Kuzey kore -Güney Kore arasındaki Tarihi Zirve Cuma günü başlıyor

Putin dış gezileri artırıyor

Suudi Arabistan’ı yıkacaklar onu Amerika bile kurtaramayacak!

AB’nin göç restine Merkel’in soykırım resti!

Rus bölünmesinden Ortadoğu’ya çıkarılacak dersler

Gündem 8 Ocak 2020
128

2020, Rus Beyaz Ordu subaylarının ve askerlerinin, Kızıl Ordu karşısındaki yenilgisinden sonra, Kırım Yarımadası’ndan İstanbul’a kitlesel göçünün 100. Yıldönümü anlamına geliyor.

Şüphesiz bu olay, yakın Rus tarihinin en trajik olaylarından biridir. 1917’de Şubat ve Ekim devrimleri sonucunda yıkılan imparatorluk halkını bölen iç savaş, birçok insanın hayatına mal oldu, birçoğunun da geleceğini kararttı.

Beyaz Ordu’ya sempati duyan sivil nüfusun bir kısmı Rus donanmasına ait gemilerle önce İstanbul’a, oradan da Türkiye’nin diğer şehirleri ile başka ülkelere göç etmek zorunda kaldı.

Peki bu nasıl oldu?

Güney Rusya Silahlı Kuvvetleri Yüksek Komutanı General Anton Denikin, görevinden istifa ederek Nisan 1920’de İstanbul’a hareket etti. Bu olay, Güney Rusya’daki Beyaz Anti-Bolşevik Hareketi’nin nihai yenilgisinden hemen önce gerçekleşti. General Denikin, akıbetinin, yardımcısı General İvan Pavlovitch Romanovski tarafından öldürülen Lavr Georgiyeviç Kornilov’a benzemesinden çekiniyordu.

Kornilov Türkiye uzmanı bir oryantalistti, 1914’te Mısır’da bir arkeoloji gezisine katılmıştı. Kırım Yarımadası’nda Beyaz Ordu’ya yardım eden İngilizler, Kornilov’un ölümünde Türk parmağı olabileceğinden şüpheleniyordu, ancak araştırma sonucu bu yönde bir kanıt bulamadılar.

Nisan 1920’de Türkiye yönetiminde çift başlılık söz konusuydu; bir yanda müttefik güçlerin işgal ettiği İstanbul’da Osmanlı Sultanı’nın hükümeti, öte yanda Ankara’da Bolşeviklerin sempati beslediği Mustafa Kemal Paşa liderliğindeki hükümet yer alıyordu.

General Baron Piyotr Vrangel Denikin’in yerini aldı. Kızıl Ordu’nun Beyaz Ordu’yu ezici bir şekilde yenmesinin ardından iç savaş sona ermiş oldu. General Vrangel, Beyaz Ordu askerlerini ve Çar yanlısı sivillerin Kırım limanlarından İstanbul’a tahliyesi için Rus gemilerinin hazırlanması emrini verdi.

1920 yılının 13-17 Kasım tarihleri arasında 126 gemi, 50 bini asker olan 150 bin mülteciyi İstanbul’a taşıdı. Vrangel, Bolşevik yönetimin düşeceğini ümit eden askerlerine “Savaş henüz bitmedi” demişti, ancak mültecilerin aktarımından sonra Beyaz Ordu’nun son kalesi Kırım’a giren kızıl ordu askerleri, geride kalanları büyük bir katliamdan geçirdi.

Yolculuk zorlu geçti, gemilerden biri battı, fakat sürgün hayatı daha da zor olacaktı. Göç eden halkın büyük bir kısmı Türkiye’nin muhtelif şehirlerine ve adalarına dağıldı. Yıllarca kamplarda korkunç şartlarda zorlu bir hayat sürdüler, sefalet içinde yaşadılar. Daha sonra bu mültecilerin büyük bir kısmı dünyanın farklı yerlerine yeniden göç etmek zorunda kalacaktı. Yani Ruslar bir zamanlar, şimdilerde ülkelerindeki iç savaştan kaçarak Türkiye’de yaşamak zorunda olan Suriyeli mültecilerle aynı kaderi paylaşıyordu. Bu arada İstanbul’daki üst düzey bir Rus askeri yetkilisi Bolşeviklere gizli bir mektup göndererek, Vrangel ile müzakere yapmalarını ve hâkimiyeti altındaki Rus donanması aracılığıyla İstanbul’u işgal etmelerini teklif etti, Rusya’daki yeni yönetimin yanıtı ise olumsuzdu.

Diğer yandan İstanbul’daki Rus mültecilerin bir kısmı, 7 bin kişilik bölümü Fransızlarla yapılan anlaşma uyarınca, donanma gemileriyle 1920 ile Şubat 1921 arasında Tunus’un Bizerte limanına taşındı. Orada çok zorlukla karşılaştılar, Türkiye’nin aksine Fransız sömürgecileri buraya ulaşan Rus göçmenlere çok kötü davrandı. 1924 yılında, mülteciler dar kıyı bölgelerinde ikamet etmeye mahkûm edildi, Fransızlar gemilerin çoğuna el koydu ve Fransız ticaret filosuna dâhil etti. Gemilerin diğer kısmı ise İtalya ve Malta’daki armatörlere verildi. Fransa ve Sovyetler Birliği arasındaki ilişkilerin normalleşmesinin ardından, söz konusu gemilerin büyük bir kısmının Moskova’ya iade edilmesi üzerinde anlaşıldı. Ancak Fransızlar anlaşmanın uygulanmasından kaçındı ve geriye kalan gemiler Bizerte limanında hurda olarak satıldı.

Türkiye’deki diğer mülteciler ise, Sırbistan, Hırvatistan, Slovenya (gelecekteki Yugoslavya) Bulgaristan, Ortadoğu, Malta ve Mısır’a dağıldı. General Vrangel de 1922 yılında Mısır’a geldi, bir süre burada yaşadıktan sonra 1927’de Brüksel’de hayatını kaybetti, cesedi Belgrad’da toprağa verildi.

General Anton Denikin, Avrupa’nın farklı ülkelerinde ikamet etti, ‘’Rusya fitnesi’’ başlığı altında iç savaşı anlatan birkaç ciltlik bir eser verdi, ayrıca Paris’teyken 1926 yılında ‘hayatım’ diye otobiyografik bir roman kaleme aldı.

Ortadoğu’ya yerleşen Rus göçmenlerin çoğu, özellikle aydınlar, ikamet ettikleri ülkelerde parlak izler bıraktılar ve misafiri oldukları ülkelerin gelişimine katkıda bulundular. Rus doktorlar, ressamlar, yazarlar ve mühendisler, İstanbul, Tunus, Beyrut, Kahire ve diğer şehirlerde olumlu hatırlanan şahsiyetlerdi. Sekiz yaşındaki babasıyla Kırım’dan ayrılan son Rus göçmen Prenses Anastasia Sherenskaya, tüm hayatını Tunus’ta geçirdi ve 2009’da 97 yaşında bu ülkede hayata gözlerini yumdu.

İkinci Dünya Savaşı sırasında, Beyaz Rus diasporası iki kısma ayrıldı: Büyük bir kısmı, Nazi Almanyası’nın Sovyetler Birliği’ni işgaline karşı koydu. Ulusal bir tutum benimseyen Beyaz Ruslar, Nazilere karşı Müttefik kuvvetlerin saflarında savaştı. Kuzey Afrika’da Nazi güçlerine karşı verilen Alameyn savaşında çok sayıda Rus göçmen hayatını kaybetti. Ancak Nazilerle işbirliği yapan ve hatta Nazi ordusunun saflarına katılanlar da yok değildi. Savaşın bitimine müteakip işbirlikçiler cezalandırıldı. Örneğin, beyaz Ordu generallerinden Andrei Chakourou, SS birliklerinde üst düzey bir yetkiliydi. İngilizler tarafından esir alınan Chakourou, Sovyetler Birliği’ne teslim edildi, 1947’de Moskova’da yargılanarak idama mahkûm edildi.

General Denikin, her ne kadar Sovyet sisteminin kategorik reddinden vazgeçmese de, İkinci Dünya Savaşı’nda vatansever bir tutum takınarak Almanların mükerrer işbirliği tekliflerini reddetti. 1943’te büyük çoğunluğunu kişisel servetiyle aldığı bir vagon dolusu tıbbi malzeme ve ilacı Kızıl Ordu’ya gönderdi. Bağışçının adının gizli tutulduğu ilaçlar Rus ordusu tarafından kabul edildi. Denikin, 1945’te ABD’ye göç etti ve 1947 yılında Ann Arbor’da hayatını kaybetti.

Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra kurulan Modern Rusya, trajik, ulusal ideolojik bölünmenin yaralarını tedavi etmeye karar verdi. Nazilerle işbirliği yapmamış olan Bolşevik karşıtı Beyaz Hareket’in eski üyelerinin çocukları ve torunlarının Rusya’ya dönüşlerini destekledi, isteyenlere Rus vatandaşı olma hakkı tanıdı. Yüzyıl önce yaşanan bu trajedide haklı ya da suçlu bir taraf yoktu, onlar sadece dramatik bir şekilde bölünerek ihtilafa düşmüş insanlardı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin 2005 yılında General Denikin’in kabrinin Rusya’ya taşınması talimatını verdi. Denikin ve eşinin cenazesi, ABD’den Rusya’ya getirilerek büyük bir törenle Moskova’daki Donskoy Manastırı’nda, Rus göçmen filozof İvan Alexandrovich İlyin’in kabri yanında toprağa verildi. Putin Denikin’in mezar masrafını şahsi bütçesinden karşıladı.

Ortadoğu ülkelerinin de tarihinin bir parçası olan Rus bölünmesinin üstesinden gelinmesi, bir çok insanın dersler çıkarması gereken hadiseler bütününe işaret ediyor.

Eski Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa geçenlerde yaptığı bir konuşmada; “Önümüzdeki birkaç yıl veya en fazla 5 yıl içinde, Ortadoğu tamamıyla değişecek, asla tanıyamayacaksınız” demişti.

Ümidimiz odur ki; Arap Dünyası da etnik-mezhepsel savaşlardan kurtulur ve Rusya gibi, geçmişte yaşanan çatışmaların üstesinden gelebilir.

Çok uzun sürmemesi dileğiyle..

Vitaly Naumkin

Yorumlar