KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Rusya
  4. »
  5. Moskova ve Kiev: Ayı ne kuşatılır ne de kısıtlanır

Moskova ve Kiev: Ayı ne kuşatılır ne de kısıtlanır

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 8 dk okuma süresi
336 0

Hızlı adımlarla ilerleyen Ukrayna krizi, arkasında uluslararası barış ve güvenliğe yönelik gerçek bir tehdit bırakarak dağın tepesinden yuvarlanan ve eteğine çarpmak üzere olan bir kartopu gibi görünüyor.

Dillerde dolaşan ve kapalı odalarda sorulan soru aynı: Rusya, Doğu Avrupa’nın her an patlaması muhtemel tek sıcak noktası olan Ukrayna’yı işgal edecek mi? Hatta kıyametin kopma tarihinin önümüzdeki Ocak sonu ya da en geç Şubat başı olduğunu iddia edenler var.

Ukrayna krizinin ipleri iç içe geçmiş durumda ve çizgileri bir yanda Rusya Federasyonu ve jeostratejik ufku ile diğer yanda en yakın komşusu olan Avrupa Birliği arasında kesişiyor. Kartların büyük bölümü ise Çar Putin’in kafasında ve olup biteni okuyamayan ABD’nin elinde olmayı sürdürüyor.

Geçen Mart ayında Rusya, sınırlarına on binlerce asker yığdı. O sırada, takip eden herkese saat 11’i vurmuş ve Ruslar Ukrayna’ya askeri müdahale konusundaki kararlarını ve pozisyonlarını kesinleştirmiş gibi geldi. Ancak hiçbir şey olmadı.

Bu yazının yazıldığı sırada her iki taraftan peş peşe açıklamalar geliyordu. Ruslar, Ukraynalıların ordularının neredeyse yarısını Rusya sınırına yığdığını söylüyorlar. Ukraynalılar da Rusları, zırhlı araçlarla, kısa ve orta menzilli füzelerle donatılmış ağır tümenlerini, ne karşı konulabilecek ne de durdurulabilecek elit birliklerini savaşa hazırlamakla suçluyorlar.

Ukrayna tuzağı hakkında konuşmak -Ruslar için bir tuzak olduğu kabul edilebilirse- yazı için tahsis edilmiş mevcut alandan daha fazlasına ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle, sahnenin derin sorular aracılığıyla hızlı ve odaklanmış analitik noktalara ihtiyacı olabilir.

İlk soru şudur; Rusları Ukrayna konusunda böyle bir pozisyon almaya iten nedir?

Açık cevap şu ki, “NATO” Ukrayna’yı Rusya’nın sırtındaki bir hançere dönüştürmek için çok çalışıyor ve bu, Ukraynalıların inkâr edemeyeceği bir şey.

ABD’nin Rusya’yı ablukaya alma planı, onu bir çekiç ile örs arasında bırakmak isteyen birine benziyor. Çekiç, AUKUS gibi askeri ittifaklar, örs de “QUAD” ittifakı. Bu ikisi arasında ise Washington, daha önce 2008’de Gürcistan üzerinden denediği gibi Ukrayna üzerinden Rusya’yı huzursuz ediyor.

Gelgelelim Sam Amca, ayının ne kuşatılabileceğini ne de sınırlanabileceğini, kendini savunmakla kalmayıp, aynı zamanda bizzat “NATO”nun Avrupa Birliği tarafından temsil edilen yumuşak karnına karşı masayı devirebilecek kartlara sahip olduğunu gözden kaçırıyor.

Amerikalılar Ukrayna’yı yanlarına çekmek ve NATO yörüngesine itmek için çok çalışıyorlar. Ancak herkes, Rusya için bunun gerçekleşmesi neredeyse imkânsız bir husus olduğunu biliyor.

“Foreign Affairs” dergisinin son sayısında yayınladığı derinlemesine bir çalışmada, Michael Kimmage ve Michael Kaufman’ın savaşmadan Ukrayna’nın Batı’nın yörüngesine girmesine izin vermeyecek olan Rusya hakkındaki uzun analizlerini okuduk.

Aynı bağlamda bir başka soru şu: Ukrayna Rusya için neden bu kadar önemli?

Görünen o ki, bu sefer cevap doğada yatıyor. Coğrafi konumu, Ukrayna’yı Rusya’nın “büyük güç” statüsü arayışında kritik nokta haline getiriyor. Kırım’da bulunan ve Karadeniz’e hâkim Sivastopol limanının Rus donanmasının dış dünyaya açılan en önemli kapısı olduğu bir sır değil. Buna dayanarak Ukrayna ile çatışma, Rusya için tolere veya müzakere edilemeyecek bir bahis haline geliyor.

Ukrayna, Rus jeopolitik düşüncesinin en önemli odak noktalarından biri gibi görünüyor. Bu nedenle gerek Suriye’de gerekse Dağlık Karabağ’da olsun Rusya’nın son yıllarda giriştiği diğer askeri operasyonlardan farklı. Özellikle de analistler, bir yanda Ukrayna meselesinin tarihi, kültürel ve eski Sovyetler Birliği’ndeki rolünü, diğer yanda geniş yüzölçümü, nüfusu ve ekonomik potansiyeli gerçekliğini göz önünde bulundurduklarında.

Bir sonraki soru; Çar, coğrafi ve demografik yakınlık açısından Afganistan’dan farklı olan Ukrayna tuzağına çekilebilir mi?

Büyük stratejik Rus askeri zihninin bu hususu gözden kaçırmadığına şüphe yok. Nitekim Rusya’nın kanatlı planörlü füzeleri, özellikle de “Zirkon” füzesi sayesinde Ukrayna’daki karar alma merkezlerine beş dakika içinde ulaşabilmesi mümkün olsa da, Çar Putin’in yapabileceği tek şey, mevcut durumu siyasi olarak hareketlendirmek için sınırlı ve hızlı bir askeri operasyon düzenlemektir. Bu operasyonun bir diğer hedefi de Kiev’i, Batılı askeri ve ekonomik kurumların Ukrayna’nın karar çevrelerine girişini önleyecek merkezi olmayan bir sisteme girmeye zorlamaya çalışmaktır. Bu, Rusya için can alıcı bir nokta ve Putin’in aşılmaması gerektiğini düşündüğü kırmızı çizgilerdir. Rusların arzu ettikleri şey, Kiev’e 2015 Minsk anlaşması konusunda bazı tavizler vermesi için baskı yapmaktır. Rus ordusu, bölgeleri kontrol altında tutmanın zorluğunu göz önüne alarak, geniş bir yüzölçümüne sahip Ukrayna’da açık bir çatışma istemiyor.

Ruslar böyle bir operasyon yaparsa Washington ve Brüksel ne yapabilir?

Görünen, Washington’un hiçbir koşulda kapsamlı bir çatışmaya sürüklenmeyeceğidir. Özellikle de Ukrayna’nın NATO üyesi olmadığı ve bu nedenle ittifakın üyelerine sağladığı “güvenlik garantisi”nden yararlanamadığı göz önüne alınırsa. Avrupa Birliği’ne gelince, elinde yalnızca siyasi pozisyonlar ve ekonomik yaptırımlar var. Ukrayna turunun kazananı mutlaka Putin mi olacak?

NATO, 2008’deki Gürcistan krizinin bir kez daha tekrarlanması ile karşı karşıya görünüyor. Afganistan’dan çekildikten sonra, “NATO”nun dağılmasının ve Amerikan emperyal gücünün aşınmasının başlangıcı olan şu soru sorulmaya devam edecek: Sam Amca ile ittifaka kim güvenir?

Özetle, Ukrayna sahnesi, yeni dünya düzeni sonrasındaki yeni bir dönüm noktasıdır.

İmil Emin
Mısırlı yazar
Şarkulavsat

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir