Rus uzman: DTÖ neden ABD’nin Türkiye’ye yönelik yaptırımlarına sesini çıkarmıyor?

Nikol Paşinyla Respublikaçılar Partiyası arasındakı gərginlik getdikcə qızışır

Türkiye’de dinlerarası diyolog fetöcülerden sonra Selefi RABITA tarafından yürütülüyor!

Rus televizyon: O gece NATO neden Erdoğan’a yönelik olası suikasta göz yumdu

Otorite Tipolojileri ve Velayeti Fakih Sistemi: İran Siyasal Sisteminin Geleceği

Gündem, İran 7 Mayıs 2018
65


Otorite olgusu referansı farklı bağlam ve düzlemlerden alınarak açıklanmaya çalışılan bir kavramdır. Psikolojik, sosyolojik ve siyasal bağlamlarda ele alınan otorite olgusuna yönelik olarak literatürde ön plana çıkan açıklama biçimi Weber’in otorite tipolojileri sınıflandırmasıdır. Weber otorite olgusunu nitelik ve köken itibariyle farklılaşan 3 kategori çerçevesinde incelemiş ve bu doğrultuda bir tasnif geliştirmiştir.
Söz konusu tipolojilerden ilki olan geleneksel otorite, en yalın ve ilkel otorite yapısını ifade etmektedir. Geleneksel otoritenin hakim olduğu topluluklarda daha çok “atalar” kültünün büyük öneme sahip olduğu, yaşça büyük olanların veya din adamlarının toplum önderi olarak kabul edildiği ve bu kabulün tüm siyasal, ekonomik ve toplumsal alanda etkili olduğu bir yapı söz konusu olmaktadır. Bu yapı kendisini normlar ve değerler aracılığıyla yeniden üretmek ve devamlılığını sağlamaktadır.
İkinci olarak Weber’in bir istisnai otorite tipi olarak nitelendirdiği karizmatik otorite genellikle toplumların bunalım dönemlerinde kendisini gösteren bir otorite biçimi olarak tanımlanmaktadır. Karizmatik otorite, toplumların yaşamlarını temelden etkileyen değişim süreçlerinin önderi olan, ilahi kaynaklı bir iktidar yetisine sahip olduğuna inanılan ve mutlak itaat eğilimi ile kabul gören liderlerin otorite biçimini ifade etmektedir. Genellikle, siyasal ve toplumsal değişim-dönüşüm ve devrim dönemlerinde kendisini gösteren karizmatik otorite bu açıdan ciddi etki potansiyeline sahip bir biçimdir.
Son olarak Weber, itaatin geleneklerden veya ilahi kaynaklı olduğuna inanılan yeteneklerden ve şahıslardan değil, rasyonel kriterlerin, rasyonel hukukun, yasaların ve bürokrasinin gücünden kaynak bulduğu yapıları ifade eden yasal-ussal otorite çağdaş siyasal sistemlerde somut karşılığını bulan otorite biçimidir. Yasal-ussal otorite şahıslardan bağışık, yasaların, hukukun ve kurumların üstünlüğünü esas alan bir tipoloji olması sebebiyle ilk iki otorite tipolojisinden ciddi biçimde ayrışmaktadır.
Bu çerçevede İran’ın mevcut siyasal sistemi olan Velayeti Fakih sistemi söz konusu üç otorite tipinin bir sentezi olarak istisnai bir niteliğe sahiptir. Velayeti fakih sistemi, İslam öncesi Fars kültürünün önemli bir kültürel kodu olan “din adamlarının siyasal ve toplumsal etkinliği”ni gelenek otorite tipi bağlamında, İslam devrimi süreci ve sonrasında karizmatik lider olarak kabul edilen Humeyni ile karizmatik otorite tipi bağlamında ve İslam devrimi sonrasında ilan edilen İslam cumhuriyeti ile kısmen yasal-ussal otorite bağlamında farklı unsurları kendi bünyesinde barındırmaktadır.
Geleneksel otoritenin din adamlarının siyasal ve toplumsal alanda hakimiyeti, karizmatik otoritenin Humeyni’nin ölümünün ardından bir makam olarak devam edegeldiği rehberlik organı ve yasal-ussal otoritenin siyasal sistem ile temsil edildiği velayeti fakih sistemi bugün itibariyle geleceği konusunda çeşitli şüpheler ile karşılamaktadır. İran toplumunun ve özellikle gençliğin 40 yıllık İslam cumhuriyeti sisteminin baskıları dolayısıyla din ile aralarına koydukları mesafe, ateizm ve deizm gibi İslam dışı inanç biçimlerine yönelmeleri, bunun bir yansıması olarak karizmatik otoriteyi temsil eden rehberlik makamına yönelik meşruiyet ve itaat algısının zayıflaması gibi unsurlar İran siyasal sisteminin geleceği adına bir değişim projeksiyonunu ortaya çıkarmaktadır. Söz konusu projeksiyon, geleneksel ve karizmatik otoritenin değerini ve etkisini yitirdiği, yasal-ussal otoritenin evrensel standartlarda bir siyasal sistem ile temsil edildiği bir yapıyı ortaya çıkarabilecektir. Geleneksel ve karizmatik otoritenin İran halkının taleplerine cevap veremediği ve sorunlarına çözüm üretemediği yönündeki inanç gün geçtikçe güçlenirken, evrensel standartlarda yasal-ussal otoriteye dayanan bir siyasal sistemin tesis edilmesi talebi zamanla daha da yoğunlaşmaktadır. Bu durum yakın zamanda İran’da siyasal sistem üzerinde önemli bir değişim-dönüşüm sürecinin gündeme gelebileceğine işaret etmektedir.
Çağatay BALCI/ Kafkassam Uzmanı

Yorumlar