Hasan Oktay: “Türkiye acil önlem almalı ”

Kabe örtüsünün yırtılması Suudilerin sonunu müjdeleyen ilahi işaret mi?

ermənilər Azərbaycana qarşı informasiya

İDLİB ÜZERİNDEN KURAMSAL YAKLAŞIMLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

Murteza HASANOĞLU: Afganistan’ın Bugünü ve Geleceği

Gündem 23 Ağustos 2021
77
MAKEDONYA'DA SINAVSIZ ÜNİVERSİTE

Bir askeri operasyonun en sancılı aşaması geri çekilmedir. ABD Taliban’la yaptığı anlaşmalara rağmen ve eski Afgan güvenlik güçleri varken bunlara güvenmeyip kendi başına panik halinde ve nihayetinde başarısız olarak algılanan bir çekilme gerçekleştirdi. Muhtemelen, Türk askerinin kendi çekilmesini emniyete almasını düşünerek Kabil havaalanının işletilmesi meselesini gündeme getirmişlerdi. Artık buna pek gerek kalmadı. Aslında ABD’nin kendi askerlerini çekme konusunda başarısız olduğu söylenemez, zira ABD ciddi bir stratejik taşıma-ulaştırma kabiliyetine sahip. Sorun birlikte çalıştığı yerel insanlar ve örgütlerle ilgili başarısızlığıydı. Görünen o ki arkada kalanlar pekte umurlarında değil. Önemli ve öncelikli olan kendi vatandaşlarının (seçmenlerinin) güvenliği. İnsanın değerini veren demokrasinin kıymeti bir kez daha ortaya çıkıyor. Demokrasinin gerçekten işletilmediği yerler insanın değerinin olmadığı yerler maalesef.
Afganistan’da yakın ve orta dönemde geniş kapsamlı bir savaş tehdidi olmaması batılı güçlerin Taliban’la anlaşma yolunu seçmeleri göz önünde bulundurulduğunda oldukça olasıdır. Ülkedeki silah stoku uzun yıllar askeri yatırıma kaynak ayrılmasına ihtiyaç duyurmayacaktır. Ne var ki 40 yıla yakın savaş durumu ülkede üreten bir ekonominin altyapısını ortadan kaldırmış, dış yardımla dönen bir ülke ekonomisi mirası bırakmıştır. Bugünlerde batılı ülkeler de yardımlarını sonlandırarak ülkeden çıkıyorlar. Bu durumun eninde sonunda olacağı, ülkenin kendi milletinin iradesiyle yönetildiği bir noktaya geleceği kaçınılmazdı. Ancak askeri güç kullanarak ülke yönetiminin el değiştirdiği bugünkü durumun anlaşılmazlığı millet iradesinin ne oranda ülke yönetimini devraldığının belirsiz olmasıdır. Diğer önemli sorun da ülke iradesinin elde değiştirmesindeki bu olağandışı durumun ne kadar uluslararası hukuk düzenince kabul göreceğidir. Ülkedeki muhalif kabile veya kesimlerin koalisyonunu temsil eden Taliban’ın önemli bir halk desteği aldığı aşikâr ancak ne kadar olduğu muğlaktır. Mevcut durumda Afganistan Cumhurbaşkanlığı sarayında Taliban oturmaktadır ancak bu durum hukuki olarak meşru değildir. Diğer ülkelerin yöneticilerinin Afgan pazarından pay kapmak için resmi görüşme yapmak için aralarında yarışmaları hukuk devletleriyle bağdaşmaz. Talibanlı Afganistan’ın dünya ülkelerinden kabul görmesi için millet iradesini temsil ettiklerini ispatlayabilecek ve dünyayı ikna edebilecek hukuki düzenlemelere gitmeleri beklenmelidir. Bunun karşılığı seçimler yapılması ve parlamento kurulması gibi girişimler olabilir. Yakın zaman içerisinde ülkedeki savaş ve işgal durumundan usanmış iç kamuoyunda ciddi bir muhalefetin gelişmesi beklenmemelidir. Bu statüko aynı zamanda Taliban’ın alternatifi bir hükümetin ve rejimin olmadığı anlamı da gelmektedir. Ancak orta ve uzun vadede Taliban koalisyonu ciddi bir yönetim sınavı verecektir. Kıt kaynaklarla ve içe kapalı muhafazakâr bir yönetimin dünya ticaretinden pay alıp ülkedeki güvenlik ve refah düzeyini koruması ve yükseltebilmesi oldukça zorlu bir sınav olacaktır. Olası başarısızlık durumu alternatif rejim tartışmalarını gündeme getirecektir. Taliban sözcülerinin dünya kamuoyuna temkinli mesajları altına girdikleri zorlu durumun önceki ideolojileriyle çözümlenemeyeceğini anlamış olmalarından kaynaklanıyor. Taliban yönetiminden yakın zamanda sanılanın aksine askeri operasyonlar veya yatırımlarla ilgili haberler duymaktan ziyade önce çevre ülkelerle ekonomik gelir getirebilecek anlaşmalar gayretlerinin haberlerini duymak olasıdır. Koalisyonun tepe yönetiminden dış dünyayla uyumlanma mesajları yayılırken, koalisyonun alt tabakalarında geçen 20 yıl içinde gelişen devlet güçleriyle çatışmaların ve kişisel husumetlerin acımasız intikamlarının haberlerini duymak olasıdır. Taliban yönetiminin koalisyonun içinde çatışma yaşamaktansa bu infazların yapılmasına göz yummaya ve dış dünyaya duyurmamaya gayret edeceği anlaşılıyor.
ABD ve Taliban arasında yapılan barış ve çekilme anlaşmasının bir tarafında dağılan önceki Afgan devletinin olmaması ilginçtir. Kabil havaalanında buhar olan önceki hükümetin geleceğinin olmadığı ABD –Taliban anlaşmasında yattığını çoğu kimse göremedi ve Taliban’ın elini kolunu sallayarak Başkenti ve yönetimi devralması şaşkınlık yarattı. Dünya bunu göremese de Afgan devletinin en tepesinden an altına kadar herkes Başta ABD olmak üzere NATO işbirlikçisi devletin ruhunun tükendiğini görmüşlerdi. İstisnai bazı güvenlik güçlerinin direnişi dışında kimse eski devletin ruhunu teslim etmesine itiraz etmedi. Bunu sadece paralı güvenlik güçlerinin şahsi özelliklerine, devlete bağlı olup olmamalarına bağlayarak açıklamak gerçek dışı olur. Zira bir ülkenin ordusu onun milletinin gücünü temsil eder, gücünü ondan alır, bu durum bütün devlet görevlileri için geçerlidir. Afganistan’da mesele ordu meselesi değil millet olma meselesidir. Milletin kendini devlet üzerinde temsil edebilme, devletini kendi vizyonuna, uzak yakın beklentilerine göre şekillendirebilme meselesidir. Afganistan’daki bugünkü durumdan bakıldığından işgal altındaki ülkenin eski hükümetleri ağzıyla kuş tutsa sokaklarında gezen işgalci yabancı askerlerin hesabını halkına veremezlerdi ve geçen yıllar boyunca veremediler. Halk kavramı batı toplumlarında tek bireye kadar ağırlıkla indirgenebilir ancak toplulukçu doğu toplumlarında halk kavramı aynı zamanda aşiretlerin, kabilelerin, geniş ailelerin, etnik ve dini grupların kolektif yapısını daha çok çağrıştırır. Bireyler kendi beklenti ve amaçlarından çok ait oldukları bu grupların çıkarını ve beklentilerini öncelerler. Açık ifade etmek gerekirse Afganistan’ın halkı, yani büyük oranda aşiret, kabile ve diğer örgütlü alt kimlik grupları ABD işgali altında çalışan hükümeti ve onunla birlikte tüm devleti bırakmış ve onun arkasındaki desteği çekmiş olduğu anlaşılmaktadır. Taliban’ın iç savaş çıkarma yeteneği ve geleneği oldukça gelişmiş olan Afganistan toplumunda önemli bir çatışma yaşamadan ülke yönetimini ele geçirmesi arkasındaki desteğin bir göstergesi sayılmalıdır.

Doç.Dr. Murteza HASANOĞLU

Yorumlar