KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Rusya
  4. »
  5. Mustafa Sami Atalay: RUSLARIN SIRRI VE BİNBİR GECE MASALLARI

Mustafa Sami Atalay: RUSLARIN SIRRI VE BİNBİR GECE MASALLARI

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 7 dk okuma süresi
57 0

Ülkelerin ömründe 10-15 yıllık zaman dilimleri, vatandaşların hayat standartlarının yükseltilmesi ile alakalı periyodik kalkınma planlaması faaliyetleridir. Bu da görev verilen hükümetlerin işidir.
Devletin güvenlik ve geleceğe ait hedefleri ise; devleti yönetenler tarafından planlanıp zamanı geldikçe yürürlüğe konan elli yıllık, yüz yıllık plan/lama/lardır. Buna fantezi olarak bakanlar her zaman yanılmışlardır. Bu açıdan bakıldığında, Türk devlet geleneğinde her dönemde derin devlet de olmuş, derin Millet de…
Yüzeysel ve hemen görünenler Türkçede sığ diye tabir edilirler…
Konjonktürel gelişmelerde, günü birlik ve kolay kazanımlara meyletmek, ileride telafisi zor problemleri de beraberinde getirir. Dolayısıyla devlet geleneği olan ülkeler bu tuzağa düşmez, düşmemeli.
Ciddi devlet geleneğine sahip imparatorluk bakiyelerinin temsilcileri çok çetin ve derinliklidir. Hiç de kolay lokma değildir.
Bu yoldan ilerleyecek olursak, Rusların devleti öğrenmeleri; 1200’lü yıllardan itibaren güç kazanmak isteyen Knez’lerin, özellikle Moskova ve Petersburg Knez’lerinin, Altınorda devleti ve bakiyeleri ile irtibatlanmaları iledir. Aldıkları desteklerle büyümeleri sonucu, 1400’lerden sonra Çarlık, Sovyet ve bu günkü Rusya’nın temellerini oluşturmuşlardır.
Zaman içerisinde özellikle Altınorda devletinin iç çekişmelerle dağılması ile Hanlıklar dönemi başlamış, Knezlerin güçleri de Han’lara yakınlıkla ölçülmüştür.
Hanlıkların da zamanla zayıflaması rüzgarı tersine döndürmüş, Knez’lere yakınlık güç göstergesi haline dönüşmüş; karizmatik, toparlayıcı liderlerin söz sahibi olmasıyla da iş, Rus imparatorluğuna kadar gitmiştir. Dolayısı ile Ruslar, devleti, devlet etmeyi, savaşmayı, siyaset ve istihbaratı Türklerden öğrenmişlerdir. Ateşli silahlar marifetiyle birçok Türk topluluklarını da boyunduruğu altına almışlardır.
Türk devletlerinin örf, töre, yasa ve inanç gibi, topluluklar ve devletlerle ilgili bağlayıcı kuralları olmasına rağmen; bu unsurlara sahip olmayan veya siyaseten ezoterik düşüncelere sahipmiş gibi görünenleri bağlayıcı hiçbir unsur olmadığı için çok zalim yöneticiler ve devletler ortaya çıkmıştır. Bu devletlerin ne yapacağını kestirmek; kurdukları girift oyunları çözmek çok zor olduğu için, rahatlıkla devletlerini devam ettirmektedirler.
Bu açıdan bakıldığında, Rusların sırrını çözmek çok zordur. Eğer bir “Rus Ruhu” varsa, bu ruhun oluşmasında Puşkin, Tolstoy ve Dostoyevski gibi şair ve romancıların çok büyük rolü olmuştur.
Rus ruhunun ete kemiğe bürünmüş hali bugün Putin olsa da, onun da rolünü tamladığını düşündüklerinde, hiç şüphesiz Putin’i de alaşağı ederler ve yollarına bir başkası ile devam ederler.
Batılılar, Rusya’nın dağılması ile umutlanmışlar ve bir şekilde Rusya’yı kapitalist sistemin içinde eritir, çökertiriz diye düşünmüşlerdi. Fakat Dünya kapitalist sistemi Rus ruhunu eritemedi.
Batı, Ukrayna krizinde sınıfta kalırsa -ki öyle görünüyor- Rusya, sınırlarını Avrupa’ya doğru zorlayacaktır.
Her halükarda Batı, Ukrayna krizinde Rusya’nın karşısına dikilip doğrudan çatışmayı göze alamadığı için Rusya’yı ekonomik izolasyon ile çökertmeye çalışmak istemektedir. Şayet bu yöntemle Batı istediğini elde edemezse, bir süre sonra önce kendi içerisinde çözülmeler başlayacak, daha sonra da bu, kendi aralarında bir çatışma ihtimalini beraberinde getirecektir.
Bu yeni durumda, Batı eskiden olduğu gibi, Dünya’da istediği gibi at oynatamayacak görünüyor. Dolayısıyla iki kutuplu dünyanın yerine, daha fazla kutuplar oluşacak (Rusya, Türkiye, Çin, Hindistan gibi) ve batının dünyayı şekillendirme rolü sona erecektir.
Bu gün Ukrayna krizi ile Putin Avrupa’yı çıtırdatmıştır. Avrupa silahlandığı anda çatırtılar başlayacaktır.
Dolayısı ile Rusya ile münasebetlerimiz zayıf köklü devletlerle münasebetlerimiz gibi olmamalıdır.
Stratejik Akıl, azami dikkat ve temkin…
Yakın geçmiş tarihimiz bizi ciddi manada uyarmaktadır.
İhtilalden sonra Lenin, çarlık Rusya’sının tüm sırlarını ortaya dökmesiyle, İngilizlerin, Osmanlıya karşı Ruslarla iş birliği yaparak bütün oyunlar ortaya çıkmış, bizim de parçalanmaya kadar nasıl gittiğimiz biraz daha aydınlatılmış ve tarihe not düşülmüştür.
Bu korku ve endişe ürünü bir düşünce değil tedbir amaçlı bir uyarıdır.
Yalta’da Dünya’yı paylaşım dünün meselesi.
Rusya’nın Ukrayna garnitürü neyi ifade ediyor.
En önemlisi bu günün güç sahipleri ne yapmak istiyor?
Yukarıda özet olarak bahsetmiş olduğum konular zaten ilgililerce bilinmektedir.
Endişem, muhatapların zaafı imiş gibi görünen oyunların içine düşmemizdir.
Oltalardaki yemi görüp, bu bir kazanımdır edasıyla zokaları yutmamızdır.
Oyun kurucuların hedeflerinin net görünmemesidir.
Devletler bir taşı bir kuşa atmazlar dolayısı ile hedefte hangi kuşlar var endişesidir.
Rusların hafife alınmasıdır.
ABD ve Avrupa’nın Ukrayna’ya desteğinin bizim tarafça abartısıdır.
Romantik anlayışların aklın ve tecrübenin önüne geçmesidir.
Elbette binlerce yıllık geleneğe sahip devletler de zaafa düşebilir.
Demem o ki; Rusların sırrını çözmek çok zordur. Aklın, vicdanın, ego’nun en girift meselelerine hakim olmayanlar tuzağa en çabuk düşecek olanlardır.
Onları çözmek çok zordur.
Bunu ancak Türkler çözebilir.
Size çarpıcı bir sır vereyim… 🙂
Rusların sırrı Binbir Gece Masalları’nda gizlidir.
Özellikle Dışişlerimiz ve diplomatlarımız okumamış iseler lütfedip okusunlar…
Tabii bu, Rusları iyi öğrenmenin daha ilk aşaması…
O kadar basit mi?
Binbir gece masalları o kadar zor ki…
Elbette satış alıcıyadır…
Binbir Gece Masalları…
Komik değil mi…
Bence de…
Mustafa Sami Atalay

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.