Şimdi yükleniyor

Ruslan Bashirli: Şii-Caferi Projesinin Çöküşü

irana dini

İran, yakın tarihinin en kritik ve kaotik dönemlerinden birini yaşıyor. Tahran sokakları ve düzinelerce diğer şehir, neredeyse tüm ülkeyi saran kitlesel öfkenin ve toplumsal patlamanın sahnesi haline geldi. Haziran 2025’teki askeri yenilginin travması, nükleer altyapının kilit unsurlarının imha edilmesi ve derin ekonomik felç gibi faktörlerin birleşimi, İslam Cumhuriyeti için gerçek bir varoluşsal tehdit oluşturdu.

Askeri Yenilgi ve “Rising Lion” Operasyonu

Mevcut siyasi türbülansın ana tetikleyicisi, Haziran 2025’te İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri tarafından yürütülen “Rising Lion” (Yükselen Aslan) operasyonu oldu. 12 gün süren bu çatışma, rejimin kendi “stratejik derinliği” ve caydırıcılık kapasitesine dair temel varsayımlarını yerle bir etti. Bu askeri yenilgi, on yıllardır hem iç kamuoyuna hem de bölgesel müttefiklere pazarlanan “koruyucu güç” efsanesinin sonu oldu.

Ekonomik Çöküş ve Toplumsal Dönüşüm

Krizin ekonomik boyutu, askeri yenilginin etkisini daha da artırdı. Riyal kurunun dolar karşısında 1,46 milyon seviyesine gerilemesi ve BM Güvenlik Konseyi yaptırımlarının fiilen geri dönmesi, halkın büyük kısmını hayatta kalma moduna soktu.

Ancak ekonomik çöküş kadar önemli olan bir diğer nokta, İran toplumundaki derin zihinsel dönüşümdür. Hollanda merkezli GAMAAN gibi analiz platformlarının verileri, özellikle Tahran’daki kentli elitler arasında hızlanan bir sekülerleşmeyi (laikleşmeyi) belgeliyor. Uzmanlar bu süreçleri, 47 yıllık Şii-Caferi projesinin toplumsal bilinç ve kimlik düzeyinde sistemsel bir başarısızlığa uğradığının kanıtı olarak görüyor.

Muhalefetin Zayıflığı ve Rıza Pehlevi Faktörü

Analistler, olası bir iktidar değişikliği senaryosundaki en büyük zayıflığa dikkat çekiyor: Muhalefet içinde konsolide (birleşmiş) bir alternatifin olmaması. Şu an için “rejim sonrası” tartışmalarında en öne çıkan figür, devrik şahın oğlu Prens Rıza Pehlevi’dir. Ancak Holly Dagres ve Azadeh Moaveni gibi saygın İran uzmanları, Pehlevi’nin Farslar arasındaki popülaritesinin onu otomatik olarak mutlak bir ulusal lider yapıp yapmayacağı konusunda şüpheli. Çok uluslu İran yapısında, otoriter bir modelin restorasyonuna dair endişeler devam ediyor.

Rejim İçindeki Panik ve Devrim Muhafızları (KSİR) Senaryosu

Vali Nasr gibi analistler, yönetimin üst kademelerindeki panik sinyallerine dikkat çekiyor. Dini lider Ali Hamaney ve oğlu Mücteba’nın Rusya’ya kaçış hazırlığı yaptığına dair istihbarat raporları (doğruluğundan bağımsız olarak) rejim içindeki gerginliği yansıtıyor. Nasr’a göre, Devrim Muhafızları Ordusu (KSİR), sistemin “son kalesi” olarak ideolojik olmayan bir askeri yönetim modeli dayatabilir ve kontrolü elde tutmak için Donald Trump yönetimi ile pragmatik bir diyaloğa girebilir.

Türkiye’nin Güvenlik Öncelikleri ve Kürt Faktörü

Türkiye için İran’da yaşananlar her şeyden önce bir güvenlik meselesidir. Ankara, İran’ın ideolojik geleceğinden ziyade, sınırlarına sıçrayabilecek istikrarsızlık riskleriyle ilgileniyor. Türkiye için en tehlikeli senaryo, Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgelerdeki huzursuzluğun, PKK’nın İran kanadı olan PJAK liderliğinde organize bir ayrılıkçılığa dönüşmesidir.

İstihbarat Paylaşımı: 8 Ocak’ta Türk istihbaratı Kuzey Irak üzerinden İran’a sızmaya çalışan PKK militanları hakkında Tahran’a bilgi vererek Ankara’nın önceliğinin “Kürt faktörünü” engellemek olduğunu bir kez daha gösterdi.

Güney Azerbaycan ve Türk Gruplar: İran’daki Azerbaycan Türkleri, Türkmenler ve Kaşkayların kaderi de Türkiye için kritik önemdedir. Sürgündeki Güney Azerbaycan parlamentosu üyesi Mehmet Müştak, merkezi otoritenin zayıflaması durumunda PJAK’ın Azerbaycan Türklerine yönelik şiddet ve terör eylemlerine başvurabileceği konusunda uyarıyor.

Sonuç: Belirsiz Bir Gelecek

İranlı ve bölgesel uzmanların çoğu, İslam Cumhuriyeti’nin tarihindeki en savunmasız noktada olduğu konusunda hemfikir. 2026 yılı İran toplumu için sadece eski sistemin çöküş eşiği değil, aynı zamanda uzun ve öngörülemez bir geçiş döneminin başlangıcı olabilir. Kriz bittiğinde nasıl bir İran’ın ortaya çıkacağı sorusu ise bugün hala cevapsızdır.

Yorum gönder