İranda hangi Türkler var

İran üçün çətin dönəm başladı – sanksiyalar işə düşdü

AZERBAIJANI-CHECHEN INTERACTIONS: THE PRESENT AND THE PAST

Rusya Müftüsünden, Cumhurbaşkan Erdoğana kutlama mesajı

Putin, Libya ve Ukrayna’ya karşılık Erdoğan’ı İdlib’de mi cezalandırıyor?

Gündem, Rusya, Türkiye 3 Şubat 2020
110

Türkiye ile Rusya’nın İdlib’de karşı karşıya gelmesi Soçi Anlaşması’nın onaylanmasından bu yana beklenen bir gelişmeydi. Ancak asıl soru, çatışmanın zamanlaması ve Moskova’nın rolü hakkında.

Libya ve Ukrayna gibi diğer dosyalarda Rusya ile Türkiye arasındaki karabulutlar göz önüne alındığında iki tarafın Suriye’nin kuzeybatısı ile ilgili iletişimi devam edecek mi?

Ankara, geçtiğimiz yaz Morek kentinde bulunan 9 numaralı gözlem noktasını korumak için Türk Silahlı Kuvvetleri’ni (TSK) Hama’nın kuzeyine göndererek, Şam’a meydan okumaya çalıştı. Suriye ordusu, Han Şeyhun’a Tük ordusu da Hama’nın kuzeyindeki ‘izole edilmiş’ adaya ilerleyince Rus ordusu olası bir çatışmayı önlemek için arabuluculuk konusunda olabildiğince aceleci davranmıştı.

Bu defa Rusya’nın rolü farklı ve daha soğuktu. TSK, Maarret en-Numan’ın kuzeyindeki Serakib bölgesine birçok kez konvoy gönderdi. Rusya, herhangi bir müdahalede bulunmadı. Aksine TSK konvoyunu bombalaması için Suriye ordusunu kendi haline bıraktı ve çok sayıda Türk askeri hayatını kaybetti. Türk ordusu ise çeşitli noktalardaki bombardımanlara karşılık vermek için F-16’lar havalandırdı.

Dikkat çekici nokta ise her iki taraf tarafından yapılan açıklamalarda askeri bir tırmanıştan söz edilmedi. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 30-35 civarında rejim askerinin öldürüldüğünü söylerken, Rusya tarafından ise Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov, “Militan grupların Suriye’nin İdlib bölgesinde gerçekleştirdiği eylemlerden hâlâ endişe duyuyoruz” açıklamasında bulundu.

Öte yandan 3 Ocak (bugün) sabahı rejimin TSK konvoyuna yönelik gerçekleştirdiği saldırı ile ilgili Moskova, konvoy gönderilmeden önce kendilerinin bilgilendirilmediğini, Ankara ise Moskova’nın bilgilendirildiğini söylüyor.

Yaklaşık bir ay önce Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in stratejik bir gaz boru hattı açılışında bir araya gelmeleri, İstanbul’da dostane görüşmeler gerçekleştirmeleri, İdlib’de ateşkesin süresini uzatmaları ve Libya’da ateşkes çağrısında bulunmaları ise dikkat çeken bir diğer ayrıntıydı.

Peki hem vekalet savaşları yürütülen hem de bizzat ulusal ordular ile bölgede var olunan İdlib’de ne oldu?

1- Arabuluculuk konusundaki hayal kırıklığı:

Moskova, Suriye Ulusal Güvenlik Dairesi Başkanı ve Genelkurmay Başkanı Ali Memlük ve Türkiye Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan arasındaki görüşmelere ev sahipliği yaptı. Ancak her iki taraf da görüşmede istediğini elde edemedi. Diğer yanda ise ABD, rakip bölgesel tarafları bir madde üzerinde anlaşmaya zorluyor: Şam’a ‘maksimum baskı’ uygulamak. Fidan-Memlük görüşmesinde, ABD ordusunun konuşlandırıldığı, Ankara ve Washington arasında anlaşma bulunan İdlib ve Fırat’ın doğusu hakkında herhangi bir anlaşma veya ihlal söz konusu olmadı. Bu bağlamda Fidan’ın muhalif grupların liderleri ile bir araya geldiği ve telekonferans yoluyla Erdoğan’ın da katılığı toplantıda, siyasi ve askeri desteğin vurguladığını söylemek mümkün.

2- Libya:

İki lider, yeniden patlak veren Libya savaşında birbirine zıt taraflarda yer alıyor. Ankara, Fayiz es-Serrac başkanlığındaki Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni (UMH) destekliyor ve Trablus’u savunması için bölgeye Suriyeli ‘paralı askerler’ gönderiyor. Moskova ise Mareşal Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu’nu (LUO) destekliyor. Trablus’un kontrolünü ele geçirmek için ona Wagner Grubu adlı Rus paralı askerleri gönderiyor. İki taraf Trablus’un eteklerinde karşı karşıya geliyor ve Akdeniz’in her iki tarafında çeşitli ittifaklar kuruyor. Aynı şekilde iki tarafta bölgelerde askeri varlığını güçlendiriyor. Askeri takviye girişimi, Putin ve Erdoğan’ın da katıldığı, Berlin Zirvesi’nin ardından artış gösterdi.

3- Ukrayna:

Erdoğan, bugün, Türkiye-Ukrayna İş Forumu’na katılmak ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile bir araya gelmek üzere Kiev’e gitti. Kuşkusuz, geçtiğimiz ay Paris’te Zelenskyi’i kendi tarafına çekmeye çalışan Putin için bu durum iyi bir haber değil. Erdoğan’ın Kiev’e gitmeden önce yaptığı açıklamada, 30-35 civarında rejim askerinin öldürüldüğünü açıkladıktan sonra ülkesinin Rusya’nın altı yıl önce Ukrayna ve Kırım’a yönelik gerçekleştirdiği yasadışı ilhakını tanımadığını ve tanımayacağını söylemesi dikkat çekiciydi.

Rus ordusunun 2015 yılının sonlarında Suriye’ye müdahale etmesinden bu yana Erdoğan, beklentileri ve tarihi gerçeklikten uzak bir şekilde, yeni komşusuyla birlikte yaşamaya çalışıyor. Putin ise bu durumu NATO, ABD ve Avrupalılar için yeni zorluklar yaratmak için büyük bir fırsat olarak görüyor.

İdlib’deki Erdoğan-Putin anlaşması bir kez daha sınanıyor. Kuşkusuz, bu gelişmenin sonucunda Suriye’nin kuzeyi ile ilgili yeni bir anlaşmaya varma olasılığı, diğer ikili ve stratejik şu iki dosyaya bağlı: Libya ve Ukrayna.
İbrahim Hamidi
Şarkulavsat

  • Yorumlar