İranın “Türk açılımı”nın səbəbi

ABD, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail’in Akdeniz planı

Հակամարտություն Լեռնային Ղարաբաղում՝ ժամանակակից պատերազմի միջոցների տոնավաճառ. Sankei Shimbun (Ճապոնիա)

Azerbaycan’ın büyük muallimi Prof. Dr. Penah Halilov!

Mustafa Fahs: İran, Biden ve müzakerenin yansımaları

Gündem 18 Kasım 2020
29

Joe Biden’ın ABD başkanı olarak görevini üstleneceği 20 Ocak 2021’de aynı yıl 18 Haziran’da düzenlenecek İran cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar İran rejimi, karar alma mekanizması, etki ve nüfuz araçlarıyla ilgili her alanda değişikliklere neden olabilecek karmaşık, büyük iç ve dış kazanımlara hazırlık olarak iç işlerini yeniden düzenleme savaşı verecek.

Kafası karışmış Tahran, yeni ABD Başkanı Joe Biden yönetimiyle karşılaşacağı siyasi, ekonomik ve stratejik ikilemleri ele almasına yardımcı olacak erken çözümleri keşfetmekte güçlük çekiyor. Beyaz Saray’ın yeni sahibi ile ilişkisinin özellikleri henüz netleşmedi ve bu, Biden’ın idaresinde görev alacak isimleri açıklamasına bağlı. Tahran’ın dikkatli iyimserliğine rağmen, görünüşe bakılırsa artık Biden’ın siyasi ekibindeki Obamacı akıma güvenmiyor. Bu yüzden, eski başkan Barack Obama yönetimi ile müzakere aşamasında benimsediklerinden farklı seçeneklere yöneliyor. Tahran’ın müzakere konusu dosyalarda katılığa doğru kaydığının ilk işareti, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin 2013 yılında Dışişleri Bakanlığı’na devrettiği ve Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’in yönettiği nükleer dosyasının, Milli Güvenlik Kurulu’na iade edilmesi talebidir.

Dosyanın Muhafazakarların kontrol ettiği kurumlara iade edilmesi çağrısı, İran Devrim Muhafızları Siyasi Ofisi tarafından haftalık dergisi “Subh Sadık”ın pazartesi günü yayınlanan sayısında yer alan makaleyle yapıldı. Dergi, “İran nükleer dosyasını Yüksek Milli Güvenlik Konseyi’ne iade etmenin, nükleer anlaşma nedeniyle daha fazla kayıp yaşamayı önleyeceği” değerlendirmesinde bulundu.

İran Devrim Muhafızları ve radikal akımın bu önleyici hamlesinin amacı; Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile müzakere ekibinin önünü kesmek. İkinci görev süresinin son aylarında Washington ile ilişki duvarında, Joe Biden yönetimi ile yeni bir müzakere aşamasının temeli olacak bir müzakere zemini kurulmasına yol açacak bir gedik açmasını engellemek. Zira Ruhani, birden fazla kez Biden’ın seçilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi ve bunu Washington ile ilişkileri onarmak için bir fırsat olarak tanımladı.

İran’ın bir sonraki aşamaya ilişkin endişesi, Tahran liderliğini sertleşmeye itti. Bu da, Dini Lider’in yeni ABD yönetimine koyduğu ve herhangi bir müzakere turu başlamadan önce yerine getirmesini talep ettiği önkoşullarla cisim buldu. Dini Lider’in, Biden yönetiminin önüne zor koşullar koymayı ve onu ABD Dışişleri Bakanı Pompeo’nun koşullarından geri çekilmeye zorlamayı seçmiş olması pek uzak bir ihtimal değil. İran, Washington benzer bir adım atmadıkça koşullarından geri adım atmayacaktır. Dini Lider’in çıtayı yükseltmesi, Biden’ın seçilmesinden dolayı heyecanlı, coşkulu ve onun yönetimiyle iletişim kurulması gerektiğini söyleyen bazı seslere bir yanıttır. Dini Lider, Washington ile ilişki vizyonunda, rejimin kanatları arasındaki geleneksel bölünmeden uzak, birleşik bir siyasi ortam dayatmaya çalışıyor. Zira devlet kurumlarında tek tip karakteristik özellikler oluşmaya başladıkça, kendisinden önceki reform hareketinin kaybettiği gibi ılımlı akım da devletteki varlığını yitirecek.

ABD yönetimi, nükleer ve diğer daha karmaşık dosyalarda Tahran ile müzakereye ne kadar açık olursa olsun, Dini Lider’in öne sürdüğü şartlar, Tahran’ın müzakere masasındaki pozisyonuyla orantılı değil. Bu şartları dayatacak bir pozisyonda bulunmuyor. Bu, Dini Lider’in dış meselelerde çıtayı iç nedenlerle yükselttiğini düşündürüyor. Bunların başında, rejimin “Büyük Şeytan” olarak Washington karşıtlığına bağlı olan bütünlüğü ve meşruiyeti geliyor. Biden’ın ekibi, aynı kamp içindeki güç merkezlerinin mücadelesinden mümkün olduğunca kaçınmaya çalışan rejimin doğasını etkileyecek acı verici tavizler koparmayı başarırsa, onun meşruiyeti tehlikede olacaktır. Bu kamp, devleti askerileştirmekle suçlanan Devrim Muhafızları ile pozisyonunu korumak için çetin bir savaş veren radikal akım arasındaki ihtilafların sonucu olarak bölünmeye yatkın. Devrim Muhafızları kanadının Şura Meclisi ve Yargı Erki başkanlıklarını ele geçirmesinden sonra, iki grup arasında şimdi cumhurbaşkanlığı için çetin bir savaş yaşanıyor.

Dolayısıyla Biden’ın ekibi kesinlikle öncüllerinden farklı olacak. Ne Tahran’a karşı istediklerini yerine getirecek kadar gevşek olan Obama deneyimini ne de Trump’ın onun gücünü kıracak kadar sert cezalandırma deneyimini tekrarlayacak. Tahran’ın Biden ile karşı karşıya kalacağı iç tehlike, müzakerelerin artık nükleer dosya ile sınırlı kalmayıp, büyük olasılıkla genişleyerek insan haklarıyla bağlantılı iç dosyaları ve vekilleriyle bağlantılı dış dosyaları da kapsayacak olması. Çünkü bu, rejimi meşruiyetini meşrulaştıran ideolojik bahanelerinden yoksun bırakacak.

Mustafa Fahs şarkulavsat

Yorumlar