“Müsəlman sol” CHP ilə Səadəti nə birləşdirir?

Русский «Пенициллин»: вражеской артиллерии пилюля гарантирована

Trump’ı Yahudilerle vurmak!

Hong Kong’da yıkılan Çin imajı

Mustafa Fahs: Biden ve Putin fotoğraf çekinmekle mi yetindi

Rusya 19 Haziran 2021
27
MAKEDONYA'DA SINAVSIZ ÜNİVERSİTE

Biden ve Putin’in görüşmesi olağanüstü değildi. Ayrıca yeni bir Yalta Zirvesi de değildi. ABD ve Rusya’nın 4 saat süren görüşmesinden beklenen sonuçlar çıktı. İki taraf da hayati öneme sahip dosyalardaki tansiyonu düşürmek için diplomatik yolu canlandırmak üzerinde uzlaşmakla yetindi. Her bir tarafın kendi gündemine göre kullanmak istediği görüşmelerde nükleer güçleri sınırlama anlaşmaları, büyükelçilerin görev yerlerine dönmesi veya iklim konuları dışında uluslararası güvenliği ve istikrarı etkileyen hassas konular üzerinde de uzlaşılamadı.

Viyana’da Joe Biden’ın yüzündeki kırışıklıklar yaşadığı uzun hayatın bir emaresiydi. Soğuk Savaş döneminde Sovyetler ile mücadelenin zirvesinde Senato Dış İlişkiler Komitesi’nde geçirdiği zaman, kendisini Rusya ile ilgili meselelerde tecrübe sahibi yaptı. 2011 yılında Moskova’da yaptıkları ilk görüşmeden itibaren düşmana dönüşen mevkidaşını anlamasına yardımcı oldu. Ancak dış görünüşüne dikkat eden ve 60’larında olmasına rağmen yüzünde kırışıklıkları olmayan bu düşman, görmüş geçirmişlikle toyluğu karşı karşıya getirmekte ısrarcı. Bu yüzden Putin zirveden istediğini almış olabilir.

Vladimir Putin’in diğer Sovyet liderlerinin aksine kendisine içeride hizmet edecek bir kazanım elde ettiği açıktı. Diğer Soyvet liderler ABD başkanlarıyla yaptıkları ikili zirveleri, dışarıda meşruiyetlerinin tanınmasını sağladığını düşünerek küresel liderliklerinin uluslararası alanda tanınması için bir fırsat olarak görüyorlardı. Ancak Putin dışarıda meşruiyet kazanmasının sınırlı olduğunu ve bunun daha çok Batı’yı, özellikle de Washington’ı kışkırtma politikalarının getirilerine dayandığını oldukça iyi biliyor. Bu yüzden içeride zirvelere yatırım yapmayı tercih ediyor. Böylece bu zirveleri daha çok koltuğunda kalmak ve rejiminin meşruiyetini sağlama almak için kullanıyor. Tıpkı Sovyet döneminde olduğu gibi Putin’in rejimi de devleti ve toplumu yöneten bir doktrine dayanmıyor. Aksine rejimin içerideki meşruiyeti, ideolojik zayıflığı tarafından her zaman tehdit altında ve ancak bu tür zirvelerde güç sergileyerek sağlamlaştırılabilecek bir kimlik krizinden muzdarip durumda.

Buna karşılık ABD liderliği, özellikle mevcut ABD yönetimi ve Başkan Biden, Soğuk Savaş’ta galip gelen taraf olarak davrandığı ve Washington’ın küresel liderlik pozisyonundan çekilmeye niyeti olmadığını gösterdiğinden dolayı zirveyi iki kutupludan ziyade ikili görüşmeler olarak lanse etmeye çalıştı. Bu yüzden ABD yönetimi, yeni bir Soğuk Savaş veya silahlanma yarışından bahsetmekle ilgilenmedi. Ancak ABD daha önceden angajman kurallarını değiştirip Rusya sınırlarına komşu olmuş ve Gürcistan’dan Ukrayna’ya geçip oradan da Azerbaycan ve Belarus’a kadar Rusya’nın ulusal güvenliğine doğrudan tehdit oluşturacak hamlelerde bulunmuştu. Buna ilaveten Soğuk Savaş döneminde iki kamp arasındaki ilişkileri yönlendiren yıldırma dengesi ilkesini ortadan kaldıran, şimdi ise döviz silahı ve küresel dolarizasyon ticareti lehine yüzde 66 oranında bir düşüş kaydeden ekonomik ve mali bir üstünlük sağlamıştı. Bu durum, Washington’ın küresel olarak para hareketini ve küresel ekonomiyi kontrol etmesine izin vermiş ve yaptırım silahının yalnızca ABD’de kalmasını sağlamıştı.

ABD ve Rusya arasında genelde sakin ve sınırlı sonuçlar getiren zirveler, siyasi ve stratejik krizlere zemin hazırlamıştır. Örneğin 1959 yılında Nikita Kruşçev ile Eisenhower arasında yapılan zirvenin ardından Avrupa, iki ülke arasında jeopolitik bir çatışmaya sahne oldu. Ya da 1961 yılının haziran ayında John F. Kennedy ve Kruşçev arasında yapılan ve belli bir sonuç alınamayan zirvenin ardından bir nükleer savaş patlak vermek üzereydi.

Bununla birlikte asıl konusu Vietnam Savaşı olan ve Leonid Brejnev ile Richard Nixon’ı bir araya getiren 1972 Mayıs Zirvesi, neredeyse Ortadoğu’da bir dünya savaşının fitilini ateşliyordu. Bunlar arasında en önemlisi ise Carter ve Brejnev arasında Afganistan Savaşı’ndan önce yapılan 1979 Viyana zirvesiydi.

1985’teki Reagan-Gorbaçov zirvesi, Sovyetler Birliği’nin geleceği için bir dönüm noktası niteliğindeydi. Bu nedenle iki başkanın kimyasının hiçbir şekilde uyuşmaması ve önemli konuların ele alınmaması yüzünden bu zirve stratejik felaketleri getirebilirdi.

Dolayısıyla Vladimir Putin, medya ve güvenlik servislerinin yerel medyanın tümüne servis ettiği bir fotoğraf çektirmeyi başardı. Bu fotoğrafta kısa bir süre önce Kremlin Çarı’nı katil olarak nitelendiren ABD liderine karşı bir zafer coşkusu görülüyordu. Ne var ki Moskova, hayati dosyalarda kan kaybetmeye devam ederken Washington Rusya’nın jeopolitik sınırları boyunca varlığını da koruyor.
Mustafa FahsŞarkulavsat

Yorumlar