KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Türkiye
  4. »
  5. Nesrin Sipahi Kıratlı: ÇANAKKALE CEPHESİNDE BULGARİSTAN TÜRKLERİ

Nesrin Sipahi Kıratlı: ÇANAKKALE CEPHESİNDE BULGARİSTAN TÜRKLERİ

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 12 dk okuma süresi
134 0

Birinci Dünya Savaşı arifesinde Avrupa’da oluşan iki emperyalist blok: İtilaf Devletleri (İngiltere, Fransa, Rusya) ve İttifak Devletleri ( Almanya, Avusturya-Macaristan) savaşın başlamasına kadar Bulgaristan gibi küçük devletleri kendi tarafına çekmeye çalışmışlardır. Balkan Savaşları, Avusturya ve Rusya’nın Balkanlar üzerindeki çıkar çatışması, Birinci Dünya Savaşı’nın başlama sebepleri arasındadır. Balkan Savaşları genel anlamda Balkanlar’ın coğrafi haritasını değiştirmiştir. Türkiye, Batı Trakya ve Edirne dışındaki bütün Balkan topraklarını kaybetmiş, Bulgaristan ise Birinci Balkan Savaşı’ndan zaferle çıkmasına rağmen kazandığı topraklarının önemli bir bölümünü İkinci Balkan Savaşı’nda kaybetmiştir.

1913 İkinci Balkan Savaşı, Balkan Yarımadası’ndaki statükoyu tamamen değiştirmiş, Bulgaristan’da ciddi bir siyasi krize ve Sırbistan’ı tasfiye etmek amacıyla ülkenin kademeli olarak ittifak güçlerine doğru yönelmesine sebep olmuştur.

Osmanlı Devleti ile Bulgaristan Krallığı arasında 29 Eylül 1913 tarihinde imzalanan İstanbul Antlaşmasından kısa bir süre sonra Sofya’da açılan Türkiye Büyükelçiliğine Fethi Okyar Büyükelçi, Binbaşı Mustafa Kemal ise askerî ataşe olarak atanır. Her ikisi de ittihat ve Terakkinin liberal görüşünü benimseyen yakın arkadaşlardır. Türkiye yönetimi Mustafa Kemal’e üç önemli görev verir:
-Bulgaristan’daki askeri ve siyasi durumu incelemek
-Yaklaşan savaşta Türk-Bulgar askerlerinin ortak eylemlerinde planlar koordine etmek için Türk Genelkurmayı adına katılmak
-Askerî bakış açısıyla Bulgaristan’ı Üçlü İttifaka katılması için etkilemek Büyükelçi Fethi Okyar’a ise Bulgaristan hükûmeti ile siyasi müzakereleri sağlamak görevi verilir.

Mustafa Kemal Sofya’da Bulgaristan Genelkurmayında kıdemli subaylar ile yakınlık kurarak Bulgar-Türk ilişkilerine ışık tutacak askerî müzakereler yapar. Savunma Bakanı General Boyaciev ile Genelkurmay Başkanı NikolaJkov ile ve Eski Savunma Bakanı S. Kovaçev ile dostane ilişkiler kurar. Stilyan Kovaçev, Atatürk’ün büyük aşkı Miti Kovaçeva’nın babasıdır. Mustafa Kemal, bu dönemde Bulgar ordusundaki manevraları yakinen izleme fırsatı bulur. Filibe, Plevne, Veliko Tırnovo, Gabrovo, Şumnu, Varna gibi şehirleri ziyaret eder. Bulgaristan’ı Türkiye’nin en yakın Avrupa’sı olarak görür ve Osmanlı Devleti’nde radikal reformlar yapma fikirleri burada doğar ve gelişir.
Mustafa Kemal’e Bulgaristan’a geldiği 29 Ekim 1913’ten kısa bir süre sonra Belgrat Tsetine ve Bukreş sorumluluğu da verilir ancak Bulgaristan’ın Türkiye için önemli askerî ve stratejik konumu nedeniyle öncelikli olduğundan, Sırbistan, Karadağ ve Romanya’ya ziyaret gerçekleştirmeksizin, raporlardan bu ülkelerin durumlarından yakinen haberdar olduğu anlaşılmaktadır. Mustafa Kemal Bulgaristan’daki oldukça ağır görevi yanı sıra İstanbul’a 100’den fazla rapor, pek çok notlar, mesajlar, telgraflar ve 6 Mart 1914’ te Türk Genelkurmayına Bulgaristan ve Balkanlar’ın askerî ve siyasi durumunu analize eden rapor göndermiştir. Büyükelçi Okyar ve Ataşe Mustafa Kemal Bulgaristan’ın İttifak’a katılması için Sofya’da Avusturya –Macaristan ve Almanya’nın yetkili diplomatlarını etkileyerek gizli görüşmeler sonucunda Ağustos 1915 Bulgaristan’ın İttifak Devletlerine katılmasını sağlamışlardır. Bulgaristan’ın isteğini kabul eden İttifak devletleri 6 Eylül 1915’de Bulgaristan ile antlaşma imzalar ve Sırbistan’a resmen savaş ilan etmiş olur. Böylece Berlin’den Bağdat’a uzanan zincirin halkası da tamamlanmıştır.
Mustafa Kemal’in gündeminde asıl görevine ilaveten, Bulgaristan’daki Türk azınlığın durumu, Türkçe yayın yapan gazetelerle de ilgilenmektir. Bulgaristan’da kuvvetli bir Türk azınlığı yaşıyordu. Kalabalık bir kitle olmasına rağmen, Türkler eğitim bakımından yeterince gelişmemişlerdi. Mustafa Kemal müftülükler ile de ilgileniyordu. Başmüftü Şumnulu Hocazade Mehmet Muhittin Efendi’yi makamında ziyaret etmiştir. Bulgaristan Türk ve Müslümanlarının Birinci Dünya Savaşı’na, Osmanlı ordusuna katılmalarına ait bilgiler pek çok farklı kaynaklarda yer almaktadır. Bulgaristan’ın savaşa girmesine kadar Osmanlı ordusuna sadece Bulgaristan Türk ve Müslümanları katılmakta idi.
Ancak,1915’de işgal edilen Makedonya’da yaşayan Müslümanlar da Osmanlı ordusuna gönderilmiştir. Makedonya Cephesi’nde 20’nci Osmanlı Kolorduyu, 2’nci Bulgar Ordusu destekliyordu. Dobruca Cephesinde ise 6’ncı Osmanlı Kolordu 3’üncü Bulgar Ordusu ile birlikte savaşmakta idi. Balkanlar’daki Osmanlı askerlerinin çoğu Bulgaristan’dandır. 20’nci kolordu gönüllü Müslümanlar ile tamamlanmıştır. 11 Mart 1917’de Bulgar Ordusu Başkomutanı General Nikola Jekov, Enver Paşa’ya gönderdiği telgrafta Osmanlı ordusunun tamamlanması için Makedonya, Drama ve Gümülcine’den de eli silah tutan Türklerin Müslümanların toplanıp gönderileceğini bildirmektedir. Cihadı-Mukaddes ilanı Bulgaristan Türklerini gayrete getirmiş, herkes elinin yettiği kadar gücünün yettiği kadar ana vatana yardımcı olmaya çalışmıştır. Bütün öğretmenler, müftüler, hocalar, esnaf, tüccar herkes bir şeyler veriyordu. Rodoplar’ın Eğridere kazasında müftü olarak görev yapan Hasan Vehbi Efendi kendi kazasına bağlı köylerden 5 bin Osmanlı altını toplayarak, altınları Osmanlı Devleti’nin Gümülcine Konsolosluğu’nun yardımıyla heybelere doldurmuş, heybeleri bir katıra yükleyerek Sofya’ya doğru yola çıkmış, kendisi de hayvanın sırtına binerek , dikkat çekmeyecek şekilde uzun ve zorlu bir yolculuktan sonra Sofya’ya varmıştır. Türk Elçiliğine gittiği zaman Ali Fethi Bey’in yanında Mustafa Kemal’in de olduğunu görür. Altınları teslim ettiğinde her ikisinin de gözleri yaşarmıştır. Mustafa Kemal Ali Fethi Bey’e dönerek şöyle demiştir. “Bu ruhta ve bu imanda hocalarımız var oldukça, bu millet hiçbir şeyden korkmaz. Tarihimize bakın, milletin başına ne zaman onu temsil kabiliyetini haiz kimseler geçmişse başarı tam olmuştur. Böyle bir millete baş olacaklara ne mutlu.”

Balkan Savaşlarında dökülen kanlar kurumadan Birinci Dünya Savaşı başlamıştır. Bu defa iki düşman devlet müttefik olarak savaşacaklardır. Doğduğum Filibe yakınındaki Ustina köyümüzün bütün gençleri askere alınır ve kısa bir eğitimden sonra cepheye gönderilirler. Daha sonra 30, 40, 50’li yaşlarda olanlar da askere alınmışlardır. Bulgar Goço ile köyümüzden Mehmet aynı cephede omuz omuza savaşmışlardır. Aynı karavanada yemek yemişler ve aynı düşmana kurşun sıkmışlardır. Köye izinli gelen Mehmet, Bulgar arkadaşının ailesine haber getiriyor, Goço da aynısını yapıyordu. Bundan sonra dost olmuşlardı. Dört yıldan fazla süren savaştan sonra Ustina 23 şehit vermiş şehitler arasında , soyadımızı taşıyan Mustafa Sali İspov ve toplam 11 Türk askeri şehit olmuşlardır. Harp sonrası ise esaretten dönenlerin getirmiş oldukları veba mikrobu harpte şehit düşenlerin dört misli fazlasını alıp götürmüştür.
Makedonya ve Dobruca Cephesi dışında Bulgaristan Müslümanları diğer cephelerde de savaşmışlardır. Çanakkale Cephesine pek çok Bulgaristan ve Balkanlar’dan katılan askerlerimiz şehit olmuştur. Kurtulanlar ise Bulgaristan ve Balkanlar’a geri gönderilmiştir. Bu savaş Bulgaristan’daki Türk ve Pomak Müslümanların benliğinden günümüze kadar asla silinmemiştir. Nevrokop bölgesinde “Çanakkale içinde vurdular beni” şarkısı bugün de coşkusunu korumaktadır. Birinci Dünya Savaşı başladıktan sonra Mustafa Kemal çok kez İstanbul ana komutasına ataşelikten alınması savaş komutanlığına gönderilmesi için yazılar göndermiştir. Enver Paşa’ya bir mektubunda “ Savaş cephesinde, ateş hattın aktif savunmasından daha önemli bir görev olamaz bu nedenle Ataşe olarak burada kalamam…” Enver Paşa’dan gelen cevapta: “Size orduda her zaman görev vardır ancak sizi orda bırakıyorum…” cevabı alsa da Mustafa Kemal en sonunda ısrarlı çabalarıyla 25 Ocak 1915’te te Sofya’dan cepheye Savaş komutanı olarak gönderilir.
Bir asır geçmesine rağmen büyük savaşın nedenleri, sonuçları ve günümüze etkileri hâlâ heyecanla tartışılan önemli bir konu olma özelliğini taşımaktadır. Birinci Dünya Savaşı, Çanakkale Savaşı büyük bir insanlık trajedisidir. Bu savaş tüm katılımcılara haksızlık etse de Bulgaristan-Türkiye arasındaki ilişkilerin dostluk ve dayanışma örneği olarak tarihe geçmiştir. Bu tarihî olayı göz önünde bulundurarak geçmişten kalan ön yargılardan kurtulup her iki vatanım arasındaki ilişkilerin olumlu gelişmesi için ışık olmalıdır. Birinci Dünya Savaşı’na uzanan süreçte meydana gelen uluslararası siyasi gelişmeleri, günümüz siyasi gelişmeleriyle karşılaştırdığımızda bugün de aynı aktörlerin sahnede olduğunu görmekteyiz. Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Çanakkale Savaşı’nda şehit olan Bulgaristan Türklerini ve tüm şehitleri rahmetle anıyorum! Ruhları şâd olsun.
KAYNAKLAR: -Kocatürk, Doğumundan ölümüne Atatürk günlüğü. -Altan Deliorman, Mustafa Kemal Balkanlarda s, 27- 29,166. -Международни актове и договори 1915 -1918. -Nitel araştırma yöntemi, Olgubilim temeline dayanan araştırmalarım.
Nesrin Sipahi KıratlıKafkassam

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir