ՀՀ-ը կարող է լինել այն հարթակը, որտեղ միգուցե ձևավորվի ԱՄՆ-Իրան երկխոսությունը

Президент Грузии назвала условия начала диалога с Москвой

20 фактов об истории кумыков, которые вы могли не знать

Rusya’ya Karşı “Anakonda” Stratejisi

Mustafa Fahs: Tahran bahislerini Trump üzerine mi oynadı?

Gündem 11 Kasım 2020
44

İran liderliğinin ABD seçim sonuçlarıyla ilgili yorumları çeşitlilik gösteriyor. İran Dini Lideri Ali Hamaney “ABD’ye yönelik politikamız, şahısların gelip gitmesiyle değişmeyecek belirli bir politikadır” dedi. Hamaney yanlısı radikal Horasan gazetesinin ön sayfasında şu ifadeler yer aldı: “Maskesiz düşman gitti, maskeli düşman geldi.” Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, esnek bir tutum benimsedikleri açıklamalarında, yeni yönetim ile olası bir müzakere fırsatını dile getirdiler. Ancak aynı zamanda üstünlük içeren bir dil kullandılar ve ön koşullardan söz ettiler. Sanki sert mali yaptırımları uygulayan ABD değil de Tahran’mış gibi…

Tahran’daki bazı karar mercileri, Biden’ın seçilmesinden memnun olma konusunda ihtiyatlı davranıyor. Ancak bununla birlikte ikinci döneminde Trump ile müzakere fırsatını kaybetmenin acısını gizliyorlar. İran liderliği, başkanın ikinci döneminde, daha esnek önceki yönetimlerle arasındaki deneyimleri tekrar etmeyi umuyordu. İran’ın Bush ve Obama’nın ikinci dönemlerindeki deneyimleri kendisini yine böylesi bir bahse girmeye sevk etti. Başkanlığının ilk döneminde İran’ı ‘kötülük ekseninin’ bir parçası olarak gören Bush, ikinci döneminde İran’ın Irak üzerindeki hakimiyetini kabul etme, Suriye ve Lübnan’daki müttefikleri üzerindeki baskıyı hafifletme noktasına gitti. İran’a en ağır yaptırımları uygulayan ve Suriye halkının devrimine desteğini ilan eden Obama, ikinci döneminde onunla tarihi bir anlaşma imzalayarak bunun başarıları arasında kaydedilmesi için uğraştı. Bu nedenle, Yeşil Devrim’in maruz kaldığı baskıya göz yumdu ve Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen’deki istikrarsızlaştırıcı davranışlarına karşı çıkmadı.

İran’ın seçim tarihinden önceki son 6 ayda Trump yönetimiyle olan ilişkisi oldukça şüpheliydi. Nitekim kendine bütünüyle hâkim oldu ve ciddi bir tırmanışa yol açabilecek herhangi bir davranışta bulunmadı. Irak’taki silahlı gruplarının ABD ve koalisyon güçlerine yönelik saldırıları, geçtiğimiz Eylül ayı başında tamamen durdu. Sürpriz ise Beyrut’tan geldi. Şii ikilisi Hizbullah ve Emel Hareketi, on yıllık bir reddiye ve çeşitli ön koşulların ardından Lübnan hükümetinin İsrail ile müzakere etmesini ve deniz sınırlarının belirlenmesini onayladı.

ABD Hazine Bakanlığı, Emel Hareketi lideri Nebih Berri’nin, sınırların belirlenmesine dair anlaşmaları kamuoyuna açıklamasından itibaren Lübnanlı yetkililere yaptırım uygulamayı durdurdu. ABD Dışişleri Bakanlığı, siyasi sınıfla olan konuşmasında yumuşak bir dil kullandı. İsrail savaş uçaklarının Suriye’deki İran hedeflerine düzenlediği hava saldırıları durdu ve Hizbullah, Güney Lübnan sınırlarının sakinliğini korudu.

Trump, birçok kez başkanlık seçimlerden sonra bir anlaşma imzalamaya hazır olduğunu ima etti. İran’ın üzerine bahis oynadığı şey de buydu. Ancak Washington ile karşılıklı müzakere niyetleri ortadan kalktı ve sıfır noktasına geri döndü. Nitekim ikinci dönemindeki bir yönetim ile müzakerelerde bulunmak, ilk dönemindeki bir iktidarla olan müzakerelerden çok daha kolaydır. Bununla birlikte yeni yönetim, devlet kurum ve kuruluşlarının rolüne daha bağlıdır. Joe Biden’ın ekibinin önceki nükleer anlaşmaya olduğu gibi dönmesi imkansızdır. En iyi ihtimalle önceki yönetimin bıraktığı yerden başlarlar. Tahran, Trump yönetimi tarafından son haftalarda uygulanması muhtemel olan sert yaptırımlarla birlikte müzakerelere gidecek. Ayrıca Tahran, Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin ardından müzakere kabiliyetini etkileyen siyasi ve güvenlik boşluğundan mustarip.
Mustafa Fahs
şarkulavsat

Yorumlar