadaki bütün Türkleri birleştirerek kurmayı amaçladıkları ülkenin adı” ve “Türklerin Orta Asya’daki en eski yurtları” [3] anlamlarına tekabül eden “Turan” isminin ilk kez resmi bir belgede yer alması dikkatleri çeken ayrıntılar arasında yer almıştır.
Bununla birlikte vurgulanması gereken diğer bir gelişme ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Karabağ Zaferi dolayısıyla Türk Konseyi adına Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e “Türk Dünyası Ali Nişanı”nı takdim etmesidir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aliyev’e hitaben: “Sayın Cumhurbaşkanı, aziz kardeşim, muzaffer ali başkumandan İlham Aliyev. Dirayetli liderliğinizde Karabağ’da yaklaşık 30 yıllık süren işgale 44 gün gibi kısa bir sürede son verilmiştir. Bu sadece Azerbaycanlı kardeşlerimiz için değil, Türk dünyası için büyük anlam taşımaktadır. Vatan muharebesi sonucunda yıllardır uygulanmayan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları hayata geçirilmiştir. Azerbaycan bu şekilde uluslararası kamuoyunun hafızasına adalet mesajını nakşetmiştir. Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü yeniden sağlaması Türk dünyasının birliğini ve beraberliğini pekiştirmiştir. Karabağ’ın azatlığının sembolü olan har-ı bülbül Türk dünyası için zaferin müjdecisi olmuştur. Karabağ Zaferi, sadece işgal altındaki toprakları azat etmemiş, aynı zamanda bölgemizde özlemini duyduğumuz kalıcı barış, istikrar ve iş birliğine giden yolun da önünü açmıştır.” [4] ifadelerini kullanması, Türk Konseyi tarafından Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e Türk Dünyasının en büyük ödülünün takdim edilmesi Türk devletlerinin Azerbaycan’ın haklı davasında yanında yer aldıklarını ortaya koymuştur. Kuşkusuz uzun yıllar boyunca Karabağ sorunun çözümsüz kalması Türk Dünyasının kanayan bir yarası olmuştur. Yapay bir şekilde oluşturulan ve Ermeni saldırganlığının bir neticesi olarak uzun yıllardır çözümsüz bırakılan bu sorun, muzaffer Azerbaycan ordusunun İkinci Karabağ Savaşı’nda zafer kazanmasıyla birlikte çözüme kavuşmuştur. Tıpkı Karabağ gibi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de Türk Dünyasının en önemli konularından biri olarak görülmektedir. Bu konuda düzenlenen zirve üye devletlerin, “Kıbrıs sorununda Ada’daki gerçekler temelinde adil, kalıcı, sürdürülebilir ve karşılıklı olarak kabul edilebilir bir çözüme varılması gerektiğini vurguladıklarını; temel ve eşit haklarını güvence altına alma arzusunu taşıyan Kıbrıs Türk halkıyla olan dayanışmalarını ifade ettiklerini ve Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkının Türk Devletleri Teşkilatı’nın ilgili faaliyetlerine katılmaya davet edilmeleri talebini tanıdıklarını” beyan etmeleri Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türk Dünyasının önemli bir parçası olduğunu göstermiştir.
Diğer önemli gelişme ise Türk Konseyi isminin “Türk Devletleri Teşkilatı” olarak değiştirilmesidir. Bu gelişme son derece stratejik bir hamledir. Zira üye devletlerin her biri Türk Devleti olduklarını tüm dünyaya duyurmuştur. Dolayısıyla yeni adıyla Türk Devletleri Teşkilatı’nı, Türk Dünyasının geleceğe açılan kapısı olarak değerlendirmek yanlış olmayacaktır. Sonuç olarak;

1. Avrasya coğrafyasının tam ortasında kökleri çok eskilere dayanan Türk realitesi yeniden canlanmıştır.
2. Türk Devletleri Teşkilatı, Avrasya coğrafyasında yeni iş birliği potansiyeli taşınmakta olup, bu şekilde kurulacak güçlü bir birlikteliğin ileri aşamaya taşınması gerek bölgedeki barış ve istikrar açısından gerekse Türk devletleri açısından yeni fırsatlar doğuracaktır.
3. Daimi tarafsızlık statüsüne sahip Türkmenistan’ın ve AB üyesi Macaristan’ın gözlemci üye olarak zirveye katılması ilerleyen dönemlerde yeni gözlemci üyelerin katılmasını gündeme getirecektir.
Son olarak şunu söyleyebiliriz ki Türk cumhuriyetlerinin siyasi, ekonomik, kültürel ve hatta askeri alanlarda geliştireceği işbirliği, yeni girmiş bulunan bu teşkilatının başarı şansını yükseltmesinin öncelikli şartıdır.

KAYNAKÇA

[1] “Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi’nin Kurulmasına Dair Nahçıvan Anlaşması” Erişim: https://www.turkkon.org/assets/pdf/temel_belgeler/Nahcivan_Anlasmasi_Turkce_20140417_193951.pdf

[2]TURAN ismi resmi belgeye geçti. Milliyetçi Medya Erişim: https://milliyetcimedya.com/turan-ismi-resmi-belgeye-gecti/

[3] https://sozluk.gov.tr/

[4] Can Güvenir. Erdoğan’dan Aliyev’e ‘’Türk Dünyası Ali Nişanı’’ Ankara Masası.(12 Kasım 2021) Erişim: https://www.ankaramasasi.com/haber/1115908/erdogandan-aliyeve-turk-dunyasi-ali-nisani

Sedanur ŞEYBAN
Kafkasya-Türkistan Çalışmaları Uzmanı

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir