Lübnan üzerindeki hesaplar

Türkiye Suriye’de yaptığı hatayı Libya’da tekrarlamak istemiyor

MOĞOLİSTAN’DA KAZAK TÜRKLERİN “KARTAL FESTİVALİ” BAŞLADI

Trump Azil sürecine nasıl geldi

Mutabakatın Muhayyel Unsuru: “Türk Barış Gücü”

Azerbaycan 10 Kasım 2020
335

Ali Asker

Dağlık Karabağ’da askeri operasyonların durdurulmasına dair Kasım ayının 9’u 10’una bağlayan gece saat 01.00’da (Moskova saatiyle 00.00) Rusya Devlet Başkanı, Azerbaycan Cumhurbaşkanı ve Ermenistan Başbakanı arasında imzalanmış belge gündeme bomba gibi düştü, halkı uykudan uyandırdı, Erivan ve Bakü’de halkı sokaklara döktü. Ermeniler itiraz ediyor, Azerbaycanlılar zafer kutlaması yapıyorlardı. Geç saatlerde Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in ulusa sesleniş konuşmasında Paşinyan’ın henüz belgeyi imzalamadığını, daha önceki konuşmalarında sarf ettiği ifadeleri de kullanarak, zaten başka çaresinin olmadığını, imzalayacağını söyledi. Belli oldu ki Paşinyan da Ermeni ulusuna seslenerek, çok zor, olağanüstü zor bir anlaşmaya imza attığını, bunun “Artsah”ın kurtuluşu için yaptığını ifade etti. Açıklamanın ardından Erivan’da tansiyon yükseldi, Başbakanlık ofisi basıldı ve tahrip edildi. Paşinyan, ise söylentilere göre daha önceden Erivan’a gelmiş bir Rus jetiyle Soçi’deydi.
Aliyev’in işi gayet rahattı: galip tarafın Başkomutanı, kısa süre önce Şuşa’yı almış birisi olarak anlaşma maddelerini yorumlayarak halka anlattı, bunun Ermenistan için bir hezimet olduğunu söyleyerek alışılagelmiş kelimelerle Paşinyan’a yüklendi.
Uzun müddettir, açık şekilde Türkiye’nin diplomatik destek verdiği, desteğin ötesinde “her türlü” güvence verdiği Türkiye’nin barış masasında yer almaması, dahası bölgede görev yapacak barış gücüyle ilgili anlaşma hükümleri arasında Türkiye’nin yer almaması açıklanmaya değer hususlardı. Kuşkusuz, bu soruların kamuoyunun dikkatinden kaçmayacağını iyi bildiği için Cumhurbaşkanı İlham Aliyev yazılı metnin maddeleri arasına Türkiye’yi de konumlandırmak ihtiyacı duydu. Türkiye’nin Barış Gözlem Merkezinde yer alacağını ifade etti. Bu açıklama görsel ve medyada şu şekilde tecessüm etti: Karabağ’da Türk Barış Gücü de görev yapacak. Peki, gerçek durum nedir?
Kısa bir değerlendirme yapalım:
1. Belgenin hazırlandığı ve imzalandığı mutabakat masasında Türkiye yer almadı
2. Belge metninde Türk ve Türkiye sözcükleri asla yer almadı
3. Barış Gücü’nün Rus ordusu tarafından sağlanacağı açık şekilde ifade edildi, somut sayılar ve konuşlanma mahalleri ifade edildi: Dağlık Karabağ’ın sınır hattı boyunca ve Laçin koridoru boyunca Rus Barış gücü konuşlanacaktır. Barış Cücü’nde hafif silahlı, 90 zırhlı personel taşıyıcılı, 380 adet otomobil ve özel teçhizatlı 1960 asker görev yapacaktır. Barış Gücü’nün görev sürtesi 5 yıl olarak belirlenmiştir. Söz konusu sürenin tamamlanmasına 6 ay kala mutabakatın ilgili hükmünün uygulanmasına itiraz edilmediği durumda mutabakat tekrar 5 sene uzatılacaktır.
4. Mutabakat belgesinin 5. maddesine göre çatışan taraflar arasında mutabakatın uygulanması üzerindeki kontrolün etkinliğini artırmak amacıyla Barış Merkezi oluşturulacaktır. İlham Aliyev, 5. maddeye vurgu yaparak Rusya’nın yanı sıra Türkiye’nin de Barış Merkez’inde yer alacağını açıkladı ve bu husus üzerinde özellikle ısrar ettiğini vurguladı. Bu husus, geç saatlerde İnterfax Haber Ajansı’nın diplomatik kaynaklara istinaden aldığı bilgilere dayanarak doğrulandı: Türkiye ve Rusya’nın bu konuda temaslarda bulunacakları belirtildi. Fakat şunu özellikle vurgulamak gerekir: Gözlem Merkezi bir Barış Gücü değildir, bölgedeki gelişmeleri gözlemleyen bir gruptur. Yani hiçbir şekilde muharip bir hüviyeti haiz değildir.
5. Türkiye ile ilgili Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından altı çizilen bir başka husus da Nahçıvan ve Azerbaycan arasında bir bağlantı yolunun inşa edileceği bilgisi oldu. Bu da yanılgıya açık bir konudur. Keza söz konusu bağlantı Laçın koridoruna benzer bir koridor şekilde telakki edilmektedir. Oysa burada söz konusu olan, koridor değil, sadece bir bağlantı yoludur.
Bundan sonraki süreçte olaylar seyri ve uygulama sırasında meydana gelen sorunların nasıl aşılacağı konusunda değişik senaryolar geliştirilebilir. Belki ilerleyen dönemlerde Türkiye’nin bir başka şekilde sürece dâhil edilmesi ihtiyacı doğabilir. Ama hâlihazırda, Türkiye’nin Karabağ’da konuşlandırılacak bir Barış Gücü kapsamında her hangi bir rol almadığı kesindir.
Peki, bir tarafta Ermenistan ve ona kesintisiz destek veren Rus ordusunun karşısında Azerbaycan kendini nasıl güvence altına alacak: Bu hususta atılması gereken zaruri adım Azerbaycan ve Türkiye arasında askeri bir ittifak gücünün tesis edilmesi olacak. Nitekim Ermenistan ve Rusya arasında uzun süreden beridir buna benzer bir güç zaten mevcuttur.
.

Yorumlar