Şimdi yükleniyor

ORHAN FİDAN: TÜRKİYE’NİN 2026 YILINDA BİR SADELEŞME VE BÜTÜNLEŞME SÜRECİNE İHTİYACI VAR

Ülkemiz 2025 yılı içerisinde çok büyük ciddi süreçlerden geçti. İç güvenlik ve dış güvenlik alanında çok ciddi büyük adımlar atıldı. Bu adımlar ülkemizi, milletimizi ve devletimizi koruyacak ve kalkındırmak üzere seyir alırken siyasi partiler ve özellikle sivil toplum kuruluşları arasında koordinasyon sürecinin kadar önem teşkil ettiği gün yüzüne çıkıyor.

Özellikle MHP Genel Başkanı Sayın Dr. Devlet Bahçeli ile başlayan ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile devlet gündemine alınan “Terörsüz Türkiye” süreci 2025 yılının en önemli milli güvenlik politikaları arasında yer almaktadır.

Bölgenin sadeleşmesi, aynı zamanda toplumun bütünleşmesi için 2026 yılında çok ciddi adımlara ihtiyaç duyulmaktadır.

Bu hususta öncelikle “Terörsüz Türkiye” hedefine odaklanmak gerekiyor. Süreci sadece belirli bir oluşuma sevk etmek doğru bir adım değildir. Terörsüz Türkiye demek, Türkiye’nin her açıdan suç ve suç unsurlarıyla mücadele etmesi tezi ön planda tutulmalıdır.

Yakın zamanda Yalova İlinde DEAŞ ile mücadele sürecinde karşılaştığımız konular “Terörsüz Türkiye” hedefinin ne kadar geniş ölçekte alınması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Terörsüz Türkiye sürecine karşı gelen siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları ve sosyal medya üzerinden kara-propaganda yapanların ne kadar yanlış bir tutum içerisinde olduklarını ortaya koymaktadır.

Burada özellikle Anahtar Partisi başta olmakla birlikte aynı frekans evresinde olan partilerin hedeflerinin kendi düşünce yapılarının da temeli olan MHP öncülüğünde ortaya çıkan ve AK Parti tarafından desteklenen sürecin baltalanması konusunu içermektedir.

Bu partiler ve onlara destek veren sosyal medya fenomenlerinin aslında sadece siyasi propaganda değil aynı zamanda “Devlet ve Millet Bütünleşmesi” sürecine zarar verdikleri gerçeğini görmeliyiz.

2026 yılının en öncelikli hedefi gerçek.manada “Terörsüz Türkiye” tezinin Kapsam alanın her türlü terör oluşumu olduğu ve bu suç unsurlarıyla mücadelenin sonuna kadar gidileceğini gerçeğini ortaya koymamız gerekiyor.

Diğer yandan “Terörsüz Türkiye” hedefleri doğrultusunda birde “Terörsüz Bölge” terimi ön plana çıkıyor. Bu bölgenin “Ortadoğu” olduğu gerçeğini gün yüzüne getirmeliyiz.

Tüm bu hususta sorunlara çözüm odaklı “Türkiye Yüzyılı, Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Ortadoğu” konulu uzun zamana yayılan çalışmanın ülkemizin ve milletimizin menfaatine olduğu gerçeğini ön planda tutmalıyız.

Bizler için en öncelikli adım “Devlet ve Millet Bütünlüğü” tezinin güçlü bir şekilde hayata geçmesidir.

Yeni dünya düzeninde Ortadoğu, Afrika, Doğu Avrupa ve Balkanlar ve Güney Asya Bölgesine yönelik sorunların çözüm noktası Türkiye’dir. Çünkü Türkiye jeo-stratejik bir noktada yer alan üç kıtanın birleştiği ve beş kıtanın buluştuğu bir coğrafyada yer almaktadır.

Selçuklu ve Osmanlı mirasçısı olan Türkiye’nin yeni dünya düzeninde güç ve hakimiyet sahibi olması için atmamız gereken adımların başında “Devlet ve Millet Bütünlüğü” ilkesi gelmektedir.

Sorunları kendi içimizde çözerken siyasi partilerin sadece iktidarı eleştirmek yerine suhulet ekseninde proje odaklı sunumlar ile sahnede yer almalıdır. Sosyal medya ve medya aracılığı ile yayılan Dezanformasyon süreçlerine fırsat vermemeliyiz.

Ülkemizde terör eylemleri üzerinden iç karışıklık çıkarmak isteyenlerin nihai hedefi Türkiye’nin “Güvenlik Diplomasisi” alanında gücünü kırmak istemesinden kaynaklıdır.

Bugün Türkiye öncülüğünde Suriye’de özgürlük galip geldi, Irak kendisini yeniliyor, KKTC üzerine kurulan tüm kirli hedefler Türkiye’nin öncülüğünde bertaraf ediliyor. Yeni yılın yeni sorunlar yerine çözümler sunması için bütünlük içerisinde konulara odaklanmalıyız …

Yorum gönder