ÖZKAN KÖSEOĞLU: Birlik oldukça güçlenecek; güçlendikçe sesimizi hem Türkiye’de hem Bulgaristan’da daha gür duyuracağız
Trakya’nın rüzgârı, Deliorman’ın direnci
Dernekler, yurt dışındaki soydaşlarımız ile bizler arasındaki kuvvetli bağları yaşatan ve yöneten yegâne kurumlardır. Bizler de soydaşlarımızın kurmuş olduğu derneklere ve vakıflara ziyaret ederek, onların düzenledikleri etkinliklere katılabilir, çalışmalarına destek verebiliriz.
Balkanlar; Avrupa, Asya ve Ortadoğu’nun kesişme noktasında yer alan, Türkiye’nin Avrupa’ya açılan kapısı niteliğinde olan stratejik bir bölgedir. Boğazlar ve Ege Denizi üzerinden sağlanan bağlantılar Türkiye’nin güvenliği, ekonomik ilişkileri ve ticaret yolları açısından hayati bir öneme sahiptir. Aynı zamanda Balkanlar, enerji koridorları ve uluslararası taşımacılık hatları üzerinde kritik bir konuma sahiptir. Her yıl binlerce Türk, Balkanlar’a köklerini aramak, geçmişle bağlarını tazelemek veya ortak kültür mirasını görmek için seyahat etmektedir.
Tüm Trakya ve Balkanlar, bizler için tarihî bir yurt, kültürel ve stratejik bir köprüdür. Bu nedenle Balkanlar, Türk dış politikasında ve millî stratejimizde her zaman özel bir yer edinmiştir.
Yaklaşık bir milyon soydaşımızın yaşadığı Bulgaristan ise bizler için ayrıca büyük bir öneme sahiptir. Bu vesileyle, bu hafta sevgi, saygı ve dualarla yâd edilen; halter tarihinin en büyük sporcularından biri olarak kabul edilen, toplamda 46 dünya rekoru kıran ve sayısız başarıya imza atan, Bulgaristan Türklerinin simgesi onların sesi olmaya çalışan “Cep Herkülü” Naim Süleymanoğlu’nu rahmet ve özlemle anıyoruz.
Yine bu hafta Sayın Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy, Bulgaristan’ın Mestanlı şehrinde “Cep Herkülü” Naim Süleymanoğlu’nun aziz hatırasını yaşatan Naim Süleymanoğlu Anı Evinin açılışını gerçekleştirdi. Bakanımız Ersoy konuşmasında spor tarihimizin bu efsane ismine yönelik şu ifadeleri kullandı:
“Naim Süleymanoğlu yalnızca bir sporcu değil; cesareti ve inancıyla tüm nesillere örnek olacak bir kahramandır.”
TİKA’nın katkılarıyla hayata geçirilen Anı Evi, merhum Süleymanoğlu’nun aile yaşamından sporculuk kariyerine uzanan yolculuğunu; özgün eşyaları, arşiv belgeleri ve özel tasarlanmış sergileme alanlarıyla ziyaretçilere sunuyor. Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı ile TİKA’ya şükranlarımızı sunuyoruz.
Bugün ise TÜM TRAKYA VE RUMELİLİLER SOSYAL YARDIMLAŞMA DAYANIŞMA EĞİTİM VE KÜLTÜR DERNEĞİ BAŞKANI ÖZKAN KÖSEOĞLU Bey ile beraberiz:
Başkanım, bizlere zaman ayırdığınız için teşekkür ederim biraz kendinizden bahseder misiniz?
İlginiz için teşekkür ederim elbette; Öncelikle şunu söyleyerek başlamak istiyorum, Tarihin bize bıraktığı ağır bir yük ve aynı zamanda onurlu bir miras var: Balkan Türkü olmak…
Bizler, kadim bir coğrafyanın çocukları olarak hem baskıların, göçlerin, acıların tanığı olduk; hem de Türkiye’nin bizlere uzanan sıcak, sarsılmaz vatan kucaklamasıyla yeniden var olduk. Çünkü biz, nereye gidersek gidelim toprağın altındaki ecdadın iziyle, toprağın üstündeki milletimizin nefesiyle yaşayan bir topluluğuz.
Ben Özkan Köseoğlu. 1989 yılında Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç eden bir ailenin çocuğu olarak Şumnu’da dünyaya geldim. 89 Göçünün başladığı günlerde henüz kundakta bir bebektim. Anlatılanlara göre Babamın köyü olan Mahmuzlu Köyü’ne (Şu anki ismi Todor Ikonomovo) tanklarla giren askerler kapı kapı dolaşıp bebekleri ararken, annemle babam büyük bir korku ve endişeyle beni arka kapıdan çıkarmış, tarlaları aşarak akrabalarımızın da yardımıyla annemin köyü olan Şarvı’ya(şu anki ismi Branichevo) sığınmışlar. O gün orada Mahmuzlu Köyümüzde 11 komşumuzu, akrabamızı şehit veriyoruz. O yüzden bu hikâye, benim sadece doğum hikayem değil; aynı zamanda bir halkın varoluş mücadelesinin sembolüdür.
Bu bilinçle büyüdüm. Geçmişimizin yaralarını, geleceğimizin umuduyla birleştirme fikri beni her zaman diri tuttu. Bizim nesil hem tarihin ağır sınavlarına hem de öz vatanımız Türkiye’nin bize açtığı güven dolu kapıya şahit olarak büyüdü. Kimliğimizi, kültürümüzü ve anadilimizi korumanın; Türkiye’ye, anavatana kavuşmanın verdiği aidiyeti ve sıfırdan kök salma duygusunu ne kadar kıymetli olduğunu yaşayarak öğrendik.
Bu bilinçle akademik olarak da kendimi geliştirdim; uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi alanında uzmanlaştım. Coğrafyamızın tarihi, Bulgaristan Türklüğünün sosyolojik yapısı, diasporaların politik etkisi, Balkanlarda Türk varlığının uluslararası dengelerdeki yeri ve Bulgaristan Türklerinin hem Türkiye’de hem Bulgaristan’da konumu üzerine çalışmalar yaptım. Zaten bu çalışmalarım, bu kimliğin, bu tarihin ve bu sorumluluğun bir parçası. Bugün bir Balkan sivil toplum kuruluşu başkanı olarak hem akademik bir perspektife hem de ailemin yaşadığı acıların izlerine sahibim. İşte bu nedenle derneğimiz benim için yalnızca bir kurum değil; atalarımızdan bize kalan mücadelenin kurumsal bir devamıdır.
Derneğiniz hakkında bilgi verir misiniz:
Rahmetli Naim Süleymanoğlu, kıymetli arkadaşları ve Kurucu Başkanımız İsmail Karaca tarafından 2001’de Kurulan Derneğimiz:
Bugün 24 Yıllık Bir Emekle Ayakta
Tüm Trakya ve Rumelililer SYD Eğitim ve Kültür Derneğimiz, 2001 yılında kuruldu.
Ben ve yönetim kurulum ise bu büyük mirası 2025 Ocak ayında büyüklerimizin isteği ve talepleriyle devraldık.
Derneğimiz;
• Balkan Türklerinin kültürünü yaşatmayı,
• Türkiye’deki ve Bulgaristan’daki soydaşların sorunlarına çözüm üretmeyi,
• Yeni nesillerin kimliğini, dilini ve tarihini korumayı,
• Rumeli ruhunu gelecek kuşaklara aktarmayı
Amaçlayan bir sivil toplum kuruluşuyuz.
Türkiye’deki Bulgaristan Türklerinin Yaşadığı Başlıca Sorunlar Nelerdir?
• Vatandaşlık ve Statü Sorunları:
Vatandaşlık işlemlerinde yaşanan zorluklar ve Türkiye’de “öz vatan evladı” statüsünün tam olarak benimsenememesi (Bazı çevrelerde hala “yabancı” görülme hissi, kimlik kabulü sorunu).
• Temsil ve Örgütlenme Eksikliği:
Siyasi ve sosyal temsilde adaletsizlik; ortak bir çatı altında örgütlenme ve güçlü bir ses oluşturma eksikliği.
• Kimlik ve Kültür Aktarımına Yönelik Endişeler:
Genç nesillerde kimlik bilincinin zayıflama riski; diaspora bilincinin yeterince güçlü olmaması.
Bulgaristan’daki Türklerin Karşı Karşıya Olduğu Kısıtlamalar Var mı?
Evet, var.
• Dil ve Kültürel Kimlik Kaybı:
Genç neslin Türkçeye erişiminin kısıtlanması; Türkçe eğitim motivasyonunun düşmesi (bu nu Türkçe öğrenememe ya da öğrenmekten uzaklaşma tehlikesi olarak söyleyebiliriz);
kültürel bağların zayıflama tehlikesi.
• Sistematik Baskı ve Kısıtlamalar:
Siyasi baskılar, temsilde eşitsizlik, kültürel ve ekonomik zorluklar.
• Kurumsal Destek Eksikliği:
Türkiye’deki STK’ların Bulgaristan’daki soydaşlara yönelik projelerde yeterince aktif olamaması.
Diaspora ile İlgili Tespitleriniz ve Eksikler Nelerdir?
• Siyasi Potansiyel ve Etki:
Bulgaristan siyasetinde Türklerin önemli bir denge unsuru olma potansiyeli bulunuyor; ancak Türkiye’de yaşayan çift vatandaşların bu süreçte örgütlü bir güç olarak hareket etmesi yeterli seviyede değil.
• Kurumsal Bağ Eksikliği:
Bulgaristan’daki soydaşlar ile Türkiye’deki diaspora arasında güçlü, sürdürülebilir ve kalıcı bir kurumsal bağ bulunmaması.
Çözüm Yolunuz Nedir?
Yıllardır savunduğum bir ihtiyaç var: Bulgaristan Türkleri Federasyonu’nun kurulması.
Çünkü bugün yaşadığımız bütün sorunların temelinde dağınıklık ve kurumsal olarak tek ses olamama yatıyor.
Güçlü bir federasyon;
• Türkiye’deki tüm Bulgaristan kökenli dernekleri birleştirecek,
• Sorunlarımızı Ankara’da daha güçlü ifade edebilecek,
• Bulgaristan makamlarıyla kurumsal ilişkiler kuracak,
• Bulgaristan’daki soydaşlarımızla da kurumsal bir köprü kuracak
• Türkçe eğitim ve kültür projelerini kalıcı hâle getirecek,
• Bulgaristan’daki genç nüfusun kimlik bilinciyle yetişmesine katkı sağlayacak,
• Siyasi temsil gücümüzü koruyup geliştirecek
• Uluslararası platformlarda haklarımızı dile getirecek bir mekanizma olacaktır.
Her ne kadar federasyon henüz resmî olarak kurulmasa da, bugün İstanbul’da 9 ilçede 10’dan fazla Balkan derneğimizle aynı masada buluşabiliyor, ortak projeler gerçekleştirebiliyor ve aynı ideal etrafında birlikte adımlar atabiliyor olmamız, hepimizin taşıdığı tarihî sorumluluğun ve ortak bilincin bir sonucudur.
Kültürünüzü Yaşatmak İçin Neler Yapıyorsunuz?
Derneğimiz ve diğer Balkan dernekleri olarak;
• Gençlerimizi Balkan coğrafyasına götürerek kendi geçmişlerini yerinde görmelerini sağlıyoruz.
• Osmanlı izlerini, ecdat emanetlerini, çocuklarımızın gözleriyle yeniden tanıştırıyoruz.
• Türkiye’de Balkan kültürünü yaşatmak için folklor ekipleri kuruyor, danslarımızı öğretiyor, festivaller düzenliyoruz.
• Geleneksel panayırlarımızı sürdürerek kültürel buluşmaları diri tutuyoruz.
Çünkü biliyoruz ki kültür yaşarsa toplum da yaşar; toplum yaşarsa o toplum köklerini kaybetmez.
Gelecek Vizyonumuz: Balkan Kültür ve Araştırma Evi
Bugün üzerinde çalıştığımız en büyük projelerden biri:
Balkan Kültür ve Araştırma Evi
Bu proje ile;
• Türkiye’ye okumaya gelen Balkanlı öğrencilere bir yuva,
• Balkanlardan gelen misafirlerimize bir misafirhane,
• Araştırmacılara ve gençlere açık bir Balkan Kütüphanesi,
• Kültürümüzü kalıcı hale getirecek bir arşiv ve hafıza merkezi oluşturmayı amaçlıyoruz.
Ayrıca hayata geçirmeye çalıştığımız (aslında başlattık ama daha güzel ve verimli hale getirmek için üzerinde çalışıyoruz) Rumeli Gazetesi Telefon Uygulaması ile Balkan camiasının her bireyine doğrudan telefonundan ulaşacak güçlü bir haber ve iletişim ağı oluşturmayı hedefliyoruz.
Başkanım, son olarak eklemek istediğiniz bir konu var mı?
Bizler yalnızca bir sivil toplum kuruluşu değiliz. Bizler;
• 1989’un sessiz çığlığını duyan ve duyuranların,
• Evlerini bırakıp Türkiye’ye gelirken topraklarından bir avuç alıp saklayan ninelerin,
• Kimlik mücadelesi veren gençlerin,
• Dilini korumaya çalışan çocukların ve ailelerin emanetçileriyiz.
Varlığımız; Bulgaristan’da bir kültürü yaşatmanın, bir kimliği korumanın ve bir milleti yarınlara taşımanın mücadelesidir. Bu yolda bugün bizimle yürüyen tüm hemşerilerime ve yarın aramıza katılacak herkese yürekten teşekkür ediyorum.
Birlik oldukça güçlenecek; güçlendikçe sesimizi hem Türkiye’de hem Bulgaristan’da daha gür duyuracağız. Geçmişin acılarını unutmadan, geleceğe umutla bakarak yürüyeceğiz. Trakya’nın rüzgârı, Deliorman’ın direnci ve ’89 göçünün hafızası bugün hâlâ yolumuzu aydınlatıyor.
Biz; acılarıyla güçlenen, umuduyla büyüyen, nereye giderse gitsin vatanını yüreğinde taşıyan bir milletin evlatlarıyız.
Biz; Trakya’nın, Deliorman’ın, Rodopların çocuklarıyız.
Ve biz; geçmişimizi sahiplenerek geleceğimizi kurmak için varız.
Amacımız; yarınlarda hem Türkiye’de hem Bulgaristan’da yaşayan soydaşlarımızın haklarını savunan, birlik içinde hareket eden güçlü ve onurlu bir topluluk bırakmaktır.
İnstagram : tumtrakyarumelider
Facebook Sayfası: Trakya Rumelililer Derneği
Serkan Bakır
Bu yazı, tamamen bilgilendirme amaçlı olup ücretsiz bir tanıtımdır. Herhangi bir reklam veya maddi çıkar amacı taşımamaktadır.



Yorum gönder