DR. BABEK CAVANŞİR: “TÜRKİYE’DEN SONRA EN FAZLA TÜRK NÜFUSUNA SAHİP OLAN ÜLKE İRAN’DIR.”

Diqqət Afrində: Türkiyə hərbi əməliyyatlara başlayacaq?

KAZAKİSTAN’DA MİLLİ MODERNİZASYON VE NAZARBAYEV’İN VİZYONU

Türk dünyasının yeni parlayan lideri və ya Özbəkistan prezidentinin psixoloji portreti

Mustafa Fahs: İran ile görüşme şartları müzakereye açık değil

Gündem 16 Nisan 2021
19

İran, Tahran’daki Natanz nükleer tesisine yönelik gizemli sabotajdan İsrail’i açıkça ve doğrudan sorumlu tutmasının ardından gerilimin tırmanmasına sebep olacak hamlelerde bulundu. Tahran her ne kadar bu yolla Viyana’daki nükleer müzakere taraflarına baskı yapmak için meydan okuyan bir üslup benimsemiş ve kışkırtıcı kararlar almış olsa da İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’den bu kibirli tavrı sona erdiren bir açıklama geldi. Müzakerelerin uzun sürmesinin birtakım riskleri olduğuna değinen Hamaney açıklamasında şunları söyledi:

“Viyana’daki nükleer müzakereler yıprandırma temeline dayanmamalı. Müzakerelerin uzaması zarar verecektir. Bozulmamasına dikkat etmeliyiz. Müzakereler bazı tarafların elinde süreci uzatma aracına dönüşmemeli. Böyle bir durum ülkeye zarar verecektir.”

İran’ın Dini Lideri müzakerelerin riskli olduğunun, zaman alacağının ve bu sürecin rejimin üzerinde daha fazla baskı yaratacağının farkında. Rejim, ABD yaptırımları sebebiyle İranlıların içinde bulunduğu yaşam sıkıntıları nedeniyle bir iç baskı ile karşı karşıya. Washington, Tahran’ın şartları karşısında yaptırımları tamamen kaldırmaya ya da hafifletmeye hazır görünmüyor. Bu durum, iki sorun arasında sıkışıp kalan İran karar mercilerinin uykularını kaçırıyor. Söz konusu iki sorundan ilki, müzakereleri bırakmak ve sonuçları garanti olmayan, pahalıya mal olacak bir yüzleşmeye gitmek. İkincisi ise müzakerelere devam etmek. Müzakerelere devam etmek rejimin, ülke içindeki konumunu etkileyecek büyük tavizler vermesini sağlayacak bir yıpratma sürecine gidecek olan ABD’nin şantajına boyun eğmesi anlamına geliyor.

Viyana’daki İran ekibi, ülke içerisinde büyük iç krizlerin baskısının sürdüğü bir dönemde müzakere masasında oturuyor. İran piyasaları temel ürünlerde sıkıntı çekiyor. Başta öğretmenler ve emekliler olmak üzere pek çok alanda maaş krizi devam ediyor. Sanayide faaliyetler aksıyor, petrol ihraç edilemiyor ve mali sıkıntılar yüksek enflasyona ve ulusal döviz kurunda sert bir düşüşe neden oluyor.

Buna karşılık dolaylı yoldan yapılan müzakerelere katılan Washington’a ek olarak 4+1 (Çin, Fransa, Almanya, Rusya, İngiltere ve İran) ülkeleri tüm kartları elinde tutuyor. Müzakereler, Tahran’ı memnun etmek ya da yatıştırmak zorunda değil. Ona istediği şeyi veremeyeceği gibi 4+1 grubunun istediklerini kabul etmeye zorlayacak bir pozisyona da sokabilir. Zira İranlı yetkililerin söylemlerine göre Viyana görüşmeleri, Almanya’nın birleşmesine ilişkin 1989-1990 yıllarında ABD, Sovyetler Birliği (SSC), İngiltere ve Fransa ile Batı Almanya ve Doğu Almanya arasında yapılan 2+4 müzakerelerine benziyor.

SSCB, Batı Almanya ile Doğu Almanya’nın birleşmesini kabul etmeden önce Sovyet pazarlarında temel gıda eksikliği baş göstermiş, Sovyet ekonomisi felç olmuş ve hazine, savaş faaliyetleri ve askeri sanayileşme yüzünden tükenmiş durumdaydı. Bu yüzden SSCB’nin son lideri Mihail Gorbaçov, eski Almanya Başbakanı Helmut Kohl’ü Almanya’nın birleşmesinin önündeki Sovyet engellerinin kaldırılması karşılığında devlet maaşlarını ödeyebilmek için Rusya’ya 4 milyar Alman markı değerinde borç vermeye ikna etmeye çalışmıştı. Ancak Beyaz Saray’dan, Almanya Başbakanı’nı borç ve Moskova’nın birleşik bir Almanya’yı Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’ne (NATO) katma şartlarının iptal edilmesi arasında bir uzlaşma talep etmeye yöneltecek bir uyarı geldi. Ancak Washington o sırada Bonn’un Moskova’ya borç vermesini engelledi ve bir taşla iki kuş vurmuş oldu. Bunlardan ilki, Avrupa Birliği (AB) ile NATO arasında tek bir Almanya’nın jeopolitik ve jeostratejik olarak mevzilenmesi, ikincisi ise Sovyetler üzerindeki ekonomik ve mali baskının artırılmasıydı. Bu baskı da SSCB’nin dağılmasını hızlandırmıştı.

Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, Viyana müzakerelerinin ikinci turu başlamadan önce yaptığı açıklamada “Odak noktamız, uzun zaman alacak olsa bile İran ile diplomatik görüşmeler yapmak” ifadelerini kullandı. Diğer taraftan gergin olan Tahran’ın zamanı yok. Tıpkı İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in “İran’ın nükleer anlaşmayla ilgili Viyana görüşmeleri sırasında aldığı teklifler incelenmeyi bile hak etmiyor” sözlerinde olduğu gibi rejimin gururu, Washington’ın sunduğu bazı kolaylıkları kabul etmesini engelliyor.

Dolayısıyla müzakerelerin bu turunda sonuç alınamamışa benzemiyor ancak durum iyimserliğe de sevk etmiyor. Zira gerçek başarı, rejimin veremeyeceği cesur bir taviz gerektirirken tarafların hiçbiri kendi koşullarından ödün vermiyor. Aynı şekilde Washington, Kongre’den uluslararası ortaklarına kadar birçok taraftan kuşatıldığı için büyük ölçekte bir girişimde bulunacak durumda değil.
Mustafa Fahs
şarkulavsat

Yorumlar