Rum’un gasp stratejisi!

Vaşinqton və Moskva: Qarabağ məsələsində tərəfdaşdırlar, yoxsa rəqiblər?

Arif Hacılı: İlham Əliyev bilməlidirResulzade zamanında Bakıda, Xankəndidə hərbi paradlar keçirildi

İran Karabağ savaşında Ermenistan’ı destekledi Mi

Prof. Dr. Nadir Devlet: ABD’nin Rusya ve Türkiye politikası değişecek mi?

Gündem 2 Aralık 2020
128

ABD’de 3 Kasım’da yapılan devlet başkanlığı seçiminde Obama döneminin başkan yardımcısı olan Joe Biden, ezici bir çoğunlukla Donald Trump’ı yendi.
Dünyada Trump’ın keyfî yönetim ve söylemlerinden rahatsız olan büyük bir kesim sonuçtan mutlu oldu. Mutsuz olanlar arasında Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin de vardı. Zira o Biden’i hâlâ kutlamadı.
Türkiye de bu sonuçtan pek mutlu görünmüyor. Çünkü Trump yönetimi ile bir şekilde uzlaşmak mümkün oluyordu. Ancak Biden ile ilişkilerin nasıl olacağı konusunda endişeler var.
Bunlar arasında psikolojik rahatsızlık yaratacak olanı, yeni Devlet Başkanı Biden’in Ermeni Soykırımını resmen tanıması olacaktır.
2019 sonunda Amerika Temsilciler Meclisi ve Senatosu soykırımı kabul etmiş; ancak Trump imzalamamıştı. Biden ise imzalayacağına dair Ermeni kökenli seçmenlere söz verdi.
Aslında şimdiye kadar soykırımı 30 ülke tanıdı. Bunlar arasında sıkı fıkı dost olduğumuz Rusya da, önemli ticaret ortaklarımız ve NATO partnerlerimiz de var. Yani böyle bir tanıma ilişkilere zarar vermiyor.
Aslında ABD ile daha önemli konularda anlaşmazlıklar var. Mesela S-400’lerin Rusya’dan satın alınarak deneme yapılması, Fethullah Gülen’i iade talebi, HalkBank hakkında süren dava, Suriye’de YPG’ye ABD tarafından verilen destek vb.
İşte yorumcular bu gibi konuların gelecekteki ipuçlarını bulmaya çalışıyor.
Joe Biden yavaş yavaş kabinesini kurmaya başladı. Çünkü 20 Ocak 2021’de yönetimin devri dolayısıyla yemin töreni yapılacak.
Biden dışişleri bakanı olarak kendinden çok genç birini, 58 yaşındaki bir diplomatı seçti. Yeni bakan, çeşitli hükümet görevlerinde büyük tecrübe kazanmış olan Anthony John Blinken.
Blinken, Barack Obama başkanlığı esnasında 2013-2015 yıllarında Milli Güvenlik Danışman yardımcısı, 2015-2017 arasında da Dışişleri Bakan yardımcısı olarak görev yaptı.
Son yıllarda CNN televizyon kanalında dünya meseleleri üzerine yorumculuk yapıyordu.
2015 yılında Türkiye hakkında müspet düşünceleri vardı. Blinken, şöyle demişti:
Bir NATO ülkesi olan Türkiye ile daha etkili çalışma yolları bulunmalı. Ayrıca Suriye’deki Kürt YPG ile Türkiye’yi karşılaştırmak söz konusu bile olamaz.
Ancak son beş yılda hayli değişiklikler oldu. Biden ve Blinken hâlâ aynı şekilde mi düşünüyorlar mı, göreceğiz.
Bu yazımızda Blinken’in Rusya ile ilişkiler konusunda söylediklerine değineceğiz.
Blinken, 25 Eylül 2020’de CBC televizyonuna şöyle demişti:
Rusya’nın Taliban’a, Afganistan’daki Amerikan askerlerini vurması için para verdiği haberi geldiğinde, Başkan Trump hiçbir şey yapmadı. Daha da beteri, bu haberden sonra Putin ile altı defa görüştü ama olayı gündeme getirmedi. Onu yüzlemedi hatta Putin’i Washington’a davet etti ve Rusya’nın tekrar G-7’ye alınmasını destekledi. Rusların etkili olduğu Suriye’de ABD’nin iki bin kadar askeri var. Bu birlikler IŞİD’e karşı çok güçlü mücadele eden Kürt ve Araplardan oluşan Suriye Demokratik Güçleri’ne destek verdi.
Tabii ki Amerikan askerlerinin Suriye’de bulunması Rusları rahatsız etti. Hatta bir ara çatışmaya da ramak kalmıştı.
Türkiye de ABD’nin bu müdahalesinden memnun değil. Bundan sonra Biden hükümeti nasıl bir politika yürüteceği Rusya ve Türkiye için önemli.
Blinken, Rusya ile ilişkiler konusunda ise The New York Times’a iki yıl önce 11 Haziran’da şunları söylemişti:
Putin’in müdahaleci ve saldırgan tutumuna karşı caydırıcı olacağız. Bu maksatla ekonomik baskı mekanizmalarına da başvurulabilir. Lakin bir de rahatlatıcı durum var. Rusya’nın gittikçe Çin’e bağlanması, Putin’i pek rahat konuma getirmiyor.
Blinken’in 5 Ağustos 2020’deki Aspen Güvenlik Konferansı’nda sarf ettiği sözler de dikkati çekmişti:
Stratejik istikrar ABD için önemli ve iyidir. Başkan Trump maalesef ABD seçimlerine Rusya’nın müdahalesi olduğu hususunda bizim istihbarat ajanslarımıza değil de Putin’n sözüne güvenmişti. Trump’ın ayrıca çok hayati ve çok önemli NATO partnerlerimizi değersiz ve şamatacı olarak görmesi iyi olmadı. Biden yönetimi ilk iş olarak Putin’i berbat aksiyonları için Trump’ın her zaman yaptığı gibi cesaretlendirmeyecektir.
Blinken, 25 Eylül 2020’de CBC televizyonuna verdiği bir başka mülakatta ise şunları demişti:
Demokrasiler geriliyor. Freedom House araştırmalarına göre 40 kadar ülke ‘tamamen özgür’. 1980’ler, 1990’lardan 2000’li yılların başına kadar ‘özgür’ olan ülkelerin yarısı geriye gitti. Zorluklarımızdan yararlanmak isteyen Rusya ve Çin’den etkilenen demokrasilerde gerileme ve istibdada (otokrasi) yönelme başlamış bulunuyor.
Küresel konularda Vladimir Putin ve Xi Jinping’e inanan insanlar, ABD Başkanına inananlardan daha fazla. Dolayısıyla biz Başkan Trump’ın kırıp döktüğü parçaları toplamak, namımızı temize çıkarmak, liderliğimize tekrar güven sağlamak, ülkemizi ve müttefiklerimizi yeni meydan okumalara karşı seferber etmek durumundayız.
Yeni Amerikan yönetimi nükleer silahların çoğalması hususunda da endişeli. Kuzey Kore’nin nükleer silahları ve İran’ın nükleer programları ABD yönetiminde kaygı yaratıyor.
En önemli husus ise Çin ile Rusya’yı nükleer silahlarını azaltmaya teşvik edecek yeni SALT’a (stratejik silahları sınırlandırma antlaşmasına) ikna etmek.
Biden-Blinken ikilisinin bunların ne kadarında başarılı olacağını göreceğiz.
Şu an bütün ülkeler gibi ABD’nin de esas sorunu Kovid-19 ile mücadele etmek. Zira virüsün yayılma hızı ve ölüm rakamlarında dünyada ilk sırada bulunuyorlar.

Yorumlar