Həsənbala SADIQOV: Bəşəriyyətə qarşı törədilmiş ən qanlı soyqırımlarının müəllifi məhz Fransadır

Rusya: Gülen Cemaati’yle hiçbir ilişkimiz bulunmuyor

Tehranda bir neçə rayon bütünlüklə üsyançıların nəzarətindədir

PUTİN İLİN SONUNA QƏDƏR LİDERLƏRİ GÖRÜŞDÜRMƏYƏ ÇALIŞACAQ

Nesrin Sipahi Kıratlı: GÖÇ VE KÜLTÜREL EROZYON

Gündem 27 Nisan 2021
24

Küreselleşme sürecinde gerek yurt dışına, gerekse köylerden şehirlere yapılan göçler, aynı zamanda etnik kimlik konusunun geleceğini tehdit eden, tehlikeye düşüren etkenlerdir.
Bulgaristan, 1 Ocak 2007 tarihinde AB üyesi olduktan sonra Avrupa ülkelerinde göçler daha da hızlanarak, Türkiye’ye göç edenlerin sayısına yaklaşmıştır. Dolayısıyla kültürel kimlik tehlikeye girerken oluşan yeni Avrupa kimliği, Bulgaristan Türk toplumunun aidiyet bilincini gölgelemektedir.
Aynı zamanda, Avrupa ülkelerine göçler olduğu gibi köylerden şehirlere göçler de Bulgaristan’daki Türk kültürüne olumsuz etki yaratmaktadır. Tarihsel süreçte Türk kültürü elbette Bulgar kültürü ile etkileşime girmiştir. Türkler ve Bulgarlar yüzyıllardır bir arada yaşamışlar ve bu beraberliğin yarattığı sonuçlar kültürümüze de yansımıştır. Ancak, bir kültür kendini koruyamaz ve diğer kültürlerin etkisinde kalırsa kültürel erozyon kaçınılmazdır.
Bugün Bulgaristan’daki Türk toplumunun, Bulgar kültürünün etkisi altında ve kendi kültürel, milli değerlerinden giderek uzaklaşmakta olduğu acı bir gerçektir. Bu gerçeği Bulgaristan’da yaşayan pekçok Türk aydını da vurgulamaktadır.
Türklerin, Bulgar bayramlarını da kutlamalarını, sosyal medyadaki paylaşımlarını, doğum günlerini Bulgarca kutladıklarını dikkate alacak olursak, 1989’da Zorunlu Asimilasyon yaşayan Bulgaristan Türklerinin bugün bir kültürel asimilasyon ile de karşı karşıya oldukları görülmektedir.
Günlük hayatta kullanılan ağırlıklı ve baskın olan Bulgarca dili, anadilimizin karanlıkta kaldığının bir göstergesidir.
Küreselleşmeyle birlikte gelişen tüm bu olumsuzluklar milli değerlerimizin giderek azalmasına, öz kimliğimizin kültürel erozyon yaşamasına neden olmaktadır.
Anadili ve kültür bir milleti millet yapan temel değerlerdir, temel yapı taşlarıdır ve Bulgaristan Türkleri giderek değerlerinden uzaklaşmaktadır.
Bunun en yalın göstergesi Türklerin göç ettikleri ve yoğun olarak yaşadıkları büyük şehirlerin hiç birinde anadilimizin okunmamasıdır.
Örneğin; Bulgaristan’da en son 2011‘de yapılan Nüfus sayımına göre Güney’de en çok Türk nüfusu olan Filibe ve Kırcaali, Hasköy , Asenovgrad, Kuzey’de ise Tırgovişte (Eski Cuma) ve Razgrat (Hezergrad) , Varna, Rusçuk, Dobriç, şehirlerinde okullarda tek bir Türkçe okuyan öğrenci bulunmamaktadır.
İstatikçilere göre AB ülkelerinde çocuk nüfusun toplam nüfus içindeki oranı % 20 civarında olduğu açıklanmıştır. 2011 yılı nüfus sayımına göre en yoğun Türk nüfusu Filibe’ de olmasına rağmen, Kırcaali şehri Türklerin kalesi olarak bilinmektedir.
Öyleyse tespit edilen oranlara göre, Filibe’de 3.206, Kırcaali’ de 2.715 0-17 yaş grubu çocuk olduğunu varsayarsak, maalesef bu şehirlerde anadilimiz okunmuyor.
Pan-Slavizme, Komunizme ve herşeye rağmen bugün Bulgaristan topraklarında yine 1 milyondan fazla Türk ve Müslüman yaşamaktadır. 1 milyon olduğunu varsayacak olursak 200.000 öğrencinin anadilimizi okuması gerekmektedir!
Evet, 1991‘de Demokrasiye geçen Bulgaristan’da 1992 yılında 200.000 civarında öğrenci anadili eğitimi gördüğü bir gerçektir. Bugün ise okuyan sayısı 4.000‘in de altına düşmüştür. Tahmini 200.000 öğrenciden sadece 3-4000 öğrencinin Türkçemizi tercih etmesi Bulgaristan’daki pekçok Türk ailesindeki duyarsızlığın göstergesidir.
Bulgaristan Türkleri gerek anadili gerekse kültürlerine olan bağlılığından, geçmiş tarihimizdeki MİLLİ RUH’tan giderek uzaklaşmaktadır ve Bulgaristan Devletinin yüzyıllardır arzuladığı kültürel erozyon hızla gerçekleşmektedir!
Nesrin Sipahi Kıratlı

Yorumlar