AZƏRBAYCANDA KRIMI RUSİYA ƏRAZİSİ KİMİ GÖSTƏRƏN MALLAR SATILIR

Yunanistan’ın Eastmed blöfü(!) ve Türk Akımı

Nikola Paşinyanın “Mənim addımım” bloku galib gəldi

NİKOL PAŞİNYAN QARABAĞ KLANINI SİYASİ SĞHNƏDƏN UZAQLAŞDIRACAQ

Rusya mı Türkiye mi

Azerbaycan, Rusya, Türkiye 15 Kasım 2018
198

Bugün Türkiye`de yaşanan olayların sadece bölge devletleri için değil, aynı zamanda tüm dünya için önem kesbettiğini söylersek asla yanılmayız.

Türkiye`nin dünya gündeminde olmasının başlca sebebi , kuşkusuz son 16 yılda politik, ekonomik, askeri ve diğer alanlarda elde ettiği başarıdır. Aynı zamanda Türkiye, en hassas bölgede ve ciddi olayların yaşandığı ülkelerin sınırındadır.

Irak ve Suriye`de yaşanan kanlı olaylar ve son olarak İran`a karşı resmen başlatılan ABD ambargosu bu ülkelerlere komşu olan Türkiye`yi etkilememesi imkansız.

Tabii, Türkiye zayıf bir devlet olsaydı Suriye ve Irak’ta yaşanan olaylar bu ülkede aynen tekrar olunurdu. Çünkü yaşananların Türkiye`de tekrarlanmasını isteyenlerin olduğu ve bunun için bazı Arap devletlerinin ve Batı’nın para harcadığı da sır değil.

Tüm ciddi çabalara rağmen bugün Türkiye bölgesinin en dinamik ve hızla gelişmekte olan ülkesi olmakla diplomatik ilişkilerini de genişletiyor. Türk dünyasında da ciddi söz sahibi olan kardeş Türkiye, her geçen gen Türki Cumhutiyyetler gözündeki prestijini daha da artırıyor. İlişkilerini daha da geliştirmek sonucunu getiriyor bu durum da.

Başta Azerbaycan olmakla Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Kırgızistan gibi ülkelerle ilişkiler her geçen gün daha da çok önem arz etmektedir.

İsmi geçen ülkeler her ne kadar Türk dilli ülkeler olsalar da, yine sır değil ki 1991 yılına kadar bu ülkeler, Rusların lokomotif olduğu Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği çatısı altındaydılar.

Mesela Azerbaycan`a komşu olan Gürcistan’da soyisimlerin sonlarında ‘dze’, ‘villi’ ekleri zorunlu tutulur, soyisimlerin Ermenistan`da sonlarına ‘yan’ konması mecbur edilirdi. Ülkem Azerbaycan da diğer birçok Türki cumhuriyette olduğu gibi erkeklerin soyisim sonlarında ‘ov’, bayanların ise ‘ova’ ekini almasının zorunluluğuyla nasibini almıştı bu baskı ortamından.

SSCB`de her yerde özellikle de Türki cumhuriyetlerinde Rusça konuşmaya üstünlük verilir ve Rusça konuşabilen birisi ‘egitimli vatandaş’ gibi algılanıyordu. Bu Türk dilli toplumları kendi dilinden ayırmak için izlenen bir politikaydı.

SSCB`de büyük kentlerde, özellikle de başkentlerde Rusça konuşmak bir avantajdı. Aslında bu kültürel bir işgaldi. O yüzden Ruslar, Türki Cumhuriyetler sınırlarında hiç de iyi anılar bırakmadılar.

Şu şartlarda hiçbir Türki Cumhuriyet Rusya’yı direkt olarak karşısına alamaz. Bu gerçeği unutmayalım. Azerbaycan ve Kırgızistan’ın Rusya’yla sıkı işbirliğinde olmasını böyle yorumlayınız lütfen.

Evet, Azerbaycan`a geldiğiniz zaman sokaklarda Rusça konuşan insanlar görürsünüz. Fakat bunu yılların verdiği bir alışkanlık ve özgürlük olarak yorumlayın. Hatta Azeri toplumu içinde Rusya`ya sempati duyanların olduğu da reddedilemez.

Ancak bu Rusya ilgisi, sözkonusu Türkiye olunca mevcudun binde biri bile değildir. Bugün Azerbaycan sokaklarında topluma, “Rusya mı yoksa Türkiye mi?” diye sorsanız yüzde 90 oranında önce bir tebessüm görürsünüz. Alaycılığı hafif de olsa içinde barındıran bu tebessüm, bi kelimeyle devam eder: Türkiye…
RUFİZ Hafızoğlu

Yorumlar