Çin yayılmacılığı İran tehdidinden ağır basıyor

ՀՀ արտաքին քաղաքական հիմնական զարգացումները 2018թ․-ին․ ամփոփում

Dağlık Karabağ’daki sürece başka ülkeler dahil olabilir mi

Türkiye’yi kurtaracak Kendir/Kenevirde İngiliz oyunu bozulmalı!

Ömer Kul: Yeni dünya düzeni’nde yeni paylaşım alanları: ‘Kanal savaşlarına hazır olun’ (2)

Gündem 13 Nisan 2021
37

Bir önceki yazımızda Mısır’ın “II. Süveyş Kanalı Projesi”, İsrail’in “Ashdod-Eliat Ticaret Koridoru” Rusya İran ve Çin’in “Hazar Denizi-Basra Körfezi Kanal Projesi” Nursultan Nazarbayev’in “Kanal Avrasya Projesi” ve her ne kadar projeden tek taraflı atılmış olsa da, Hindistan ve İran’ın “Çabahar Liman projesi”nden bahsetmiş ve yazımızın başlığına “kanal savaşlarına hazır olun” demiştik.
Bu yazımızda ise zikredilen projelerle birlikte değerlendirilince daha anlamlı olacağını düşündüğüm bizim “kanal projelerimiz”den bahsedeceğim.
Malum son dönemlerde “Kanal İstanbul Projesi” ve onunla beraber “Montrö Boğazlar Sözleşmesi” ülkemizde ciddi ciddi tartışılmakta. Bu tartışmalar zikredilen iki konu ile sınırlı olduğundan muhtemelen bu türden diğer kanal projeleriyle bağlantıları veya birlikte değerlendirmeleri ıskalanan bir pozisyonda görünmektedir. Son günlerde ülkemizin iç kamuoyunda hızlanan “Kanal İstanbul”-“Montrö Boğazlar Sözleşmesi” tartışmalarını, “Hazar Denizi-Basra Körfezi Kanal Projesi” ve Rusya’nın Kırım’ı ilhakı ile birlikte Doğu Avrupa’ya yönelik Rus tehdidi yanında Rus donanmasının Karadeniz’i domine etmiş olması ile birlikte okumak gerektiği açıktır.
Bu açıdan bakıldığında “Kanal İstanbul Projesi”nin Türkiye’nin mi yoksa bir Batı/NATO projesi mi olduğu, mevcut stratejik denklemde tek kanalın yeterli olup-olmayacağı, buna mukabil İstanbul Boğazı-Çanakkale Boğazı hattına paralel ancak mevcut uluslararası kısıtlamalar/antlaşmalar/dengelerden muaf ikinci bir suyolu hattı için ikinci bir kanal projesinin, mesela “Çanakkale Kanalı Projesi”, kaçınılmaz olup-olmadığı soruları cevaplanmayı beklemektedir.
“Kanal İstanbul Projesi”nin ortaya atıldığı ilk günden itibaren kanaatim, devlet ve milletin lehine ise yapılması, değilse yapılmaması, yapılacaksa da kesinlikle Çinlilere yaptırılmaması yönündeydi ki, hala bu kanaatimde ısrarcıyım.
Israrımın sebebini de şayet bu projenin Çinlilere verilmesi durumunda hem borçlanacağız, hem Çinlilere istihdam sağlamış olacağız hem de projede Çin imalatını kullanmak zorunda kalacağız gerçekleri yanında belki bütün bunlardan daha risklisi olan İstanbul’un 40. ilçesinin bir “Çin ilçesi” olacağı potansiyeli dolayısıyladır.
Yazımızın başlığında da ifade ettiğimiz üzere “Kanal İstanbul Projesi”ni bir de yukarıda özet halinde anlatmaya çalıştığımız kanal projeleri bağlamında değerlendirmek daha yerinde olacaktır. Bununla birlikte “Kanal İstanbul Projesi”nin “Kanal Çanakkale Projesi” olmadan ve diğer kanal projelerinden, uluslararası bir antlaşma ile statüsünün belirlenmiş olması dolayısıyla farklı yönleri ile birlikte tartışılması yerinde olacaktır. Kanaatimce kamuoyu henüz “Kanal İstanbul” projesinin sadece beşte birlik kısmını konuşmakta, konu Kanal Çanakkale ve Montrö Boğazlar Sözleşme, Kuşak Yol Girişimi ve diğer kanal projeleri ile birlikte değerlendirilmelidir.

Projenin hayata geçirilmesi durumunda, sadece İstanbul’u değil başta Karadeniz’e komşu tüm devletleri etkileyeceğini ve bu durumun uluslararası ilişkilere de bir yansımasının olacağını söylemek mümkündür.
Bu arada bir çılgın projenin daha dillendirilmeye başlandığını bir kısım matbuatta takip etmekteyim. O da “Van Gölü üzerinden Hazar Denizi-Basra Körfezi Kanal Projesi”ne bağlantı yapılması. Şayet denildiği gibi dünyanın ekonomik merkezi Pasifik’e kayacaksa Van Gölü projesinin de kayda değer bir etkide olabileceği söylenebilir.
“Kanal İstanbul” veya “Kanal Çanakkale” projelerinin yapılıp-yapılmaması hususunda bundan önce olduğu gibi bundan sonra da herhangi bir şey yazmayacağım. Lakin yapılacaksa da bu projenin Çinli firmalara verilmesindense ki, kesinlikle verilmemeli, aynen Mısır’da halktan toplanan ve aylık %12 faiz verilen paralarla yapılan “II. Süveyş Kanalı Projesi”nde olduğu gibi, bu proje Türk Milleti eliyle sözde değil özde milli bir proje olarak hayata geçirilmelidir.
Ayrıca Kanal Çanakkale projesinin Çanakkale Savaşları sırasında X. Ordu’ya Komutanlık eden Alman Mareşal Liman Von Sanders’in 1919 yılında yayınladığı eserinde zikredildiğini de buraya not düşelim.

Tüm bu projelerin tamamlanması veya tamamlanamaması mücadelesi muhtemelen “Yeni Dünya Düzeni”ni ve “yeni paylaşım alanların”ı şekillendirecektir. Kanal Savaşlarına hazırlıklı olmakta fayda var…
Ömer Kul ogunhaber.com
NOT: Kanal Projeleriyle alakalı geniş bilgi için bkz.
suhakki.org
tudev.org.tr
avim.org.tr
canakkaleaynalipazar.com
Abdulkadir Aksöz, “ABD-Çin Sarkacında Hindistan-İran İlişkilerinin Seyri”
aksam.com.tr
Hasan Oktay: “Süveyş Kanalı ve yeni stratejiler” kafkassam

Yorumlar